Bir avuç toprak elde, düşmana top ve gülle,
Hem Hicrette, hem harpte atmıştı yüzlerine,
Aynı avuçta toprak zikreder tesbihiyle,
Hem lisan-ı haliyle zikreder kâl diliyle.
O’nun emriyle taşlar, duvar olup durdular,
İnsan gibi anlayıp itaatkâr oldular,
Taşlar O’na mutidir, O’nu tanıyordular,
Aklı başında insan, bundan ibret aldılar.
Ağacı çağırınca yarıp gelir toprağı,
Mağarada koruyor O’nu örümcek ağı,
Dur deyince duruyor titreyen Uhud dağı,
Her şey O’nu tanıyıp tasdik ediyor elbet.
Hayvanat dile gelip O’na eder şahadet,
Tanıyıp biliyorlar ediyorlar itaat,
Durma haydi kardeşim etsene O’na biat,
Daim uzak kalalım işlemeyelim bidat.
Maziden ve atiden dosdoğru verir haber,
Tahakkuk eder bunlar hepsi de birer birer,
Resulüne gerçekten Rabbim veriyor değer,
Âlemlere rahmettir bunda şüphe yok elbet.
Az bir yiyecek ile pek çok kişi olur tok,
Bu ancak mu’cizedir bundan başka izah yok,
İnde’l hace mu’cizat vuku buluyor pek çok,
Şüphesiz Cenab-ı Hak Resulü eder teyid.
Susuz kalmıştı ordu, bir damla suya hasret,
On musluklu bir çeşme oldu parmaklar hayret,
Ellerini açarak hemen istiyor rahmet,
Rabbim hemen orduya ediyordu merhamet.
Âlemdeki her bir nev O’nu tanıyıp bilir,
Mu’cizeleri gören elbet imana gelir,
Aklı başında insan Allah vardır ve birdir,
Muhammed Resul dese resulün ümmetidir,
Mü’min olmanın şartı, kalben tasdik iledir,
Diliyle ikrar veya lisan-ı haliyledir.