"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bediüzzaman’ın tefekkür, evrad ve ezkârı

Mustafa ÖZTÜRKÇÜ
28 Ağustos 2021, Cumartesi
Bediüzzaman Hazretleri, Kur’ân hizmetinde olduğu gibi, zikir ve tefekkürde, yani Evrad ve ezkâr ibadetlerinde de zirvedeydi.

Yanında ve hizmetinde bulunan bir çok talebesinin anlattığına göre, bir dakikasını bile boş geçirmeden sürekli ya okumak,ya yazmak veya yazdıklarını tashih etmekle birlikte, sair ibadetlerle de meşguliyeti esas alan bir hayat seyri vardı.

Hazret-i Üstad’ın Evrad ve ezkâr meselesini aksatmadan icra ettiğine dair bir çok kaynakta mevcut bilgilerin yanı sıra, hayatta iken yanında bulunan talebelerinin de bu hususiyetine şahitlik ettiğini görmekteyiz.

EREK DAĞINDA

Bediüzzaman’ın Erek’teki yıllarını, talebelerinden Molla Hamid bize şöyle anlatmıştı:

“Van’da, Erek Dağı’nda kaldıkları yıllarda, Cuma namazını eda etmek için bazen en yakın köy olan Çoravanis Camii’ne gittiği gibi, bazen de Van şehir merkezine yaya olarak giderlerdi. Yolda giderlerken yol boyu evrad ve ezkârlara devam ederdi. Bazen talebeleri onun yanına gelerek birlikte yürürlerdi. O zaman, ‘Kardeşlerim siz ya  arkamdan veya önümden yürüyünüz, yan yana yürüdüğümüzde siz beni konuşturuyorsunuz, evrad ve ezkârlarda hata oluyor tamamlayamıyorum’ diyerek, evrad ve ezkârların önemini belirtirdi”.

Bir iki hatıra da, Kastamonu’da hizmetinde bulunan talebelerinden Çaycı Emin Ağabey’in oğlu Abdullah Çayırlı’dan dinlemiş ve not etmiştim. 

Şöyle ki;

“Babam bize Üstad’ın evrad ve ezkârları hususunda şunları anlatmıştı: ‘Büyük Cevşen olarak bilinen ve bir çok evrad ve ezkârın içinde bölümler halinde bulunduğu hususları her gece veya her gün birini okuyunuz. Meselâ, Pazartesi günü Cevşeni, Salı günü Evrad-ı kudsiye’yi, Çarşamba günü Münacaatü’l Kur’ân’ı, Cuma günü, Münacaatü’l Veysel Karani ve diğer kalan evradları, başta Yasin-i Şerif ve takip eden sûrelerle birlikte ihmal etmeden her gün Üstad düzenli bir şekilde okurdu, bizlere de aynı minval üzere tavsiye ederdi..”

 “Yine babam anlatmıştı:

Babam bir gün seher vaktinde, elinde olmadan bir anlık dalgınlık sonucu Üstad’ın kaldığı odasına girmiş ve Üstad’ı büyük bir yakarış içinde duâ ettiğine şahit olmuştu. Üstadın bu halini gören babam hemen dışarı çıkmış, hata ettiğini anlamıştı. Sonra, babamı aynı gün Üstad çağırmış ve demiş ki, ‘Emin sen ne yaptın öyle, vallahi benim duâ anımda o saatlerde melekler dahi gelse ben kabul etmeme gibi bir hal içinde oluyorum. Bir daha benden izin almadan içeri girme’ diyerek babamı uyarmış, babam da onun bu garib halini bildiğinden ‘Hata ettim Üstadım’ diye, cevap verdikten sonra yanından ayrılarak odasına gitmiştir.”

BİR GÜN ÇORAVANİS’DEKİ CAMİDE

Van’lı talebelerinden Ali Çavuş, nam-ı diğer Ali Aras’ın, oğlu Fevzi Aras babasından naklen şunları anlatıyordu:

 “Bir gün babam Çoravanis’teki camide bir Cuma günü, Üstad’la beraber kalarak duâ edeceğini Üstad’a anlatmış. Üstad da, ‘Ali bu gece sen burada kalma’ demiş. Ali Çavuş ısrar edince gece yarısı ve sonrası Üstadın sesli bir şekilde ağlayarak yaptığı yakarış ve o yakarışına eşlik eden bir çok farklı mahlûkları görünce, ben korktum ve ancak kendimi dışarı atabildim. Yer gök ve cami adeta sallanıyordu. Etrafındaki bilmediğim mahlûklar ise, Üstad’a eşlik ederek duâlarına amin diyerek ağlıyorlardı.”

Hazret-i Üstad’ın, Barla’da kaldığı yıllarda, Barlalılar’ın (komşularının) şahit olarak anlattıkları şöyledir:

“Üstadı geceleri Dershane-i Nuriye’nin önündeki bir mübarek çınar ağacının dalları arasında bulunan kulübecikte, sabahlara kadar tesbihat ile ezkâr ile terennüm eder görürdük. Hele bahar ve yaz mevsimlerinde bu muhteşem ağacın binlerce dalları arasında şevk ve cezbe içinde uçuşan kuşlar arasında Üstad’ın böyle sabahlara kadar çalışmasını gördükçe, ne zaman uyur, ne zaman kalkar bilemezdik.”

KASTAMONU’DAN MEHMET FEYZİ ANLATIYOR..

“Gecelerde sabaha kadar calib-i dikkat bir hal-i haşine ile ubudiyette bulunurlar. Yaz ve kış bu adetleri tahalluf etmez. Teheccüd ve münacaat ve evradlarını asla terk etmezler. Hatta bir Ramazan’da pek şiddetli hastalıkta altı gün bir şey yemeden savm-ı visal içinde ubudiyetteki mücahedelerini terk etmediler. Komşuları her zaman derler ki: ‘Biz sizin üstadınızın sekiz sene yaz ve kış geceleri, aynı vakitlerde, sabaha kadar hazin ve muhrik sâdâsıyla münacaat seslerini dinler ve böyle fasılasız devamlı mücahedesine hayretler içinde kalırdık.”

ZÜBEYİR GÜNDÜZALP’IN TESBİTLERİ

Kahraman talebesi Zübeyr Gündüzalp tavsiyelerinde, “Evrad u ezkâra ihtimam.. azamî ihtimam” derken, başka bir yerde, “Evrad, hizmetin lezzetini arttırır.” diyerek bir başka hususa işaret etmektedir.

Yine ayrı bir anekdot’ta yazılı sağlam kaynaklı (Emirdağ Lâhikaları-Tarihçe-i Hayat-sorularla Risale-Sözler) beyanlarda Üstad’ın evrad ve ezkâr icra etmedeki bu hususiyeti şöyle izah edilir;

“Bediüzzaman okuduğu evradı, tefekkürle içine sindire sindire okurdu. Hatta birçok hakikatin kalbine evrad okurken tülu ettiğini eserlerinde görüyoruz. Bu tefekkürlere misal olarak Onuncu Mektup’ta, Şah-ı Nakşibendi’nin Evrad-ı Kudsiye’sini okurken, Tarihçe-i Hayat’ta geçen bir mektubunda, namaz tesbihatını okurken kalbine gelen manalara bakılabilir. 

Üstad Bediüzzaman, okuduğu virdlerin çoğunu “üstadlarımdan” dediği Nakşi-Halidi Şeyhi Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevi (ks) Hazretleri’nin tertip etmiş olduğu üç ciltlik “Mecmuatü’l-Ahzab” isimli duâ kitabından seçmiştir. Zaten kendisi Sungur Ağabey’in nakline göre Mecmuatü’l-Ahzab’ı on beş günde bir hatmedermiş ki, bu altı Kur’ân kalınlığında duâ demektir.

Bediüzzaman, ihmal etmeden zikir ve tefekküre önem verirken sürekli yaptığı zikirler şöyle:

CEVŞEN..

“Kur’ân’ın hakikî ve tam bir nevî münacaatı ve Kur’ân’dan çıkan bir çeşit hülâsası olan Cevşen-i Kebir” dediği bu duâyı Türkiye’de meşhur eden Bediüzzaman Hazretleri olmuştur. Kendisi de Cevşeni her gün okumuş, hayatının son kırk senesi bu adetini terk etmemiştir: “Bin hususiyeti bulunan Cevşen-i Kebir” dediği Cevşen’in pek çok dünyevî faidesini de hayatında bizzat görmüştür. 

Meselâ Emirdağı’nda bir zehirlenmesi esnasında, “Cevşen-ül Kebir gibi evrad-ı kudsiyelerin feyziyle ölümden muhafaza olunuyorum. Fakat, hastalık, ıztırap çok şiddetlidir.” demiştir.

 Emirdağ Lâhikası’nda ise şöyle demektedir:

“Düşmanlarımın maddî manevî zehirlerine karşı gerçi Cevşen ve Evrad-ı Kudsiye-i Şah-ı Nakşibend beni ölüm tehlikesinden, belki yirmi defa kudsiyetleriyle kurtardılar.”

Cevşenin “binbir esma-i İlâhiyi havi” olduğunu belirtir, her günde iki-üç defa ezberden okurdu.

CELCELUTİYE..

Hz. Ali’ye (kv) dayandırılan, İmam Gazali’nin şerh yazdığı bu duâyı da sık sık okurdu. Bediüzzaman’ın  Şia kaynaklı rivayetlere eğilerek, aralarından Ehl-i Beyt’in tertemiz kanalıyla gelenleri seçmesi ve bizlere tanıtması ittihad-ı İslâm adına çok manidardır.

ABDULKADİR-İ GEYLANİ MÜNACATI

Üstad’ın düzenlediği “Hizbü’l-Hakaik-i Nuriye” adlı evrad (duâ) kitabının sonlarında yer alan bu münacaat da muhteşem bir duâdır. Bediüzzaman Hazretleri bu duânın başında Arabi ibarelerle bir açıklama düşmüştür ki kısa tercümesi şöyledir:

“Allah’ım, günahlarım boynumu büktü. Günahlarımın çokluğu ile utanıyorum. Ve gafletimin şiddeti sesimi kıstı. Senin rahmet kapını çalıyorum. Ve mağfiret kapında seyyidim ve senedim Şeyh Abdülkadir Geylani’nin -Senin kapında makbul olan nidasıyla- nida ediyorum.”

EVRAD-I KUTSİYE..

Üstad’ın düzenlemiş olduğu duâ kitabında var olan bu duâ için Bediüzzaman:

“Hz. Şah-ı Nakşibendi’nin kudsi bir duâsıdır ki, Hazret-i Peygamber’den asm) manevî âlemde ders almış.”

DELAİLİ’N-NUR..

Bediüzzaman Hazretleri’nin düzenlediği Delaili’n-Nur, evliyanın büyüklerinin salâvatlarını içine alan çok mükemmel bir salâvat kitabıdır.

SEKİNE:

Üstad Hazretleri, İmam-ı Gazali’den aldığı bu duâyı kendine daima vird edinerek bütün evradları zamanla değiştiği halde onu hiç bırakmamıştır.

VEYSEL KARANİ MÜNACATI..

Tabiinin büyüğü Üveys el Karani’nin bu münacaatı da Bediüzzaman Hazretleri’nin devamlı okuduğu duâlardandır.

ALTI ÂYET-İ KERİME..

Ayrıca Hazreti Bediüzzaman akşam ile yatsı namazı arasında devam ettiği ve Lem’aların başında zik- rettiği altı âyet-i kerimeyi otuz üçer defa okumuş...

Hazret-i Üstadımıza iktidaen yapılması gereken evrad ve ezkâr hususiyetlerini icra etmede, kutsi Nur meslek ve meşrebi içinde kalarak uygulanması çok zor olan bir vazife değildir, diye düşünüyoruz..

Cenab-ı Hak, adı geçen bütün mana feriştahlarının şefaatlerine bizleri, aile ve efradımızla birlikte Nur Talebelerini de mazhar eylesin inşallah.

Okunma Sayısı: 1895
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ali R. Yardimoglu

    28.8.2021 21:16:45

    Sayın Hocam, dun o 6 ayet-i kerime bahsi oldu, bu yazi onun uzerine gelmis....

  • Neslinur

    28.8.2021 18:30:16

    Muhterem Mustafa ağabey, emeğinize sağlık.Teferruatlı bir şekilde bilgilendik. Rabbim sizlerden razı olsun. Hürmetlerimle

  • Ömer

    28.8.2021 10:48:40

    Allah razı olsun hocam. Çok hakikatlı yaşanmış hatıraları zevkle okudum. İstifade edenlerden olabilmek duasıyla binlerce tebrikler.

  • Halil İbrahim Karahan

    28.8.2021 04:44:44

    Allah razı olsun

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı