"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Suriye bataklığı

Mehmet KARA
20 Ekim 2019, Pazar
Türkiye’nin terör örgütü olarak gördüğü, ABD’nin silâh ve teçhizat yardımı yaptığı, terör örgütü PKK’nın Suriye’deki uzantısı PYD’nin kontrolündeki bölgeye Türkiye’nin başlattığı Barış Pınarı Harekâtı’nın 9. gününde ABD ile yapılan görüşmeler neticesinde operasyonlara 5 gün “ara” verildi.

Anlaşmaya göre, Türkiye’nin “Barış Pınarı Harekâtı ile oluşturmaya çalıştığı 32 km derinliğinde 444 km genişliğindeki Güvenli Bölge’den silâhlarıyla birlikte PKK/YPG çekilecek. Türkiye terörist unsurları çekilene kadar bölgede durmaya devam edecek. Bu süre içinde çekilmezse harekât devam edecek.

Burada soru şu? ABD ve PKK/YPG sözünde durur mu, yaptığı anlaşmaya sadık kalır mı? Hem de, ABD Başkanı 9 günlük süre içerisindeki tavır ve sözlerinden güvenilmeyecek bir insan olduğu ortaya çıkmışken… Hep ikiyüzlü, ikircikli bir tavır içinde olurken, küstah açıklamalar yapmışken… Bir dost, bir düşman görünmüşken… Daha anlaşmanın yapılmasının üzerinden 12 saat geçmeden, “Ben biraz kavga etmeleri gerekiyor’ dedim. Okul bahçesindeki iki çocuk gibi kavga etmelerine izin vereceksiniz, sonra da ayıracaksınız” sözünü söyleyen, Barış Pınarı Harekâtı’nın başlığı günden (9 Ekim 2019) bir gün öncesinde de Cumhurbaşkanı Erdoğan yazdığı skandal mektubunu servis edenlerden samimî olmasını, sözünde durmasını beklemek saflık olur. 120 saatlik süre içerisinde temkini elden bırakmamak en doğru olan yoldur.

2011 yılından bu yana Suriye’yi bataklığa çeviren başta ABD, Rusya olmak üzere “küresel güçler”in oradaki hesaplarının bittiğini düşünmek başka bir saflık olur. Hele ki, ABD’nin terör örgütüne yaptığı yüzlerce tır silâh ve mühimmatı bırakıp çekilmesi de söz konusu bile olmaz. Sadece anlaşmaya uymak adına silâhlarını bırakmış görülebilir!

***

Dost mu, düşman mı?

Buraya nasıl gelindi. ABD’nin ikiyüzlü tavrını görme açısından özetlemekte fayda var.

Bu bölgede terör örgütlerinin arkasında ABD’nin olduğu biliniyordu. Zira, ABD, PKK/PYD’ye yüzlerce tır’la silâh yardımı yaptığını da saklamıyor, “müttefikimiz” olan ABD’nin, terör örgütü için “güvenli bölge oluşturma” peşinde olduğu da ortaya çıkmıştı.

Türkiye bu gelişmeler devam ederken harekâtı başlattığında “mutabakata” varıldığı açıklanmasına rağmen, “Eğer Türkiye benim büyük ve benzersiz bilgeliğimle sınırı aşmak olarak değerlendirdiğim bir şeyi yaparsa, Türkiye’nin ekonomisini tamamen yok edeceğim” diye tehditler savurmuş. O günlerde sonradan ortaya çıkan o skandal mektubu yazmıştı.

 “Türk dostu” denilen ve hem Türkiye’de hem de ABD’de de en üst düzeyde Türk yetkililer ile görüşen ABD’li Cumhuriyetçi Senatör Lyndsay Graham Türkiye’nin NATO üyeliğinin askıya alınmasını talep edecek kadar ileri gitmişti. Graham, Trump’ın başkanlık kararnamesiyle Türkiye’ye yaptırım uygulamasını şiddetle desteklediğini söylemişti. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Millî Savunma Bakanı Hulusi Akar ile Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez yaptırım listesine alınmış, ABD’deki varlıkları dondurulmuştu. İlâve yaptırımlar konusunda da “tehditler” arka arkaya gelmişti.

Bütün bunlar olurken, Trump bir yandan yaptırım kararını imzalayıp tehditler savururken diğer yandan da “NATO üyesi Türkiye ile savaşa girecekleri yönündeki beklentilerinde boşuna olduğunu” söylemesi, sabah ayrı, öğlen ayrı, akşam ayrı açıklamaları bir yandan dost bir yandan düşmanca tavrı Trump’a güvenilemeyeceği bir kez daha göstermişti. Tıpkı şimdi olduğu gibi…

***

Asıl oyun kurucu Rusya mı?

Diğer yandan da Rusya farklı bir pozisyon alıyor. Rusya destekli Esad yönetimi Türkiye’nin terör örgütü kabul ettiği SDG ile anlaşıp Kuzey’e yani Türkiye’nin güvenli bölge yapmak istediği yöne doğru ilerledi. Türkiye’nin Ayn El-Arap ve Menbiç’e gireceğini açıklamasından sonra Rusya’dan beklenmedik bir hamle gelmiş, Rusya desteğiyle rejim güçleri Menbiç’e girmişti. Bu gelişmeler olurken Erdoğan, “Menbiç’e rejimin girmesi benim için çok çok olumsuz değil. Sonunda bunların kendi topraklarıdır. Ama burada terör örgütlerinin kalmaması benim için önemli” diye bir açıklama yapmıştı.

***

Suriye yönetimi ile görüşme yapılmalı mı?

Suriye bataklığında yeni satranç hamleleri yapılırken, ABD ve Rusya yeni pozisyonlar alırken, muhalefet partilerinden gelen Suriye yönetimiyle görüşülmesi teklifleri de sıcaklığını koruyor. CHP, İYİ Parti, DP ve SP başta olmak üzere muhalefet partileri, Suriye’nin huzura ve barışa kavuşmasının yolunu burada görüyor. “Suriye’yi parçalayanlarla mücadelenin ancak bu yolla” olacağını söylüyorlar.

Üst düzeyde görüşmeler yapılmadığı söylense de Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü’nün “Herkesle düzenli olarak görüşülüyor” diye bir açıklama yapması “Türkiye’nin pozisyonunu değiştireceğinin bir işareti olarak algılanabilir mi?” Bunu önümüzdeki günler gösterecek.

Suriye tam bir bataklık. Kimin eli kimin cebinde belli değil. Her gün yeni bir gelişme yaşanıyor. Küresel güçlerin oradan çıkmaları ve Suriye ile ilgili yeni planlar yapmayacağı düşünülemez. Bu güçlerin meselesinin Suriye’ye demokrasi getirmek olmadığı aşikâr. Bölgede yeni sınırlar, yeni dengeler peşindeler. 

Suriye halkı perişan, yerinden yurdundan olmuş, huzur ve barış istiyor. Bu safhada insanları daha da perişan etmeyecek şekilde azamî dikkatli, risklerin iyi hesap edildiği bir politika takip etmek gerekiyor. 

Okunma Sayısı: 1721
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Demokrat Avrupa

    20.10.2019 11:56:43

    Suriye’yi bataklığa Rusya çevirmedi, baştan beri pozisyonu belli idi, yalnız 2015 yılından itibaren açıktan askeri olarak da müdahil oldu

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı