"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kavuşunca bitmeyenler

Havva KÜÇÜK KONUR
18 Mart 2026, Çarşamba
Kız Kulesi'nde akşam yemeği yiyen bir dostum sosyal medyada paylaşmış.

Altına gelen yorum: Eee hani yemek yerken izlenecek Kızkulesi nerde? Galata Kulesine çıkıp İstanbul’u temaşa edenler, hani bu güzel İstanbul manzarasında izlenecek Galata Kulesi nerde? Bazı meseleler de böyle değil mi? Karşıdan, uzaktan bakıldığında iç geçirdiğimiz, olması için dua ettiğimiz, müthiş keyif aldığımız, kavuşmanın sevincini, ayrılmanın hüznünü yaşadığımız nice insanlarla bir araya gelsek, kimbilir neler düşünür, neler yaşarız? Bu muymuş hayran olduğum kişi? Ben bunun mu arkasından koşmuşum bunca zaman? 

Karşıdan bakmak, uzaktan görmek kafamızda, muhayyilemizde kurguladığımız gerçeklerin kamufle alanı. Mesafeler arttıkça özlem ve hasret artıyor. Ara açıldıkça düşünceler büyüyor, kocamanlaşıyor. Bendini aşan hayaller geliyor sonra. Zihnin oynadığı pekçok oyun... Sonuç: Yıkılan şiirler...

Kızkulesi... Pek çok insanın karşıdan bakıp arzuladığı yer... Orada oturabilsem, yemek yiyebilsem, çay içebilsem deyip hayallediği yer belki. Ama ulaşınca oyun bitiyor. Ulaştın ve keyif alanın sona erdi. Maşuğuna kavuşan âşıklar için de böyledir durum. Divan şiirleri hep hasret çekilen, özlem duyulan, kaşına, gözüne, kirpiğine, saçına beyitler düzülen mısralarla doludur. Aşk, hep belli bir mesafeden mi bakmalıdır dedirtiyor insana. Kavuşunca biten bir şey... Acının söylettiği, hasretin çağıldattığı, özlemin coşturduğu düşünceler... Zihinde kalmayıp hayale düşen, muhayyilelerde büyütülen duyguların, şarkılara, bestelere, şiirlere, nazım ve nesirlere düşmesi... Aşk bu mudur gerçekten? Bu kadar mıdır?

Kendi iç dinamiklerimiz, değerlerimiz açısından baktığımızda sabretmek ve şükretmek gerçeğini görüyoruz. Ayrılırsın, hasretini çekersin; kavuşursun şükrünü eda edersin. Ama biter mi? Bence bitmez. Bitirmeyenlerin varlığını da buna şahit gösterebilirim. Sevdiğinin yüzüne her baktığında şükür diyen, sesini her duyduğunda hamdeden, duasıyla her daim yoldaş olan gönül erleri, çok ciddi bir tekzip yazıyor buna. Bazı şeyler kavuşunca bitmez, çoğalır. Bazı yerler gidip görmekle bir daha gitmem dedirtmez. Kızkulesinde yemek yemenin, Galata Kulesinden etrafı izlemenin kendi içinde çok daha büyük bir şükrü vardır muhakkak. Her zaman idrak edemesek de...

Aslında size bir sır vereyim mi? Hayata, hayattaki arkadaşlarına, dostlarına, emellerine, hedeflerine ulaşılması gereken bir meta olarak değil de, eda edilmesi gereken bir şükür, ayrı kalınırsa da sabredilmesi gereken bir nimet olarak bakanlar için öğütülecek hiçbir şey yoktur. Buna kavuştum, hedefime ulaştım, artık yeter demek tüketim çılgınlığının bir versiyonu... Hatta en büyük versiyonu diyebilirim. Çünkü öğütülen, insan; eritilen ise insanın hisleri, duyguları... İnsan bu dünyadaki en mükerrem varlık ise eğer, ayrı kalınca çoğalacak, kavuşunca bitecek hayallerin ona uğramaması lâzım.

Yanılıyor muyum?

Okunma Sayısı: 149
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı