"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bediüzzaman cumhuriyetçi mi, demokrat mı?

Ömer Faruk ÖZAYDIN
15 Ağustos 2021, Pazar
İnsanlık; bugüne gelene kadar çok bedeller ödeyerek beş devir geçirmiş; vahşilikten göçebeliğe, kölelikten esirliğe, oradan, ücretli çalışana geçiş yapmış ve devam ediyor.

“Devletler, milletler muharebesi; tabakat-ı beşer muharebesine terk-i mevki ediyor. Zira beşer esir olmak istemediği gibi, ecîr olmak da istemez.” 1

Bu tahlilleri yapan ve dünyayı kurulduğu günden beri bir kitap gibi okuyup bize reçeteler yazan Bediüzzaman, dünyayı içine alacak bir kalple hem kronikleşmiş meseleleri, hem de geleceği kurtarmak için ilim adına ne varsa hıfzına alarak yola koyulmuş.

O da herkes gibi (salihlerin yaptığı) bir mağaraya çekilir, evrad ve ezkârla meşgul olabilirdi. 

Fakat o, dünyanın bu son yolculuğunda gelen nesilleri uçurumdan kurtarma için her şeyi dert edinmiş, köklü çözümler adına bütün bedelleri tek başına ödemek pahasına, değil taşın altına elini, bedenini, belki bütün ruh u canını ortaya koyarak, insanlığı kurtarmak adına şefkatin zirvesine seyahat etmiştir.

Bu yüzden Kur’ân deryasında kulaç atmış, bin yıldır birikmiş problemler içinde tamiratçı rolünü üstlenmiştir. Zira anlamışki hürriyet olmadan hiçbir şey çözülemez. O yüzdendir ki o küçük yaşlarda medreseden medreseye koşmuş, orada gördüğü ilmî istibdata karşı çıkmış, dağların hürriyetini kendine mesken tutmuştu.

Bediüzzaman’ı muasırlarından ayıran en büyük özellik onun ifrat derecesinde hürriyetçi olmasıdır, öyle ki “hürriyet imanın hassasıdır” diyerek şeriatın tam merkezine alır.

Bediüzzaman, 1907’de Sadaret’e gelerek vazifeli olduğunu ilân etmesi hem ilminin mevhibe-i İlâhî olduğunu gösterdiği gibi, hem de büyük âlimlerin, filozofların ve devlet erkânının bulunduğu payitahtta fikirlerini açıkça beyan etmesi cesaretini ve hürriyetçiliğini gösterir.

Bu sebeple, ehl-i nifakın ve istibdatçıların şimşeklerini üzerine çekip, hem tımarhane hem de hapishane görür.

Aslında ulema iyi/kötü her şeyi biliyor, ama âlem-i İslâm’ın (Osmanlı’nın) çöküşüne çare bulamıyorlardı. Zira onlar asrı okuyamıyor, bin yıldır geleneksel saltanat anlayışıyla dünyanın değişimine “küfür rejimidir” diye uzak duruyorlardı.

HÂKİMİYET MİLLETİNDİR

Efendim “hâkimiyet milletindir” sözü küfürmüş, hâlbuki “hâkimiyet Allah’ındır, nasıl milletin olur?”

Elbetteki en küçük zerreden en büyük yıldıza, güneşlere kadar Allah’ın mülküdür ve O’nun hâkimiyetindedir. Bunda iman ehlinin şüphesi olamaz. Ancak Şûrâ Sûresi’nde “onların işleri istişare iledir” âyeti idaremizi bize bırakmış, birilerinin; ağanın, kralın, sultanın ya da hâkim bir zümrenin eline değil. Bu adeseden hâkimiyet, elbette milletindir. İşte bu hürriyetperverliğin müdafii olan Bediüzzaman, kalkınmamızın, saadetimizin zembereğini meşrûtiyette arar. Bu sebepledir ki, her türlü menfî şartlara rağmen kendisinin de şahit olduğu meşrûtiyetin ilânını alkışlar.

Adı meşrûtiyet, cumhuriyet, demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan hakları her ne ise, hürriyet bağlamındadır ve İslâmiyetin çerçevesini çizdiği tanımlamanın kapsamı alanındadır, manasız isim ve resimden ibaret değil.

Hürriyet-i şer’iyye sadece Rabbine kulluğu, insanlara köle olmamayı va’z eder. Ehl-i dünyanın dediği gibi istediğini yapar değil, ne gayrına ne de kendine zararı olmamasıdır. Bütün bu eksikliğine rağmen insanlığın geldiği nokta; demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan haklarıdır. İslâm bu tanımlamaları hürriyet-i şer’iyye çerçevesinde kabul eder, reddetmez.

Buyrun, Cumhuriyet miydi, demokrasi miydi? tartışmalarına bir kaç orijinal cümle ile konulan nokta:

“Cumhuriyet ki, (O zaman meşrûtiyet, şimdi o kelime yerine cumhuriyet konulmuş.} adalet ve meşveret ve kanunda inhisar-ı kuvvetten ibarettir.” 2

Evet hürriyet, meşrûtiyet (demokrasi) “bir mu’cize-i Peygamberî (asm) ve bir inayet-i İlâhî, Rahmân olan Allah’ın bir hediyesidir ve bu millet-i mazlumeye bir inayet-i İlâhîdir.” 3

Dipnotlar:

1. Mektubat. 

2. Emirdağ Lâhikası.

3. Divan-ı Harbi Örfi.

Okunma Sayısı: 1636
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Muhammed Yusuf Akbaş

    15.8.2021 14:03:01

    Allah razı olsun . Güzel bir yazı . Tebrikler bir sonraki yazılarda üstadın demokrat özeliklerini ve uygulamalarına da yer verirseniz daha mükemmel olur diye düşünüyorum

  • Süleyman Alıç

    15.8.2021 12:49:00

    Ömer Faruk bey kardeşim Harika bir tahlil ve yorum sizi hem tebrik hemde Alkışlıyorum. Allah razı olsun bu tür yazıların devamını bekliyoruz

  • Ali TAM

    15.8.2021 12:31:32

    Kanun-u Esasî Osmanli'da Anayasa kavraminin karsiligidir Almanlar Anayasalarina Grundgesetz= Temelkanun derler. Isimler mana olarak birbirine cok yakin! Yasa tabiri YORUM gibi UYDURUK olsa gerek. Bulgar Ermenisi Agop Martiyan baskanliginda TÜRK DIL KURUMU kurulur kurulmaz ILK ATANAN Baskani dilimiz güya dügümlüymüs acsa acsa o acar düsücesiyle bir de DILACAR soyadi verilmis! Bizi ne kadar ACIZ sanmislar Selanik Yahudisi ve Bulgar Ermenisi TÜRKLER OLDU OLACAK DIYE ZU'M ETMISLER. Aslî ARAB, yöresel olarak KÜRD tam dogru ifadeyle tam bir Osmanli EFENDISI olan Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri'nin canhirasane gayretleriyle LISANIMIZI MUHAFAZA eden Risale-i Nur Külliyati sayesinde ANADILIMIZI gayet güzel konusabiliyoruz yüzlerce Osmanlica kitabi sorunsuz okuyabiliyoruz.

  • Ahmet Erenler

    15.8.2021 09:18:19

    “ifrat derecesinde hürriyetçi olmasıdır” her ne kadar muhterem yazar hürriyete çok ehemmiyet verdiğini ifade için ifrat kellimesini kullansa da siyasette muktesid mesleğinde olan Üstad bu konuda da hadd-i vasattadır. Ayrıca demokrat kelimesini demokrasi manasinda asagidaki ifade de açık olarak kullaniyor. Selam ve dualar “ Cumhuriyet ve demokrat manasındaki meşrutiyet ve kanun-u esasî denilen adalet ve meşveret ve kanunda cem-i kuvvet Yaşasın Kur’ân-ı Kerîmin Kanûn-u esasîleri! 26 Şubat 1324 (Mart 1909) Dinî Ceride, no. 73” Divanı Harbi Örfi

  • Bülent Derviş

    15.8.2021 06:48:18

    Muhteşem bir yazı, Aydınlanıyorum, bilmediklerimi de daha iyi bir şekilde öğreniyorum. Allah Yeni Asya Gazetemizden ve emeği geçen herkeseden razı olsun.

  • Selçuk Kaş

    15.8.2021 03:47:51

    Mükemmel bir yazı Ömer faruk özaydın abimi severek takip ediyorum.Allah yar ve yardımcımız olsun.Kalemine sağlık.

  • Ali TAM

    15.8.2021 00:31:20

    Komünist Devletlerden Cin Halk Cumhuriyeti, Kuzey Korenin resmi adi Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti, Myanmar'in resmi adi Myanmar Birliği Cumhuriyeti Isimlere bak hizaya gel! Komünistlere göre Iblis iman ve din mücahidi olmali. Aslinda ebedi Cehennem Komünistlere göre ebedi Cennet tesmiye ediliyor olmali.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı