"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

En önemli meselemiz

Mehtap Yıldırım Yükselten
28 Mayıs 2020, Perşembe
Şu günlerde insanlığın ortak kaderi ve en büyük meselesi Kovid-19 salgını ile mücadele etmek.

Buna çare olacak aşı ya da ilâç çalışmaları sürse de, henüz kesin bir tedavi yönteminden bahsedilemiyor. Oysa daha önemli ve her zaman geçerli olan bir ortak meselemiz daha var ki, o da Cehennemden kurtulmak, imanı elde etmektir. Bu kısa dünya hayatında hastalığa yakalanmamak için tedbirler alıyoruz, tedbirli oluyoruz, hastalığın yayılmaması için kurallara uyuyoruz. Peki, ebedî hayatımız olan ahiret menzillerinde azap ve sıkıntı çekmemek için tedbirler alıyor muyuz? Kurallara uyuyor muyuz?

Esasında Cenneti kazandıracak ve Cennete götürecek yollar kolay ve çoktur. Cehenneme götüren yollar ise pek müşkül ve zordur. İnsanın asıl vatanı Cennettir. Allah insanı Cennet için ve Cennete lâyık donanımda yaratmıştır. İnsan, kendi iradesi ve tercihi ile, bilerek Cehennemi netice veren yollara saparsa ve tövbe etmeden ahirete giderse bu durum bile bile kendini ateşe atmak olur.

Allah bize emanet olarak verdiği canlarımızı ve mallarımızı, Cennet karşılığında bizden satın almak istiyor. Meselâ bu çok kıymet verdiğimiz ve “Aman hastalanmayayım” diye üzerine titrediğimiz vücudumuzu mu’cidine feda ettiğimiz takdirde, Cennette ebedî genç ve güzel kalacak bir bedene kavuşulacaktır.

Hiç hastalık uğramasa dahi, vücut her an yıpranan ve yaşlanan maddelerden örülüdür. Büyük şehirlerin merkezi yerlerinde kalan harabe evleri bazı müteahhitler sahibinden alırlar ve yerine yeni binalar yaparak sahibine de birkaç dairesini verirler. Kâinat mülkünün sahibi olan Rabbimiz de, bizim yıkılıp viran olacak ömrümüzü, harabeye dönecek vücudumuzu bizden almak ve yerine ebedî ve çok muhteşem saraylar vermek istiyor. Biz “Yok, olmaz, ben bu virânemi hiçbir şey karşılığında vermem” diye itiraz edersek, ne kadar divanelik etmiş oluruz değil mi?

Bir zamanlar gençlik gecesinin uykusundan ihtiyarlık sabahına uyandığını ifade eden Bediüzzaman Hazretleri de Niyazî Mısrî’nin şu dizelerini hatırlayıp duygulanıyor: 

“Günde bir taşı binâ-yı ömrümün düştü yere; /

 Can yatar gafil, binası oldu vîran bîhaber”

Her gün düşen yapı taşlarını geri getirmenin, hep genç kalmanın, ölümü ortadan kaldırmanın kalıcı bir ilâcı ya da aşısı yok. Şimdi, tam da bu salgın döneminde diyelim ki, Lokman Hekim gibi bir zat çıksa “Sonsuz ve hastalıksız, kedersiz, mutlu yaşanacak. Bunun aşısı bulundu!” dese, hiç tereddütsüz bütün dünya ne kadar serveti varsa bu aşıya verirdi. Dünya için böyle bir şey söz konusu değil çünkü dünya da bizim gibi her an dağılmaya mahkûm, seyyar ve fânidir. Ama ebedî hayatı temin edecek aşı var. Bu vücudu, bize verilen ömür sermayesini Cennet karşılığında Allah için feda ettiğimiz takdirde sonsuz saadet, ebedî gençlik ve Cennet hayatı olarak pek yüksek bir karşılığı var.

Kur’ân’ın bir mu’cizevî ikram ve ihsanı olarak, bu asrın insanının hastalıklarına gönderilmiş mânevi şırıngalar olan Risale-i Nur Külliyatı, her derde devadır. Ebedî saadeti kazandıracak, dünyada kederlerden hastalıklardan kurtaracak, ilim, irfan kazandıracak ilâçlar bizleri beklemektedir. Asrın hekimi Bediüzzaman, Kur’ân eczasının bu şifa kaynağını, geçmişin yüksek tepelerinden zamanımıza uzatıyor. “Alınız, istimal ediniz, dünya ve ahiretinizi kurtarınız” diyor.

Okunma Sayısı: 1780
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı