"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Derviş görünümlü avcı

Hüseyin GÜLTEKİN
18 Mayıs 2026, Pazartesi
Sarıklı, cübbeli, derviş görünümlü bir adam; önünde masumca ve korkusuzca yürümekte olan bir kuşun, uçmadan yoluna devam ettiğini görünce onu yakalamak için iyice yaklaşır.

Kuşun hâlâ uçmadığını gören derviş, aniden üzerine atlayarak onu yakalar; ancak bu sırada bir kanadını da kırar.

Zavallı kuş, bu derviş kılıklı adamı şikâyet etmek üzere Hz. Süleyman’a gider ve olup biteni anlatır. Hz. Süleyman (as), ifadesini almak üzere dervişi huzuruna çağırır ve neden kuşun kanadını kırdığını sorar.

Derviş:

“Efendim, niyetim kuşun kanadını kırmak değildi. Önümde yürümekte olan bu kuşa iyice yaklaştığım hâlde uçmadığını görünce, onu yakalamak için üzerine atladım. Bu arada maalesef kanadının kırıldığını gördüm. Benim yaklaştığımı görünce bu kuş uçup gitseydi, kanadı da kırılmazdı.” diyerek kendisinin suçsuz olduğunu beyan eder.

Hz. Süleyman kuşa dönerek, dervişi gördüğü hâlde neden oradan uçup uzaklaşmadığını sorunca kuş:

“Efendim, ben bu adamı sakallı, sarıklı ve cübbeli görünce; bunun bir avcı değil, karıncaya bile basmayacak kadar merhametli, kendi hâlinde bir derviş olduğunu tahmin ettim. Bu yüzden korkmadım ve uçmadım.” der.

Kuşun bu ifadesini doğru ve yerinde gören Hz. Süleyman, kısas olarak dervişin bir kolunun kesilmesine karar verir. Bunun üzerine kuş araya girerek:

“Efendim, bunun kolu şifa bulunca yine bu kılığıyla bu gibi cinayetleri işlemeye devam eder. Bunun için mümkünse derviş kılıklı bu avcının kolunu kesmekten vazgeçelim; bunun yerine başındaki sarığını ve sırtındaki cübbesini çıkaralım ki başkalarını aldatmasın.” deyince Hz. Süleyman da kuşun bu teklifini kabul ederek dervişin başındaki sarığın ve sırtındaki cübbenin çıkarılmasına karar verir.

Bu temsili hikâyede olduğu gibi, o günün şartlarında da bugün olduğu gibi dinî değerler üzerinden milleti aldatmayı meslek edinen kişi veya çevreleri bu çirkin işlerden vazgeçirmek için, mağdur duruma düşürülen masum bir kuşun hakkını bile dikkate alan Hz. Süleyman gibi adaletperver peygamberler vardı.

Aynı zamanda, şu veya bu şekilde haksız yere mağdur edilen; aklı ve şuuru bulunmayan bir kuşun bile hakkını aramak için ilgili makam ve mevkilere müracaatta bulunması ve dindar görünümlü, derviş kılıklı avcıları deşifre etmesi de hepimiz için ibret verici bir tablo olsa gerek.

Senelerdir hemen her gün pervasızca yapılan keyfî ve hukuksuz hak ihlallerine karşı, hak arama noktasında; hikâyede anlatılan mağdur bir kuşun sergilediği hukuk mücadelesini göze alabilsek, belki de dindar görünümlü hak gaspçıları meydanı bugüne kadar boş bulamayacaklardı.

Günümüzde Hz. Süleyman yok. Ama biliyoruz ki bütün din büyükleri, bazı kurnaz ve karanlık mihrakların tuzaklarına düşmemek için önemli uyarı ve tavsiyelerde bulunmuşlardır.

Bize düşen ise günümüzde Üstad Bediüzzaman’ın; “Kimse demez ayranım ekşidir...”, “Söylenen her sözün kalbe girmesine yol vermeyiniz...”, “Mihenge vurunuz...” gibi ikaz ve tavsiyeleri çerçevesinde hareket etmektir.           

Okunma Sayısı: 1407
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Burhan Kula

    18.05.2026 22:06:37

    KHK zulmünü yapanlar ve destekleyenlerin bir kısmı sözde mütedeyyin ve dindar görünümlüler, özde ise Zalimler, Zulme rıza Zulümdür Taraftar dahi olsa zalim olur.

  • Osman Yıldırım

    18.05.2026 00:34:44

    Burada ehli din dediğimiz tahkik ehline ikazları bulunmak gerekir, din adına haksızlık yapanları alkışlamak değil yaptıkları yanlışlardan dolayı onları ikaz edip desteklemekten vazgeçmek gerekmektedir. Bizim ülkemizde maalesef bu duyarlılık kaybedildi, ben dindarım diye ortaya çıkanları yanlış yapmaz kabul etmek büyük sorumluluk gerektirdiği gibi ülkeye de büyük yaralar açmaktadır. Dolayısıyla dindardır yanlış yapmaz anlayışından vazgeçip yanlış yapana bu yanlışını yüzüne haykıralım ve tahkik ehli olmalıyız,algılara kapılıp dindarsa yanlış yapmaz anlayışından mutlaka vazgecmeliyiz her insan yanlış yapabilir hele bu insan siyasetçi ise mutlaka yanlış yapabilir diye ihtiyatlı olmamız gerekmektedir.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı