"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Devletin son kandilleri

M. Said ÇATALKAYA
18 Mart 2026, Çarşamba
Birinci Dünya Savaşı’nın yangınında, ittihad-ı İslâm’ın bekası için omuz omuza veren Harbiye Nazırı Enver Paşa ve Bediüzzaman Said Nursî arasındaki münasebet, sadece bir asker ve âlim ilişkisi olmamıştır.

Zira bu ilişki, İttihad-ı İslâm idealinin sarsılmaz bir tezahürüdür. Bu kardeşlik, “Vatan sevgisi imandandır” düsturunun ete kemiğe bürünmüş halidir. Enver Paşa’nın Çanakkale’de sergilediği sarsılmaz deha, Batı’nın maddî üstünlüğüne karşı manevî bir set çekmiştir. Aynı dönemde Bediüzzaman ise Kafkas cephesinde “Keçe Külâhlılar” namındaki gönüllü alayıyla Rus istilâsına karşı durmuştur. Tarihçi Necmeddin Şahiner’in titizlikle kayıt altına aldığı üzere, Bediüzzaman ve Enver Paşa arasındaki samimiyet, cephe hatlarındaki mektuplaşmalarla perçinlenmiş ve vatan müdafaasında tam bir tesanüd perçinleşmiştir. Kafkaslar’ın müdafaasında Bediüzzaman Hazretleri’nin talebeleriyle beraber gösterdiği kahramanlık, Enver Paşa’nın karargâhında iftihar olarak vasıflandırılmıştır.

Enver Paşa, Çanakkale’de gösterilen meşhur geçilmezlik iradesini, ordunun maneviyatını diri tutan âlimlere hürmetiyle birleştirmiştir. Bediüzzaman’ın savaşın en kanlı anlarında, mermiler arasında telif ettiği İşârâtü’l-İ’caz tefsiri, bu dostluğun en somut nişanesidir. Said Nursî, İstanbul’a döndüğünde Enver Paşa bu eserin ehemmiyetini derhal kavramış ve savaşın getirdiği kâğıt kıtlığına rağmen devletin imkanlarını seferber ederek bu tefsirin basılmasını sağlamıştır. Enver Paşa’nın bu tavrı, Risale-i Nur’da bahsedilen ‘hamiyetli ve vatanperver devlet adamı’ çerçevesinin karşılığıdır. Enver Paşa, Bediüzzaman’ın Kur’ân hakikatlerini haykıran bu eserini ordunun manevî gıdası olarak görmüş ve askerlere dağıtılmasını isteyerek bizzat himaye etmiştir. Bu durum, bir devlet adamının sadece toprakları değil, milletin zihnini ve ruhunu da koruma derdinde olduğunun ispatıdır.

Bediüzzaman’ın Rusya’daki uzun ve meşakkatli esaretinden sonra İstanbul’a dönüşü, Enver Paşa nezdinde büyük bir sevinçle karşılanmıştır. Bu dönemde Harbiye Nezareti, Bediüzzaman Hazretleri’nin cephedeki üstün hizmetlerini takdir ederek onu devletin en yüksek ilmi istişare heyeti olan Darü’l-Hikmeti’l-İslâmiye üyeliğine aday göstermiştir. Sadık Albayrak’ın belgeleriyle ortaya koyduğu üzere, bu atama süreci doğrudan askerî kanadın teklifi ve onayıyla gerçekleşmiştir. Bu atama, İslâm dünyasının geleceği için fikir birliği yapma iradesidir. Bediüzzaman, bu görevde iken de Enver Paşa ile sık sık istişarelerde bulunmuş, özellikle ordunun manevî terbiyesi ve İslâm birliğinin tesis edilmesi hususunda mühim teklifler sunmuştur. Genelkurmay arşivlerindeki madalya ve rütbe kayıtları, Bediüzzaman’ın “Milis Albay” rütbesiyle gösterdiği bu fedakârlıkları resmiyetle mühürlemektedir.

Birinci Dünya Savaşı’nın en kritik dönemeçlerinden biri olan Çanakkale Zaferi, bizim için “İslâm’ın izzetini muhafaza eden fevkalâde bir hadise...” hükmündedir. Enver Paşa’nın bu zaferdeki payı ve ordudaki disiplini sağlayan mü’min komutan vasfı, Bediüzzaman tarafından her daim takdirle yad edilmiştir. Bediüzzaman; Enver Paşa’nın, İslâm birliği yolundaki samimiyetine hüsn-ü zanla bakmıştır. Savaşın ardından yaşanan ayrılıklar ve sürgünler dahi, bu iki ismin temellerini attığı millî ve manevî uyanış ruhunu söndürememiştir. Bediüzzaman’ın kalemindeki ihlas ile Enver Paşa’nın kılıcındaki celadet, Anadolu’nun kurtuluşuna giden yolun taşlarını döşemiştir.

Birinci Dünya Savaşı’nın karanlık günlerinde Kur’ân hakikatleri ve vatan sevdası etrafında kenetlenerek, gelecek nesillere; “İhlas ve sadakatle neler başarılabilir?” sorusunun canlı bir cevabını miras bırakmışlardır. Bediüzzaman ve Enver Paşa arasındaki bu kadim dostluk, şahsî bir muhabbetten ziyade, bir milletin var oluş gayesine hizmet eden ulvî bir iş birliğidir. Rabbimizden her ikisi için rahmet ve mağfiret niyaz ediyoruz...

Okunma Sayısı: 119
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı