"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Asıl intikam, yıkmak değil, inşa etmektir

Ömer Faruk Yıldız
09 Mayıs 2026, Cumartesi
İnsanın en ilkel, en dizginlenemez duygusudur öfke.

Canımız yandığında, haksızlığa uğradığımızda içimizdeki o karanlık ses hep aynı ilkel tepkiyi fısıldar: Kısasa kısas. Bize acı verenin acı çekmesini, bizi yıkanın enkaz altında kalmasını isteriz. Zira modern çağ bize affetmenin bir zayıflık, intikamın ise birgüç gösterisi olduğunu dikte ediyor.

Peki, sahiden öyle mi? Gerçek güç, birini ezip geçmek midir; yoksa seni ezmeye çalışanların kurduğu nefreti, şefkatle darmadağın etmek mi?

Tarih, gücünü yakıp yıkmaktan alan tiranlarla doludur, ama o tarih, asıl saygıyı zulmün tam ortasında durup “Bana zulmedenlere, zindanlarda bana yer hazırlayanlara, hepsine hakkımı helâl ettim”1 diyebilen sarsılmaz iradelere duyar. Yirmi sekiz yıl boyunca zindanlarda çürütülmek istenen, kasaba kasaba sürgün edilen ve en ağır iftiralara uğrayan Bediüzzaman Said Nursî’nin hikâyesi, tam da bu iradenin zirvesidir. 

O, kendisine zindanları reva görenlere beddua etmek, kitleleri isyana çağırmak yerine, öfke zehrini yutup hakikati haykırmayı seçmiştir. Çektiği onca çileyi, maruz kaldığı onca eziyeti basit birer kötülük olarak değil; inandığı davanın çelikleşmesi için kaderin vurduğu” şefkatli tokatlar”2 olarak okumuştur. Bu, sıradan bir insanın harcı değildir. Bu, kendi nefsini, konforunu ve egosunu davası uğruna tamamen sıfırlayabilmiş bir ruhun manifestosudur.

Bugün, bu”müsbet hareket” anlayışına dünden çok daha fazla muhtacız. Çünkü nefes almanın bile zorlaştığı bir çağda yaşıyoruz. İstanbul gibi devasa metropollerin omuzlarımıza yüklediği stres, saatlerce kilitlenen o boğucu trafik, günde 12-16 saatlere varan yıpratıcı mesailer sabrımızı incecik biripliğe bağlıyor. İş yerinde hakkımızı yiyen bir yöneticiye, haksız yere şikâyette bulunan bir müşteriye veya trafikte üzerimize direksiyon kıran bir şoföre karşı ilk refleksimiz bağırıp çağırmak, kavga etmek oluyor.

Sosyal medyada enufak bir hatasında insanları linç etmek, dijital kalabalıkların arkasına saklanıp “intikam” nidaları atmak sıradanlaştı.

Oysa Bediüzzaman’ın  ve onun ardından gidenlerin bize bıraktığı en sarsıcı miras tam da bu cinnet anlarında devreye giriyor: Nefsine ağırgelse de yutkunmak. Seni kışkırtanlara karşı sokağa dökülmek, yakıp yıkmak yerine; kötülüğün ateşine odun taşımamayı seçmek...

Kendisine ve hocalarına zulmedenlere karşı talebelerinin verdiği tepki, bugünün o tahammülsüzlüğünü utandıracak cinstendir. Onlar, en büyük intikamın kan dökmek veya  değil; ölünceye kadar okumak, yazmak ve inandıkları hakikati neşretmek olduğuna inandılar.  “Biz intikamımızı, bu hakikatleri altın mürekkeplerle yazarak, neşrederek alacağız”3 dediler.

İşte yarım asrı aşkın süredir bu ”müsbet hareket” çizgisinden zerre taviz vermeden yayın hayatına devam eden Yeni Asya, o gün edilen o kutlu yeminin bugünkü tecellisidir. Rüzgârın nereden estiğine bakmadan, günlük tahriklere, linç kültürüne ve öfke nöbetlerine kapılmadan, sadece hakikati neşretme gayesiyle matbaa manivelalarını çeviren Yeni Asya; zulme karşı kalemin, nefrete karşı şefkatin, yıkmaya karşı müspet inşanın yıkılmaz bir kalesidir.

Kötülüğe kötülükle cevap vermek en kolayıdır; yerçekimine kapılmak gibi zahmetsizdir. Asıl zor olan, asıl yiğitlik isteyen şey; sana taş atana gül uzatabilmek, ağır bir mesainin ardından eve dönerken bile o yorgunlukla elindeki kalemle yeni birdünya inşa edebilmektir.

Unutmayalım; tarih, başkalarının hayatını karartanları değil, kendi hayatı pahasına başkalarının yolunu aydınlatanları yazar.

Kaynaklar:

1- EmirdağLâhikası, s. 412.

2- Age., s. 412.

3- Tarihçe-i Hayat, s. 717.

Okunma Sayısı: 152
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı