Paris merkezli uluslararası bir kuruluş olan Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) yayımladığı Mart 2026 dönemi tüketici fiyat endeksi bilgileri, enerji fiyatlarındaki sert yükselişin küresel enflasyon görünümünü yeniden yukarı çevirdiğini ortaya koymuşu.
OECD, Türkiye’nin de kurucu üye olduğu dünya genelinde ekonomik olarak gelişmiş ve yüksek gelir sevyesiine sahip 38 ülkeyi kapsayan bir hükümetlerarası kuruluş. İşte bu kuruluşun hazırladığı rapora göre OECD ülkelerinin büyük bölümünde enflasyon yeniden yükseliş eğilimine girmiş.
Türkiye, Mart ayında enflasyon oranındaki sınırlı gerilemeye rağmen OECD ülkeleri içinde en yüksek enflasyona sahip ekonomiler arasında yer almış. Raporda Türkiye’ye ilişkin dikkat çeken noktalardan biri enerji fiyatları olmuş. OECD’nin Aralık 2019’dan Mart 2026’ya kadar olan dönemi kapsayan kümülatif enflasyon hesabına göre Türkiye’de fiyatlar genel düzeyindeki toplam artış yüzde 777,8’e ulaşmış. Bu oran OECD ülkeleri arasında en yüksek seviye olarak kayıtlara geçmiş. (karar.com, 7 Mayıs 2026)
Çoğu zaman ifade edildiği üzere gerek savaşlar ve gerekse diğer sebeplerle yaşanan ekonomik kriz bütün ülkeleri tesiri altına alıyor. Ancak rakamların da gösterdiği üzere bu olumsuz etki en çok ülkemizde görülüyor. Gerek İran ve gerekse Ukrayna savaşları ya da Filistin’de yaşanan hadiseler dünya ekonomisini doğrudan ya da dolaylı olarak etkiliyor. Dikkat çeken konu, ülkemizin diğer ülkelerden daha fazla etkilenmiş olmasıdır. Niçin OECD ülkeleri arasında en yüksek etkilenme bizde olsun? Aralık 2019’dan Mart 2026’ya kadar olan dönemdeki enflasyon hesabına göre Türkiye’de fiyatlardaki toplam artışın yüzde 777,8’e ulaşmış olmasının suçu ve kabahati sadece “dış etkiler”le açıklanabilir mi? Türkiye’yi bu kadar zorlayan “dış şartlar” niçin başka ülkeleri bu nispette etkilemiyor?
Keşke enflasyon rakamlarında değil de “hak, hukuk ve adalet” rakamlarında ve seviyesinde “dünya lideri” olabilseydik. İnanın “adalet” sahasında lider olmak paraya da ihtiyaç duymaz. Bunun için iyi kanunlar ve bu kanunları iyi yorumlayıp uygulayacak olan bir sistem yeterlidir.
Aynı günlerde kamuoyu ile paylaşılan bilgilere göre cezaevlerinde kapasite üzerinde insan bulunuyor. Bu duruma dikkat çeken bir açıklamada, “Koğuşları değil, adaleti büyütmek zorundasınız” denilmiş.
Evet Türkiye adaleti büyütmek, “hak, hukuk ve adalet” noktasında dünyaya örnek olmak mecburiyetindedir. İnanın bu noktadaki öncülük ve liderlik, ekonomik zenginliğe ulaşmaktan çok daha kolay, çok daha gereklidir.