"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Millet Partisi’nin talihli liderleri

Ömer Faruk ÖZAYDIN
06 Eylül 2020, Pazar
Demokratları kösteklemek için Millet Partisi kartını oynayan derinler; (Fevzi Çakmak’ın vefatıyla yarım kalan projelerini) MHP ve MSP’yle 70’li seneleri harcayıp, 12 Eylül’de ANAP’la iktidar oldular.

Millet Partisi’nin diğer ayağı olan MHP ise; hiçbir zaman iktidara oynamadığı gibi, her zaman hükûmetlerde ve devletin içindeydi.

Taşın altına elini koymadan devletin her kademesinde adamları yer buldu/buluyor. 

Talihi, 1. ve 12. CB gibi olmasa da işi rast gidenler arasında, Millet Partisi’nin başka bir versiyonu olan ANAP’lı Turgut Özal’ı yâd etmeden geçemeyeceğiz. Zira, Demirel hükûmetinin ekonomiden sorumlu müsteşarı olmasına rağmen, 12 Eylül’ün yasaklarına takılmadan hem cuntacılarla çalıştı, hem de CB’lığa kadar yolu açıldı.

“Takunyalılar” diye lanse edilse de, dört eğilimden oluşan partide solcu, ülkücü, siyasalcı ve bir kısım Demokratlarla bir araya getirildiler. 

Nurcular’ın büyük bir bölünme yaşadığı 12 Eylül’de; ANAP’ta, kutsal ittifakla milliyetçiler, millî görüşçüler, millî mücadeleciler ve bir kısım Nurcular da konsolide olmasına rağmen, elma şekeri mukabilinden güzellemeler sebebiyle tahribatı göremediler. 

Özal ailesinin Lotary kulüplerle birlikteliği, plaj ve içki görüntüleri, lüks ve israf özentileri, ekmek yokken çikita muz ithali gibi bozuk Avrupa özentisine rağmen “çağ atlamak” popülaritesine takıldı kaldı.

Aynen darbeciler gibi siyasî yasakları müdafaa etmeleri, pehlivansız minder şampiyonu gibi, Demirel’e vefasızlık, seçmende karşılık buldu.

Siyasî yasakları dişiyle tırnağıyla bertaraf ederek tekrar iktidarı yakalayan demokratları başka mecralara çekerek Refah Partisi’ne mecbur ettiler. Erbakan’ın Başbakanlığı döneminde 28 Şubat’a götüren bütün doneler ve figürler hazırlanıp o günlerde pek de anlaşılmayacak fitnelere zemin hazırladılar. 

RECEP TAYYİP ERDOĞAN 

28 Şubat’ın dindarlara, demokratlara ve memlekete yaptığı zulüm, aynen 70’lerde olduğu gibi 90’larda da koalisyonlara mecbur ediliş vs birçok sebep AKP ve Erdoğan’ı iktidar yaptı.

Parti kurucularının arasında ANAP’ta olduğu gibi, her kesimden yer bulması ciddî bir kabul görmüştü. İktidar olduktan sonra birer birer ayıklanmaları da kabul gördü ki; AKP’deyken kahraman olanlar, zulümlere itiraz edip gidince hainlikle suçlandılar.

AB müzakereleri, uyum yasaları kabul görürken, canımız istemeyip yönümüzü Şangay Beşlisi olan doğuya dönünce, “Ne AB’siymiş, onlar Haçlı bizi istemezler” moduna girildi ki, o da kabul edildi.

Belki 50 senedir eğitim yetersizliğinden açık olan dershaneler (ki, tepedeki siyasîlerin çocukları da gidiyordu) birilerine kızdık diye eğitimi Arap saçına çeviren, yerine yenisini de getirmeyen siyasî irade kapatınca, kabulün de ötesinde “kahrolsun”larla alkışlandı.

Senelerdir kanayan yaramız olan Kürt meselesi çözüm sürecinde; “milliyetçilik ayaklarımın altındadır” nasıl alkış aldıysa, bu gün Millet Partisi aslına dönüş, milliyetçi siyaset de kabul gördü.

Cemaatlerle iç içe oluş, milletin teveccühüne sebep olurken, siyaset için sevmek, çeşitli entrikalar ve kumpaslarla ortaklığın bozulması ve hain ilân edilmeleri de kabulden de öte “siyaset için düşmanlık etmek” şeytanî düsturu acı bir şekilde hayata geçti. 

Rahip Bronson gibi siyaset yüzünden tutuklamalar, milliyetçilik duygularını kabartırken, 35 sene ile yargılanmasına rağmen bir telefonla salıverilmesi de kabul edildi.

“Komşularla sıfır sorundan” kavgasız komşusuzluğa.. 

Üç Y ile iş başına gelip “yolsuzluğa, yoksulluğa ve yasaklara...”

Başkanlık sistemiyle demokrasinin ve Meclisin zayıflatılmasına..

Zinanın suç olmamasına..

İstanbul Sözleşmesi’yle eşcinselliğin serbestisine...

Gelirse senden gelsin hesabı, hayır şer ne varsa kabul, baş göz üstüne.

Biz galiba camilerde hutbe, gittiği yerlerde Kur’ân okuyan liderleri (Reisleri) kayıtsız şartsız seviyoruz.

Nasıl ki; 1. Meclis duâlarla, âlimlerle açıldı, sonradan tasfiye edildiyse, aynen AKP, hocalarla, âlimlerle iktidara gelip, işleri bittikten sonra sağda solda ne varsa tasfiye etti.

Sahi biz bu filmi görmemiş miydik?

Dün Kemalizm, bugün Erdoğanizm...

Yaşasın Reisçilik!

Okunma Sayısı: 1896
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Necati

    27.9.2020 14:04:08

    Tebrikler, böyle bir yazı ancak sizin gibi cesur kalemden çıkabilir. Böyle bir yazıyı ancak hakikatın gür sesi olan Yeni Asya yayinlayabilir. Bu yazıyı herkesin paylaşmasını tavsiye ederim. Umulur ki bir kişide olsa zülme taraftar olmaktan kurtulur.

  • Ahmet Necdet Hocaoğlu

    6.9.2020 21:51:07

    Çok cesurca yazılmış bir yazı.Allah razı olsun. Mevlam tesirini halketsin.

  • Hüseyin İlhan

    6.9.2020 11:30:22

    Maşallah barekallah kardeşim.Bir entrika ve müslümanın oyuna getirilişi ancak bu denli harika bir yazıyla ifade edilirdi.Sizi tebrik eder,ehli imanın uyanışına bir ikaz olmasını dilerim.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı