İran rejimini, 1979 İslâm Devrimi’nden beri vatandaşlarıyla bazen karşı karşıya geliyor.
Bunlardan en önemlileri 2009’daki hileli seçimlere, 2017’deki başarısız ekonomi yönetimine ve 2019’da akaryakıt zamlarına karşı halk kesimlerinin protestoları güvenlik güçlerince sert biçimde bastırılmıştı. Kıyafet kanununa aykırı giyindiği gerekçesiyle 13 Eylül 2022’de tutuklanan İran vatandaşı Kürt asıllı Mahsa Amini’nin, gözaltına altındayken 16 Eylül 2022’deki ölümü, İran’da yeni toplumsal protestolara yol açmıştı. İran’ın zenginleriyle, işçileri, sokak satıcıları, vd. farklı ekonomik sınıflar ve muhtelif etnik grupların katıldığı gösterilerde, Amini’nin vefatının ülkenin farklı unsurlarını bir araya getirdiği görüldü.
Ayrıca İran’da yüksek enflasyon, daralan ekonomi, ABD’nin uyguladığı ambargo, işsizlik, yoksulluk, gelir dağılımı adaletsizliği, yolsuzluk, siyasî hırs, rüşvet, iç göç, rejime olan güven sorunu da eklenince, toplumsal huzursuzluk içinden çıkılmaz bir hâl alıyor. (Yeni Asya, Muhammet Örtlek, 27.09.2022, İran Baharı mı?)
İran’ın yüklü miktardaki nükleer yatırımlarının, 2025’teki füze savaşında İsrail’i caydırmada yeterli olmadığı iddiası da sosyo-ekonomik problemlerle mücadele eden halk kesimlerinde nükleer yatırımların gerekip/gerekmediği tartışıldı. (Yeni Asya, Muhammet Örtlek, 19.06.2025, Saldırıların Hedefindeki İran). Aynı zamanda bu olumsuzluklar, ülkedeki protestoları dış müdahaleye de açık hâle getiriyor.
Zikredilen tüm siyasî, ekonomik, sosyal, güvenlik, vb. problemler rejimin meşruiyetinin, İran toplumu tarafından sorgulamasına yol açıyor. Zaten 2025’teki İsrail’le füze savaşı sonrasında, İran’da Muhafazakârlar-Reformcular tartışması gündemdeydi. (Yeni Asya, Muhammet Örtlek, 20.04.2024, İran’da Muhafazakârlar-Reformcular Tartışması ve IRNA’nın 5 Muhtemel Senaryosu).
Yani İran rejimi 2009’dan beri her defasında daha da güçlenen toplumsal protestolarla sarsılıyor. Ülkede internet erişiminin kesilmesinden bir gün sonra, dini lider Ali Hamaney’in 9 Ocak 2026’da ulusa ve protestoculara “Sevgili gençler, birliğinizi koruyunuz. Birleşik bir millet her düşmanı yenecektir” dedi. Ayaklanmaları kışkırtan yabancı ajanlara izin verilmeyeceğini, ABD Başkanı Donald Trump’ın sokak gösterilerine müdahale girişimlerinin yanlış olduğunu söyledi. Fakat Hamaney’in açıklaması ve internet kesintileri, cadde ve meydanlardaki protestocuların dağılmasını sağlayamadı.
Hamaney’in beyanatının uzlaşmacı ve geçmişteki konuşmalarına göre daha az çatışmacı olmasının “İran rejiminin güç sisteminin temel zayıflığını ortaya koyduğu”na yorumlanıyor. Ancak rejimi/sistemi tamamen gözden çıkarmak için de henüz çok erken olsa da, Hamaney ve Cumhurbaşkanı Mesut Pezeshkian sonrasını tartışan kesimler de mevcut.
Asıl tartışma “rejim değişikliği mi yoksa iç savaş mı?” sorusu etrafında şekilleniyor. İslâm Devrimi’yle 1979’da tahtından indirilen Şah Rıza Pehlevi’nin oğlu “Muhammed Rıza Pehlevi’nin, ABD veya İsrail’in yönlendirmesiyle dışarıdan iktidara getirileceği” iddialar arasında. “Pehlevi de, bu hedefte açıkça çalışıyor.” Son günlerde hakkındaki haberler ve İran’daki gösterilerde atılan “Pehlevi geri dönecek. Ali Hamaney devrilecek” sloganları bunun delili niteliğinde. Hatta Pehlevi 5 Ağustos 2021’de Şark’ul Avsat’a “Batı, İran’a ölümcül darbeyi vurmalı” başlığıyla beyanat vermişti. Hâl-i hazırda Pehlevi için İran’da bir konsensüs mevcut değil. Bunun farkında olan Pehlevi, kendisini “bir iktidar adayı değil, İran’ı otoriterlikten demokrasiye taşıyacak ulusal bir geçiş sürecinin emanetçisi” olarak tanımlıyor.
Bununla birlikte İran’da “ordu, teokratik Ayetullah ve siyasî rejiminin çöküşünde iktidar değişikliğinden ziyade, etnik ve siyasî/ideolojik bir iç savaş beklentisi içinde” olanlar da var. Elbette İran’daki muhtemel bir iç savaşın Orta Doğu ve Orta Asya’yı olumsuz etkilemesi kaçınılmazdır. Dolayısıyla İran’daki muhtemel değişim/dönüşümün dikkatle takibi elzemdir.