"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Yaratılış mu’cizesi ve hayat

Mustafa Gengeç
15 Şubat 2021, Pazartesi
Allah, her bir şeyde, özellikle her bir canlıda, bilhassa insanda birçok isimlerini tecelli ettirerek birliğini göstermektir. Bir varlığa hayat girdiğinde, o varlık, Allah’ın birlik tecellisinin “Ehadiyet” yönüne ayna olur.

Bakara, 2/28 âyetin, Risale-i Nur’daki açılımı: “Allah’ı nasıl inkâr edersiniz? Hâlbuki sizler cansızdınız (emvâten), O size hayat verdi. Sonra sizleri öldürür ve tekrar diriltir. En sonunda O’na döndürüleceksiniz.”

Bediüzzaman, İşaratü’l-İcaz eserinde, bu âyeti beş temel kategori-başlık altında topluyor. Şöyle ki:

1. “Küntüm emvâten” (Hayatınız yoktu)

2. “Fe ahyâküm” (O size hayat verdi,)

3. “Sümme yümîtüküm” (sonra sizi öldürecektir.)

4. “Sümme yuhyîküm” (Sonra yine hayat verecektir.)

5. “Sümme ileyhi türceûn” (Sonra ona rücu edip gideceksiniz.)

Bedüzzaman, bu temel kavramlar üzerinden beş düğüm olarak niteleyip, düğümleri tek tek çözüyor. Konu öylesine muhteşem ve geniş kapsamlı ki... Biz bu çerçevede sadece “Küntüm emvâten” (Hayatınız yoktu) kavramı üzerinden konuyu özetlemeye çalışacağız:

İnsan orijin olarak toprak olduğundan daha hayat bulmadan cansızdır. Ayrıca Kur’ân insanı dünyaya gelmeden önce hayatta değil anlamından cansız (hayatınız yoktu) telâkki ediyor. Sonra dünyaya geldiğinde o yaşayan ve düşünen bir canlı olur. Bu değişim önceki (atom şeklindeki) konumuna göre, daha mükemmel hayat sahibi oluyor. 

Bediüzzaman bu mu’cize yaratılışı, Allah’ın ilminin, iradesinin ve kudretinin yaratılıştaki özel tasarım kanunun işleyiş sürecini, şöyle izah ediyor mealen: “İnsanın vücudunu, oluşturma ve şekillendiren zerreler (atomlar). O atomlar âleminde yayılmış, cansız, ruhsuz, dağınık bir haldeyken, o atomlar, insan vücudunu şekillendirmek için o vücuda has, özel bir tasarım kanunla, belirli bir ölçü ile düzen altına tutulur ve unsurlar âlemine (toprak, hava, su, ateş) girip o unsurlarla buluşturulur. O atomlar, unsurlar âleminde sakin, gizli, hareket etmeyen, durgun, suskun, sessizlik vaziyette iken; belirli bir kast ve hikmeti gösterir tarzda da belirli ve düzenli bir prensiple süzülerek elementlerle buluşturulur, yani âlem-i mevalide (canlılar dünyası) intikal eder. Orada ayrı ayrı ve sakin olarak dururken, hayret verici bir tarzda gruplara ayrılarak nutfeye (döl suyu) meniye dönüştürülür (sperm). Ardından, zincirleme olarak birçok değişiklerden geçtikten sonra zigot (döllenmiş yumurta) olur, “alaka” (kan pıhtısı, embriyo) olur, ardından mudga olur, sonra et, ardından kemik olur. Ve daha farklı safhalardan geçer.” (İşaratü’l-İ’caz, s. 266)

Bediüzzaman’ın bu izahından anlaşıldığına göre, ilk yaratma ibda (yoktan, örneksiz olarak, yaratma) ve inşa (var olan unsurlardan yeni varlık vücuda getirme, yaratma) sürecini de içine alan ve insana hayatın veriliş hikmetinin, ince sırlarını, bir düzen içinde nasıl gerçekleştiğini aşama aşama, harika bir surette anlatılmaktadır. İşte Kur’ân, yaratma sürecini bu âyetle teyit ediyor: “Allah, sizi bir çok evreden (atvaran) geçirerek yarattı.” (Nuh, 71/14)

