İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun 18 Şubat 2026’da planlanan Washington ziyareti, ABD ile İran arasında Umman’ın başşehri Muskat’ta 5 Şubat’ta başlayan ve devam eden müzakerelerin seyrini etkileme amacıyla bir hafta erkene alındı.
Netanyahu’nun 11 Şubat’ta başlayan gezisinde, ABD Başkanı Donald Trump’la 12 Şubat’ta görüşmesi önem arz ediyor. Çünkü ikilinin Beyaz Saray’daki görüşmeleri, “İran hakkındaki kısa tartışmayla sona erdi.” Tartışmanın odağında “ABD-İran müzakereleri, Tahran’ın nükleer faaliyetleri, Tel-Aviv’in İran’ın füze ağının ve vekil unsurlarının ortadan kaldırılması için baskının arttırılması” var.
ABD, İran’a yönelik baskılarını sürdürürken, Basra Körfezi’ne ikinci bir uçak gemisi grubunu göndermeyi planlıyor. Ancak “Washington’un müzakerelerde bazı taleplerinden geri adım atması ile İran’ın teslim olmasını gerektirmeyen bir anlaşma ihtimali” de, İsrail için şu âna kadarki en kötü senaryo şeklinde değerlendiriliyor.
Müzakerelerde gelinen nokta ve Netanyahu’nun “Trump’la kısa tartışmayla sonlanan görüşmesi” gibi gelişmelerin, ABD ile İsrail arasında, İran konusunda görüş ayrılıklarına yol açtığı kuvvetle muhtemeldir. Hatta iki taraf arasındaki görüş ayrılığının Netanyahu’nun ve İsrail muhalefet liderinden Yair Lapid’in, Washington’da 22 Şubat’ta gerçekleştirilecek AIPAC’in (Amerikan İsrail Siyasî Eylem Komitesi/İsrail Yanlısı Amerikalıların Ulusal Hareketi) toplantısına katılmayacaklarını duyurmalarıyla iyice gün yüzüne çıktığı değerlendiriliyor.
ABD’de 6 milyondan fazla üyesi bulunan AIPAC, İsrail yanlısı en önemli lobi kuruluşlarından biri. AIPAC’in Demokratlar ve Cumhuriyetçiler içerisindeki faaliyetleri ve etkileri malûm. Yine de AIPAC 2024’teki ABD başkanlık seçimlerinde Cumhuriyetçi Parti’nin adayı Trump’ı desteklemişti. Dolayısıyla Netanyahu’nun, AIPAC aracılığıyla ABD/Trump üzerinde baskı kurmaya çalıştığı bir gerçek. Fakat Netanyahu ve Lapid’in hem AIPAC, hem de Gazze Barış Kurulu toplantılarına internet üzerinden uzaktan katılacağı kuvvetle muhtemeldir.
Netanyahu’nun ABD ziyaretini erkene alması, “ABD-İran müzakereleri hususunda âcil ve gerekli nitelendirilse de, zamanlama açısından Netanyahu’nun Barış Kurulu görüşmelerine katılmaktan kaçındığı” şeklinde yorumlanıyor. Ayrıca, “ABD’nin Barış Kurulu girişiminin, İsrail-Filistin çatışmasını uluslararasılaştırdığı ve Gazze konusunda Türkiye ve Katar gibi rakip ülkelere dayanak noktası sağladığı için de, Netanyahu, eleştirilerin hedefinde yer alıyor.”
Ayrıca Netanyahu, İsrail’deki diğer muhalefet grubunun lideri Naftali Bennet tarafından da eleştiriliyor. Bennet, Netanyahu’yu “İran’a giderek artan müdahaleci tutumu sebebiyle ve Haziran 2025’teki 12 günlük savaşın sonunda kararlı adımlar atmamakla suçluyor.” Bununla birlikte muhalefet liderlerinden Lapid 2 Şubat’ta İran’a karşı, Netanyahu hükümetini desteklediğine dair beyanatı dikkat çekiyor. Böylece parçalı yapıdaki İsrail hükümetine ek olarak, ülke muhalefetinin de heterojenliği ortaya çıkıyor.
Netanyahu’nun heterojen hükümet ve muhalefet yapısıyla, AIPAC toplantısına bizzat katılmayarak, Cumhuriyetçi Parti’ye ve Trump’a, Aralık 2026’da yapılacak ABD ara seçimleri üzerinden kritik bir mesaj verdiği ihtimal dahilindedir. Çünkü ara seçimde “ABD Temsilciler Meclisi’ndeki 435 sandalye, Senato’daki 35 sandalye, 39 eyalette vali, vd. seçimlerle belirlenecek.
Hâl-i hazırda ABD-İran müzakerelerinde, Tel-Aviv-Washington arasında liderlik/öncelikler gerginliği yaşanıyor. Tahran ise, kendi lehine anlaşmanın bir yolunu bulmanın peşinde.