"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ukrayna-Rusya ilişkileri

Muhammet ÖRTLEK
20 Nisan 2021, Salı
Soğuk Savaş’ın 1989’da sona ermesiyle, Sovyetler’e bağlı Cumhuriyetler peyderpey bağımsızlıklarını ilân ettiler.

Ukrayna da, Parlamentosu’nda 24 Ağustos 1991’de alınan karar ve sonrasında yapılan referandumla bağımsızlığını duyurdu. Böylece Ukrayna bir anlamda kısmen Rus etkisinden çıkmıştır.

Rus yanlısı Leonid Kuçma, 1994 ve 1999’daki başkanlık seçimlerini kazanarak Ukrayna’yı yönetmiştir. Ülkedeki Batı taraftarlarının da sesine kulak veren Kuçma, Batı’yla ilişkileri de geliştirmeye yönelmiştir. Ancak 28-29 Haziran 2004’te İstanbul’da gerçekleştirilen NATO zirvesi öncesinde; Rusya ile ilişkilerin geliştirildiği, Ukrayna’nın NATO ve AB’ye üyelik hedeflerinden uzaklaşarak Rusya’ya ağırlık vereceği açıklanmıştır. Kuçma’nın, Rus yanlısı tutumu, ülkedeki batı taraftarlarını harekete geçirmiştir. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapıldığı 21 Kasım 2004’ten Ocak 2005’e kadar gerçekleşen siyasi olaylar Turuncu Devrim olarak adlandırılmıştır.

Seçimler ve Turuncu Devrim ile birlikte, Viktor Yuşçenko 23 Ocak 2005’te Cumhurbaşkanlığı görevine başlamıştı. Seçimler sonucunda halkın Batı’yla ilişkilerinin geliştirilmesi talebinin görmezden gelinemeyeceği anlaşılmıştı. NATO ve AB’ye üyelik ve işbirliği tartışmaları başlamıştır. Ukrayna’nın, Rus etkisinden, Batı’ya kayması Moskova’yı rahatsız etmiştir. Özellikle Kırım gibi jeostratejik bir bölgeye sahip olan Ukrayna’ya, Rusya’nın ilgisi daha da artmıştır.

Rusya, 2006’da Gazprom Şirketi üzerinden Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinin doğal gaz ihtiyacının yüzde 51’ini karşılamaktadır. Ancak Gazprom 1000 m³’lük doğal gaz fiyatını 50 dolardan 230 dolara yükseltmiştir. Birde 2009’da Rusya, Ukrayna’ya sattığı doğal gaz fiyatını arttırmış ve Ukrayna da Avrupa’ya doğal gaz sevkiyatı yapan boru hatlarının 4 tane vanasını kapatmıştır. AB hem Ukrayna’ya hem de Rusya’ya tepki göstermiştir. Rusya, Ukrayna’yı doğal gaz çalmakla suçlarken, Avrupa’nın da Rus doğal gazına bağımlılığı ortaya çıkmıştır. Aslında her iki olay da ekonomik değil, siyasî amaçlıdır. Avrupa’nın ise alternatif yeni doğal gaz kaynakları aramasına ve bu doğal gazın Türkiye gibi köprü vazifesi gören bir ülke üzerinden boru hatlarıyla getirilmesi seçeneği gündem olmuştu. Böylelikle NABUCCO Projesi önem arz etmektedir.

Litvanya’nın başşehri Vilnus’ta 29 Kasım 2013’teki AB Doğu Ortaklığı Zirvesi’nde, Ukrayna, AB ile Serbest Ticaret Anlaşması imzalayacaktı. Ancak Zirve’ye günler kala Ukrayna tarafından AB ile Anlaşma’nın imzalanmayacağı ve Rusya’yla işbirliğine gidileceğini belirtildi. Rusya ve Ukrayna arasında 15 milyar dolarlık bir kredi ve doğal gaz fiyatlarında 3’te 1 oranında indirim sağlayan Anlaşma imzalandı. Devamında Ukrayna, Batı yanlıların geniş kitlesel gösterilerine sahne oldu.

Ukrayna ve Rusya arasındaki en ihtilâflı konu Kırım’dır. Kırım, kendisi de Ukraynalı olan SSCB Başkanı Nikita Kuruşçev döneminde 1954’te Ukrayna’ya bağlanmıştır. Ukrayna’nın özerk bölgesi Kırım’da, halkın yüzde 58’i Rus olup, yüzde 77’sinin de Rusça konuşması, Ruslar tarafından Kırım’ın Ukrayna’dan ayıran özellik şeklinde gösteriliyor. Kırım, Sovyetler’den beri Rus donanması için hayatî öneme sahip. Kırım’da artan Batı yanlısı gösteriler de Rusya’yı tedirgin eden diğer bir faktör. Rusya, Kırım’ı kendisine bağlamak için 16 Mart 2014’te referanduma gitti. Kırım’daki tartışmalı referandumda yüzde 95 oranıyla Rusya’ya katılımın kabul edildiği duyuruldu. Tatarlar, referandumu boykot ederken, Kanada Başbakanı Stephen Joseph Harper de referandumu “gayrî meşrû” ilan etmişti. Diğer taraftan 1994 Budapeşte Momerandumu ile ABD, İngiltere ve Rusya, Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü taahhüt etmişlerdir. Kırım’daki referandum ile dengeler değişmiş oldu.

Adını basından sıkça duyduğumuz Donbas bölgesi, kömür ve zengin maden yataklarından dolayı önem arz ediyor. Donbas, Nisan 2014’te Rus yanlısı ayrılıkçıların eline geçmeden önce, Ukrayna’nın GSMH’nın yüzde 20’sini teşkil ediyordu. 16 Mart 2014 Referandumu sonrasında ayrılıkçılar, 6 Nisan 2014’te Ukrayna ordusuyla çatışmaya başladılar. Çatışmalar sonrasında Donetsk Halk Cumhuriyeti (DNR) ve Lugansk Halk Cumhuriyeti (LNR) adında iki ayrı devlet kuruldu. Ancak bu devletler hiçbir uluslararası aktör tarafından tanınmıyor.

Kırım’da taraflar arasında ateşkesi sağlamak için, Belarus’un başşehri Minks’te “Minsk Protokolü” adıyla 5 Eylül 2014’te AGİT temsilcilerinin himayesinde bir anlaşma imzalandı. Anlaşma’nın tarafları Ukrayna, Rusya, Donetsk Halk Cumhuriyeti, Lugansk Halk Cumhuriyeti ve AGİT olarak sıralandı. “Minsk Protokolü”, Donbas’taki savaşı durduramamış ve 12 Şubat 2015’te “Minsk II” isimli yeni bir Anlaşma daha kabul edilmiştir. Ancak “Minsk II” de bekleneni verememiştir. Buna ek olarak Ukrayna, Rusya ve AGİT’ten meydana gelen “Üçlü Temas Grubu” 27 Temmuz 2020’de toplanmış ve kapsalı ateşkes kararı almıştı. Fakat ateşkes bir türlü sağlanamamış ve BM verilerine göre 2014’ten bu yana 13 binden fazla asker ve sivil ölmüştür.

Aslında Ukrayna ve Rusya arasında yaşanan sorunların temelinde, Rusya’nın 1993’te ilân ettiği “Yakın Çevre Doktrini” ile Ukrayna’nın, Rus hayat sahası içerisinde tanımlanmasıdır. Yine Rus hayat sahası olarak ifade edilen bölgelerde, Rusya’nın onayı olmadan herhangi bir angajmanın ciddî yaptırımlarla karşılaşabileceği belirtilmiştir.

-Konuya devam edeceğim-

Okunma Sayısı: 897
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • İsmail Atak Cebecili

    20.4.2021 15:13:36

    Olay, lokal. Ama, gelişmeler, yaşananlar evrensel. Üçüncü Dünya Savaşı, yok deniyor, ama, 1945 yılından beri Dünya’da yaşananlar/savaşlar/suikastlar/oyunlar/cinayetler- dikkate alınsa, belki de insanlık en fazla kaybı bu yılarda yaşadı. Müslüman İseviler, Risale-i Nur, din, kuruluşlar, meselâ AGİT, vb.. Dünyadaki olumlu ve önemli gelişmelerde ne kadar etkili ve etkili oldu? Bu konularda yapılan çalışmalar, araştırmalar, tahliller, makaleler var mı? Meselâ SUNGUR Abi’nin Tataristan Ziyaret, Risâle-i Nurların Avrupa’da etkileri konuları yazı konusu , Kitap konusu, Araştırma konuları oldu mu?

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı