Bir hedefe yolculuk yaparken insan genelde kalan kısma bakar. “Ne zaman ulaşacağız mahal-i maksudumuza?” diye. Çünkü geçen geçmiştir. Yolcuyu kalan kısım ilgilendirir.
Yolcu bilmez bir mektebin içinde ilerlediğini. Yol mektebi; ne de öğretici, eğitici ve olgunlaştırıcıdır. İnsan yolculukta bir arayıştadır. Yol boyu insan bir kendine geliş süreci yaşar. Nefes nefes bir tüketimdir yaşanan. Her yol bir yere götürür insanı. Ve her ulaşılan menzil bir taraftan bir son olurken diğer taraftan bir başlangıç olur yolcuya.
İnsan sabrı, tefekkürü, cesareti, cömertliği yolculukta yaşar. Henüz hayat bulmamış güzel duygular uzun ya da kısa yolculuklarda hayat bulur. Bazen yalnız yaşanır yolculuk bazen sessiz, bazen gözyaşlarıyla, bazen de neşe içinde alınır mesafeler.
Güzel niyetlerle atılan adımlar, ibadetleşir. Güzel duygularla geçen yol zamanları ne güzeldir. Güzel duygular taşıyan yol arkadaşları yolculuğu da güzelleştirir. Yıllarca aradığını bir yolculukta bulmak ne güzeldir. Yolculuğu anlamlandıran mavi gökyüzünde beyaz bulutlar ne güzeldir. Yolu ve yolculuğu güzel kılan, yol hatıralarıdır. Yolculukta değişir insan. Paylaşır. Anlaşır. İçinde özel sayfalar açar. Yolculuk olgunlaştırır insanı. Yol arkadaşlarıyla birlikte yaşamayı öğretir.
Beklemek vardır yolculukta, hikmetli. Sabrı öğrenir insan zorlanınca. Düşünmeyi keşfeder insan. Yalnız yürümek ritmik seslere, an be an değişen görüntülere; çiçeğe, böceğe, kelebeğe duyarlı hale getirir insanı.
Yolculuğun hikmeti bir mektep gibi insanı eğitmesindedir. Yoksa oturduğu yerde de büyürdü insan. Hayat faaliyet ve harekettir diyen Bediüzzaman, ömür içindeki bu kısa uzun yolculuğa dikkat çekmiş olmalı. Kıpırdayınca güzeldir varlık. Çiçek açınca, kuş uçumca güzeldir. Kıpırdamak hayat alameti. Ceviz ağacının dalları rüzgârla kıpırdayınca yapraklarındaki muhteşem koku yayılır etrafa. Âlemdeki durağanlığı kırmak için rüzgâr yaratılmış zaman zaman da hırçın. Varlığın hareket durumuna göre bazen meltem bazen de fırtına olur hava zerreleri. Harekete geçirmek kolay değildir tembeli.
Esinti de bir yolculuktur. Bir yerlerden bir yerlere vazifeye sevk edilir hava zerreleri. Bu öylesine bir gidiş değildir. İçinde rahmet taşır gittiği coğrafyalara rüzgâra binen bulutlar. Ve hep beklenir onlar varlık âleminde dört gözle. İşte böyle yolculuk ne güzeldir. Rahmet yüklenmek ve rahmet taşımak bir yerlere ne de beklenendir. Bir de zahmet taşıyanları, acı keder yüklenip, gittiği yere üzüntü taşıyanları düşünsenize.
Evet, öyle derler değil mi; “İnsan yolculukta tanınır.” Yol, döker sırları ortaya. Yolcu, yolculukla gelir kendine. Aslında yol boyu alınan mesafe kişinin kendine geliş sürecidir. Ve bu yolculuk, ebedî yolculuğun da nasıl olacağının habercisidir. Her yolculuk, ya şikâyeti ya da memnuniyeti taşır içinde. Bu da insanın tercihlerinde gizli galiba. Azaba çevirmek de mümkün geçen zamanı, yüz güldüren bir yolculuk yapmak da mümkün. Burada irade devrede. Belki asıl gündem, yolcuğun kalan kısmıdır. Henüz yolculuk bitmeden, bir molada biraz düşünmeye, biraz muhasebeye ne çok ihtiyaç var. Belki de bu mola, son durak öncesi “yeniden bir başlama” molasıdır. Neden olmasın? Hayat, her an yeni başlamaklar, yeni bitişler taşır içinde. Hayatın kalan kısmında da nice güzel yolculuklara.