Dikkat çekeceğimiz ayrı bir nokta ise, insan vücudunu oluşturan atomların, yani canlıların yapı taşları, bir araya gelerek molekülleri oluştururlar. Bu moleküller, havada, suda, ateşte ne kadar kaldı? Nasıl bir program yüklendi? bilemiyoruz. Tamamen Allah’ın ilmi dahilindedir. Ancak bilimsel veriler üzerinden şunu ifade edebiliriz. İnsanın yaratılışında esas olan DNA bir yazılımdır, bir program, bir kotlar bütünlüğüdür. İnsanın bütün özelliklerini ihtiva eden bir program ve yazılım. İşte bir insan bu yazılımın Kudret tarafından açılması ile inşa edilmiştir.

Bu aşamadan sonra elementlerin yoğun olduğu toprağa (çamur) intikal etmesi ve biyolojik sürecin nutfeye, zigot ve embriyoya dönüşmesi ve insan mertebesine gelişip yükselmesi Kur’ân, şu mu’cize âyetle açıklıyor: “Andolsun ki Biz insanı çamurdan gelen bir özden (elementler) yarattık.” (Mü’minun, 23/12) Ayrıca ilk yaratılan beşer, ortada anne ve babası olmadığı için, toprak onu bağrında büyütüp bir nevi rahim görevi yapmıştır. Nasıl ki bir tohum toprağa atılıyor toprak ona rahim vazifesi yaparak bünyesinde filizlenmesini temin ediyor. İşte bunun gibi, ilk yaratmada beşer bu kanunla vücut buluyor. Kur’ân bu gerçeği mükemmel bir şekilde açıklık getiriyor: “Allah sizi yerden bitkiler gibi (topraktaki unsurlardan) meydana getirdi.” (Nuh, 71/17) Bu hakikatler bağlamında şunu ifade edebiliriz:

İnsanın yaratılışı, hayatın verilişi, özel bir sistemin, düzenli olan tavırlarından, en basit cisimlere varıncaya kadar incelense, atomlarının, atomlar âleminde yayılmış bir durumda olduğu ve onların unsurlar (elementler) âlemine geçişleri. Sonra nutfeye (döl suyu) zigot ve embriyoya dönüşmesi, hayret verici bir değişimden geçerek başka bir şekil alması, olağan üstü, hayret verici değişikler esnasında, o atomların öyle düzenli hareket ve kendileri için tayin edilen prensiplerle hareket ettiklerini, canlı bir vücudu oluşturmak için gidip o vücut da inşa vazifesi görmeleri, İlâhî tasımın bir tezahürü olarak müşahede edebiliyoruz. Bu mu’cize yaratılışı, anne ve baba olmadan ilk canlı beşerin yaratılmasında gördüğümüz gibi, anne ve babadan meydana gelen yavruyu da aynı sistemle yaratıldığını gözlemleyebiliyoruz.

Hayat, Ehadiyetin (Allah’ın her şeyde kendine ait birlik tecellisi) bir aynasıdır. Allah, her bir şeyde, özellikle her bir canlıda, bilhassa insanda birçok isimlerini tecelli ettirerek birliğini göstermektir. Bir varlığa hayat girdiğinde, o varlık, Allah’ın birlik tecellisinin “Ehadiyet” yönüne ayna olur. Çünkü kendisine hayat giren bir varlık, cansız varlıkların aksine bütün kâinatla alâkadar olur. Böylece insan, Allah’ın pek çok isimlerine mazhar olur. Özetle bu zaman diliminde, bu gezegende, mutlaka çok büyük bir anlamı, mesajı vardır. Bu zamanın özel olduğunu ve meydan-ı imtihanda olduğumuzu idrak etmemizle mümkün olur.

Çok daha derin manaların izahı Risale-i Nur Külliyatı’nda. 

Yeter ki okuyalım.

Okunma Sayısı: 842
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • metin

    15.2.2021 08:09:37

    Şerh ve izah sadedinde güzel bir açıklama olmuş.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı