Suriye’de bir dönem ABD/Batı koalisyonuyla SDG/YPG’nin “vekil güç olarak IŞİD’e karşı savaştığı” biliniyor.
Şam’ın 18 Ocak 2026’da SDG’yle Ateşkes Anlaşması’na vardıkları, Suriye geçici devlet başkanı Ahmet Şara’nın, ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrac’la görüşmesi sonrası açıklandı.
Şam ordu güçleri, 2026 Ocak ayının başından itibaren ateşkese kadar geçen sürede SDG kuvvetlerini durdurdu ve geriye çekilmeye zorladı. Bu defa ABD desteğinden yoksun olması, SDG’nin geri çekilmesinde ve ateşkesi kabulünde etkisi inkâr edilemez. Arap aşiretlerinin SDG’ye destek vermemesini de unutmamak gerek. Bugün gelinen noktada Suriye’nin kuzeydoğusunda, SDG’nin özerklik iddiası sonuçsuz kaldı.
Bununla birlikte SDG lideri Mazlum Abdi’nin “Kürtlerin devlete entegrasyonunun resmî bir adımı ve iç savaşı önlemeyi amaçlayan ateşkesi kabulü,” aslında IŞİD’e karşı mücadelede yer alan “SDG için acı bir teslimiyet anlamında.” Buna karşın ABD başkanı Donald Trump 21 Ocak 2026 tarihli Davos’taki “IŞİD’i biz (ABD/Batı) yendik” açıklamasıyla, SDG’yi IŞİD’le mücadelede yeterli bulmadığı görüldü.
Ateşkes gereğince “Şam güçleri, SDG’nin elindeki petrol kuyularının ve sahalarının, barajlar ve karayollarının kontrolünü sağladılar” bile. Ateşkes hakkında birçok muğlaklık olması da tartışmaları beraberinde getiriyor.
SDG Sözcüsü Farhad Şami, “Şam güçlerince Haseke’de El-Şeddadi hapishanesinden yaklaşık 1.500 IŞİD militanının serbest bırakılmasını, 2015’teki IŞİD’e karşı direnişin sembolü olan Kobani’ye saldırılar düzenlenmesini Kürt Ulusal Kongresi’nin 19 Ocak 2026’daki açıklamasıyla kınadıklarını” belirtiyor. Ayrıca beklenilen destek gelmeyince, Şami saldırılar karşısında uluslararası koalisyonu hareketsizlikle suçladı.
SDG, Haseke’ye özerklik atfederek, korunmaya değer bölge olarak tanımlıyordu. Fakat Haseke’nin Şam yönetiminin eline geçmesi, SDG içinde ciddi bir hayal kırıklığına yol açtı.
ABD’nin desteğini çekmesiyle SDG, Şam güçlerini durduramadı. YPG komutanlarından Sipan Hamo 18 Ocak 2026’da Reuters’a verdiği beyanatta “ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack ile Kürt temsilcilerin arasındaki görüşmelerde, ateşkes için somut bir yol haritasının ortaya konulmadığı”nı ileri sürüyor. Hamo “Suriyeli Kürtlerin Suriye’den ayrılma veya bağımsız bir devlet kurma amacında olmadıklarını, geleceklerinin Suriye içinde olduğunu” kaydediyor. Ayrıca, Hamo “en büyük umudumuz uluslararası koalisyondan ve ABD’den somut sonuç elde etmek” şeklinde konuştu. Hamo’nun ABD’den beklentilerine rağmen, ABD’nin jeopolitik çıkarları hususunda Suriyeli Kürtlere ihtiyacı kalmadığı değerlendiriliyor. Aynı zamanda Heyet Tahrir el-Şam’ın (HTŞ) öncülüğündeki muhaliflerin 8 Aralık 2024’te Şam’ı ele geçirmeleriyle, Beşşar Esad’ın ülkeyi terk etmesinden sonra, SDG’nin Rojava’da resmen tanınacak özerklik beklentileri de boşa çıkmış oldu.
Türkiye de SDG/YPG’yi PKK’nın bir uzantı ve ulusal güvenliğine tehdit olarak görüyor. Suriye’nin üniter/siyasi/idarî/toprak bütünlüğünden yana olan Türkiye, Esad sonrasında Suriye’nin istikrara kavuşturulması yönünde politikalar izliyor.
Şam-SDG arasındaki ateşkes, gerçek anlamda SDG/YPG’yi hayal kırıklığına uğrattığına dair, SDG taraftarı aktivist Hevi Ahmet, France-24’e verdiği demeçte görmek mümkün. Hevi Ahmet “ABD desteğine hiç inanmadım” diyor ve yıllarca Suriye Anayasası’nın Kürtler için daha iyi bir gelecek sağlayabileceği hakkındaki umutların ateşkesle birlikte artık hayal olduğunu vurguluyor. Kürt şarkıcı Şivan Perver de X hesabından yaptığı paylaşımda “ABD’nin SDG/Kürtlerden desteğini çekmesine, ağlayacak derecede üzüntü içerisinde” olduğu görülüyor.
ABD’nin SDG’den desteğini çekmesi, Washington’un bundan böyle Soğuk Savaş dönemi aparatlarından PKK’nın uzantılarından SDG’yle ilişkilerinde eski önemi vermeyeceği muhtemeldir.