"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İnsan zaman ve mekân

Muzaffer KARAHİSAR
12 Ocak 2021, Salı
Gurup vakti güneşin tepelere kızıllıklar bırakarak sükûnetle ufuklardan gidişi vardır.

Peşinden akşam, yeryüzünün güzelliklerine siyah perdeler çeker. Bir günün hikâyesi geçer hesabımıza… Yolculuğa mola vermiş gibi görünse de o gün, ömürden eksilen zamandan kazandıklarımız ve kaybettiklerimiz yazılır mizanımıza.  

Kâinatta gökyüzü ve zemin iki mekân anlatılır Kur’ân-ı Kerîm’de. Yıldızlarla süslenmiş gökyüzü heybetiyle, nizam ve intizamıyla Cenab-ı Hakk’ın azametini nazara verir. Ona eş değerde olan küçük gezegenimiz… Küçüklüğü nispetinde maddî ve manevî ihtişamıyla kâinatın kalbi hükmünde ve Allah’ın isimlerinin, eserlerinin, sanatının güzelliğinin sergisi, aynası, tecelli ettiği muhteşem memleket… 

Kâinatın ve varlıkların içinde cirmi ve cismi küçük insan, bütün varlıklardan üstünde en şerefli varlık, muhatab-ı İlâhî ve halife-i arz olarak yaratılmış. Kalbi, kâinat kadar muhabbeti kuşatacak kabiliyetle donatılmış… 

Küçük dünyanın büyük derdine kendini kaptıranlar olur. Geçen uzun yılların vicdan muhasebesi uzun sürer bazen. Uzun kış geceleri hasatlığın tasası, yalnızlığın kederi, kafasına takılan sorunlar uyutmaz bazı yaşlıları… Şafak vakti beliren aydınlık bir ümit ışığı gibi aydınlatır gönülleri. Sabah ezanı dalga dalga her tarafa tekbir sesleriyle huzurlu bir gün başlar. 

Gecenin karanlık perdesi, sabah ışıklarıyla açılır. Güzellikleriyle renkli çiçekler yüzümüze tebessüm eder. Yeni bir güne iman, ibadet, ümit ve neşe ile başlarız. Farklılıkların bir arada bulunduğu yerlerde herkes için aynı şeyleri söylemek mümkün olmaya bilir.

Her insan kendi âleminde görür dünyayı. Hayata pencereden bakar. Farklı mizaçların, alışkanlıkların bir arada olduğu yerlerden biri de huzurevleridir. İnsanlara değer verilerek, saygıyla, sevgiyle ruhlarının okşanması elzemdir. Onlar, yılların tecrübesiyle sohbet ve muhabbetle bağ kurarlar… 

Geçmiş yıllarda sabah mesaiye başlayınca katlarda ve salonlarda dolaşırdık. Yaşlıları ziyaret edip selâmlaşırken gözlerindeki parıltı, yüzlerindeki tebessüm, dilerindeki muhabbet karşılıklı mutluluğa, güven ve huzura vesile olurdu. Geceden kalan hastalık, rahatsızlık ve çeşitli sorunların çözülmesi onları rahatlatırdı.

Bir sabah ziyaretinde huzurevi yaşıyanı Osman Olçun’a, “Yaşadığımız dünyada hiç acı, elem, keder, hastalık, musîbet olmasa ne olurdu acaba?” dedim. O söze devam etti, zaten benim istediğimde onu konuşturup dinlemekti:

“O zaman hayatın, yaşamanın hiç tadı, tuzu olmazdı. Çok musîbetler, sıkıntılar çekmeme rağmen ben halime çok şükür ediyorum. Musîbetler geçer gider. İnsanları olgunlaştırır, sabredenlere çok sevaplar, hayırlar kazandırır. Emeksiz yemek olmaz. Eskiden insanlar dergâhlara gittiklerinde olgunlaşmak, manevî mertebe kazanmak için çilehaneye girerlermiş. Aç susuz, ışıksız yerde tek başına kalarak sıkıntı çekerek günahlardan arınırlarmış. Ondan sonra manevî mertebelerin yolları açılırmış. Hayatın tadı, tuzu dedim de aklıma geldi.

 Eskiden bir padişah çocuklarını toplamış ve onlara, beni ne kadar seviyorsunuz, diye sormuş? Herkes bir şey söylemiş kimi bal kadar, kimi şeker kadar vb. şeyler söylemiş. Bir kızı da babacığım seni tuz kadar seviyorum, demiş. Padişah ona içerlemiş, “Tuz acıdır, demek ki beni sevmiyorsun!” demiş, Kızı babasına iki kap yemek yapıp gelmiş. Birine tuz atmış, diğerine hiç tuz atmadan getirmiş, babasına ikram etmiş. Tuzsuz yemekten bir kaşık alan padişah kızına çıkışmış, nedir bu tatsız yemek demiş. Kızı da tuz yemekler için önemli olduğu gibi, sen de bizim için çok önemlisin, seni çok seviyorum, diye babasına sevgisini ifade etmiş...”

Okunma Sayısı: 2001
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı