"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bediüzzaman’ın cumhuriyetçiliğinin tarihî kaynakları

Ahmet BATTAL
17 Mayıs 2026, Pazar 15:00
Bediüzzaman, demokrasiyle taçlanmış gerçek cumhuriyeti istedi.

Delilleri için “Dindarların Abdülhamid yansısı ile imtihanı” başlıklı üç yazımıza bakılabilir:

https://www.yeniasya.com.tr/ahmet-battal/ dindarlarin-abdulhamid-yansisi-ile-imtihani_621318

Bir delili de kendisinin Ömer bin Abdülaziz’e şu bakışı: 

“Saltanat-ı dünyeviye (devlet yönetimi işleri) aldatıcıdır. … Hilâfet ve saltanata geçen, ya nebî gibi masum olmalı, veyahut Hulefa-i Raşidîn ve Ömer bin Abdülaziz ve Mehdi-i Abbasî gibi harikulâde bir zühd-ü kalbi olmalı ki, aldanmasın.”

Bir tür cumhurbaşkanı durumunda olan Halife Ömer bin Abdülaziz’i (M:680) TDV İslam Ansiklopedisinden tanıyalım: 

***

Yaklaşık yedi yıl süren valiliği sırasında Valilik merkezi Medine’deki ilk icraatı, şehrin on meşhur fakihiyle görüşüp meseleleri kendileriyle istişare ettikten sonra karara bağlayacağını bildirmek oldu. 

Irak Valisi Haccac’ın uygulamalarını sert bir şekilde eleştirmesi 712’de görevinden azliyle neticelendi.

Valilikten alındıktan sonra Dımaşk’a (Şam’a) giden Ömer, zalim valileri eleştirmeyi Halife Velîd’in meclislerinde de sürdürdü. 

Velîd’in ardından halife olan Süleyman, kardeşi Velîd’in kendisini veliahtlıktan azletme teşebbüsüne karşı direnen Ömer’i danışmanları arasına aldı, oğulları ve kardeşleri bulunduğu halde son hastalığı sırasında onu kendisine veliaht tayin etti. 

717 yılında Süleyman’ın ölümü üzerine halife ilân edildi. Bu önemli görevin kendisine bilgisi dışında verildiğini söyleyerek affını istediyse de biat merasimine katılanların ısrarları üzerine görevi kabul etti. 

Halife Ömer saraydaki lüks eşyaları beytülmâle koydurması, köle ve câriyeleri âzat etmesi, halktan biri gibi yaşaması gibi uygulamalarıyla Emevîler’in geleneksel saltanat görüntülerine son verdi. 

İlk dört halifeyi örnek alan bu davranışları sebebiyle Hulefâ-yi Râşidîn’in beşincisi sayılır.

Hangi kabileden olduklarına bakmaksızın dindar ve dürüst yeni memurlar tayin etti. 

Valilerin ticaretle uğraşmasını ve hediye almasını yasakladı. 

Halka mazlumun yanında olduğunu, memurlardan şikâyetçi olanların doğrudan kendisine başvurabileceğini bildirdi. Cuma gününü mezâlim mahkemesi duruşmalarına ayırdı. 

Muaviye tarafından Mervan’a iktâ edilen ve zamanla kendisine miras kalan Fedek arazisini sahipleri olan Ehl-i beyt mensuplarına iade etti. Önceki halifeler tarafından kendisine verilmiş diğer gayr-ı menkulleri ve kıymetli eşyayı beytülmâle devretti. Hanımının mücevherlerini ve evindeki fazla eşyayı da beytülmâle koydurdu. Halifelik görevi karşılığında maaş almayı reddetti. 

Emevî hânedanı mensupları ve diğer devlet adamlarının haksız kazançlarının tesbiti için geniş kapsamlı bir çalışma başlatması ellerindeki malların alınmasına tahammül edemeyen yakınları tarafından tepkiyle karşılandı ve ölümle tehdit edildi. 

Ancak o bu tehditlere aldırmadan bu uygulamayı ısrarla sürdürdü. Onun bu uygulamaya karşı çıkan yakınlarını Medine’ye gidip halifeliği şûra sistemine çevirmekle tehdit ettiği rivayet edilir.

Muâviye devrinden beri devam eden, hutbelerde Hz. Ali’nin lânetlenmesi âdetini kaldırdı; onun evlâdına ve taraftarlarına karşı çok iyi davrandı, ellerinden alınan emlâki geri verdi. 

Fetih hareketlerini yavaşlattı. Barışçı tebliği hızlandırdı. 

Ülkesindeki gayrimüslimlerin ihtidâsı için büyük gayret sarfetti, davet mektupları ve tebliğ heyetleri göndererek onları İslâm’a çağırdı. 

***

Görülüyor ki; halife seçilme biçimi, vazifeyi reddedebilmesi, saltanata karşı çıkan icraatları … sebebiyle Ömer bin Abdülaziz beşinci halife sayılıyor.

Ama asıl sebep kanaatimizce “halifeliği şura sistemine çevirme” fikri. Yani şahıs halifeden heyet halifeye geçiş isteği. 

Hatırlayalım, Bediüzzaman da 1923’te TBMM’deki Beyannamesinde bu isteği güncellemişti.

Bize bu Ömerlerden lâzım…

Okunma Sayısı: 1647
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Hüseyin İlhan

    21.05.2026 09:10:49

    Aziz üstadımızın HALİFELİK ile ilgili beyanalrı bellidir.Zaman ferdiyet zamanı değil,cemaat zamanı derken sadece avamın,insanalrın ferdi olarak say etmemesini söylemiyor.Aynı zamanda meşveret ve şura ile hareket edilmesini de bizlere ders olarak vermiyor mu. Düşünün bir dinin temsilcisi görünen amma belli mahfillerin tesiri altında,esareti,inhisarı altına alınan şahsın alem-i islamı yanıltacağını 'olmaz,diyebilirmisiniz. Evet diyorsanız bir delili hatırlatalım. Ülkedeki DİYANET İŞLERİ BAŞKANI olan eşhasların kaç tanesi ki el'an vazife yaptım diyenler dahil yanlış,yanıltma yapmıyor mu.

  • Nuri

    18.05.2026 00:52:01

    Pelin Hanım, "Ömer bin Abdülaziz halife ve aynı zamanda devlet başkanıdır. Dolayısıyla halifenin temsilini sağlayacak siyasi otoriteye de sahiptir. O zaman sorun hilafetin seçimle belirlenmesinde değildir." Derken ne demek istiyorsunuz. Peygamberimizin, hilafetin, kendisinden 30 sene sonra ısırıcı saltanata döneceğini bildirmiş olması ve ihbarının aynen çıkması meselesine ne dersiniz. Siz cumhuriyetçi mi saltanatçı mısınız? Net olur musunuz?

  • Salih baş

    17.05.2026 19:59:26

    Emirdağ lahikası 318.mektup

  • Avni Demirkazık

    17.05.2026 19:32:37

    Şura halifeliği diye birşey olmaz.Halifenin şura heyeti olur;Hz.Ebubekir,Hz.Ömer gibi...

  • S. Pelin Kurukahveci

    17.05.2026 09:50:08

    Fedek arazisi Hz. Ebu Bekir (ra) tarafından ehl-i beyte verilmemişti. Hz. Fatıma annemizin bu mesele yüzünden Hz. Ebu Bekir efendimize küskün olduğu rivayet edilir. Üstadımızın vurgusu yönetim keyfiyetine yönelik tutumuna dairdir. Her devirde onun adaleti, işlerine ehline vermesi, zühdü, takvası, insanlarla ilişkisi gibi yönleri yöneticilere örnek olmalıdır. Üstadımızda, Ömer bin Abdülaziz'in yönetime gelme şekline veya kendisinden sonrakilerin yönetime gelme şekline dair düşüncesine yönelik bir vurgu göremiyoruz. Bizatihi yönrtimdeki performansını ölçüt alıyor. Ömer bin Abdülaziz halife ve aynı zamanda devlet başkanıdır. Dolayısıyla halifenin temsilini sağlayacak siyasi otoriteye de sahiptir. O zaman sorun hilafetin seçimle belirlenmesinde değildir. Hilafet makamında oturacak kişinin temsil ettiği hilafeti uygulamaya koyacak otoritesinin olup olmaması meselesidir. Velev ki hilafet yetkisi mecliste olsun.

  • Çetin

    17.05.2026 06:24:26

    Allah kerimdir.Yoksa bu milletin şaşkınca yürüdüğü bu yol yol değil. He günümüz sabırla geçiyor.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı