Üstad’ımızın “Ey gazeteciler! Edipler edepli olmalı, hem de edeb-i İslâmiye ile müteeddip olmalı” düsturunu şahsiyetinde taşıyan edepli bir edip… Bir Abdullah Eraçıkbaş geçti bu fânî dünyadan.
Kendisiyle 2018 yılında işe ilk başladığım zamanlarda tanışmış olsam da Genel Yayın Yönetmenliği vazifesine geldiğinden beri yani yaklaşık bir buçuk senedir çokça teşrik-i mesaimiz oldu.
Abdullah Ağabeyin en bariz vasıflarından biri çalışkanlığıydı. Cenab-ı Hakk’ın ona verdiği bu hasletle her zaman kimin neyi ne kadar yapabileceğini bilir, vazifelerimizi dağıtırken hepimizin kabiliyetine göre bizleri yönlendirirdi. Kendisi sürekli çalışır, çevresindekilerin de istidadını inkişaf ettirmeye vesile olurdu.
Hepimize karşı çok cömertti. Maddî ve manevî desteğini hissettirirdi. Çok fedakârdı. Hasta eşiyle, yine hasta ve yaşlı olan babasıyla, kendi sağlık problemlerine rağmen ilgilenir, gittiği hastanelerde dahi hizmet ve gazetemiz için çalışırdı. Buna hepimiz şahidiz.
Çalışanlarıyla her zaman iletişim halindeydi. Bir mesele varsa daima konuşarak çözer, bizleri dinler, kalbimizi hiç kırmadan yol gösterirdi. Günün hangi saati olursa olsun ulaşabilirdik. Bu da onun fedâkarlığına bir başka örnekti.

Vefat haberini aldığımda yaşadığım derin üzüntü ve sarsıntı ile birlikte, yıllardır büyük bir fedakârlıkla sürdürdüğü hizmet temposunu düşündüm. “Böyle bir tempoya kalp dayanır mı?” diye biraz da kızdım içimden... “Çok sorumluluk alıyordun ağabey, biraz dinlenebilseydin...”
Sonra da şunu düşündüm: Üstad’ına ve Risale-i Nur’a hizmetle geçen bir ömür… Yine hizmetin içinden Hakk’a yürüyüş… Gıpta edilecek bir vuslat... Bizler için ani ve hüzünlü, onun için ise vazifesini hakkıyla tamamlamış bir asker gururuyla bu dünyadan terhis... Belki de bir hizmet ehli için bundan daha güzel bir mevt düşünülemez... Sonradan öğrendik ki, vefatından sadece dakikalar önce saat 18.41’de bir mesai arkadaşımıza haberle ilgili mesaj atmış. WhatsApp’taki son görülmesi ise 18.47’de kalmış. 18.50’de ise kalp krizi geçirmiş. Çok geçmeden de vefat haberini aldık.
O “son görülme”, meğer bu dünyadaki son mesaisinin kaydıymış... Hem de hizmeti düşünürken, gazeteyle meşgulken… Ömrü gibi son anları da hizmetin içinde geçmiş.
Vefat haberini duyurmak için yaptığım paylaşımın ardından, Yeni Asya’dan ve dergilerden yıllar önce ayrılmış birçok isim mesaj gönderdi. Hepsi büyük bir hüzünle Abdullah ağabeyi yâd ediyor, en çok da o samimî tebessümünü ve güler yüzünü hatırladıklarını söylüyordu.
Bizler Abdullah Ağabeyin çalışkanlığına, samimiyetine, fedakârlıklarına ve hizmetlerine şahidiz. Ondan razıyız, Rabbim de ebeden razı olsun. Mekânı Cennet, makâmı âlî olsun. Cenab-ı Hak bütün hizmetlerini kabul, Peygamber Efendimize (asm) ve Üstadımıza komşu eylesin. İnna lillah ve inna ileyhi raciun.