Şu fânî dünyada, insanın birinci önceliği elbette ki, en çok sevdiği, değer verdiği anne-baba, eş ve çocuklarıdır.
Bunların varlığı ayakta durmasına yardımcı olur insanın.
Bunların varlığıyla, desteğiyle aşmaya çalışır önüne çıkan tüm zorlukları.
Öyle ki, onların varlıkları bir dua bir âb-ı hayat suyu gibidir.
Bazen öyle anlar olur ki, o dua, seni karanlıklardan, okyanusların derinliklerinde boğulmaktan kurtaran bir deniz feneri oluverir.
Zaman ilerleyip de, bu dua zincirinin halkasından eksilenler oldukça, o duanın eksikliğini hayatının her alanında hissedersin.
Ben o hisleri, bir zamanlar, babamın ve annemin vefâtlarıyla yakından tattım.
Şimdi aynı hissi, beni, âdeta manevî evladı olarak gören, benim her derdimde maddî ve manevî yanımda duran, benim de kendilerini manevî bir baba olarak gördüğüm muhterem ağabeyim, aziz dava yoldaşım Hasan Şen'i ebedî âleme uğurlamanın hüznünü yaşarken, yeniden hissettim...
Gidişinin verdiği elem ve ızdırapla, ruhumda bir yara, gönlümde hasret acısıyla kalakalmışken, imdadıma yetişen şu kelimeler benim tek teselli kaynağım oldu;
"Sizlere müjde!
Mevt idam değil, hiçlik değil, fena değil, inkıraz değil, sönmek değil, firak-ı ebedî değil, adem değil, tesadüf değil, fâilsiz bir in'idam değil.
Belki bir Fâil-i Hakîm-i Rahîm tarafından bir terhistir, bir tebdil-i mekândır.
Saadet-i Ebediye tarafına, vatan-ı aslîlerine bir sevkiyattır.
Yüzde doksan dokuz ahbabın mecmaı olan âlem-i berzaha bir visal kapısıdır."
(Mektubat, Yirminci Mektup,
Birinci Makam, Yedinci Kelime)
İşte bu müjde ile başımı kaldırıp, pencereden dışarı baktığımda, sağanak sağanak yağan nisan yağmurunun tatlı sesi sardı kararan ufkumu.
Hasan abi, baharın müjdecisi olan nisan yağmurları altında Rahman-ı Rahîm’ine göçüp gitti.
Her ne kadar defin esnasında yağmasa da, ardından rahmet bulutları damla damla gözyaşlarını adeta dökmeye başladı ve halen yağmaya devam ediyor.
Sebeb-i hikmeti nedir, tam bilemiyorum.
Nisan yağmurları insan üzerinde farklı bir halet-i ruhiye uyandırmakta...
Kim bilir, belki de yeni bir dirilişe, rahmet olmasından dolayıdır nisan yağmurlarının insanın üzerindeki farklı bir tesir uyandırması.
Belki de, karanlığın bağrına atılan tohumların, nisan yağmurunun rahmet damlalarıyla yeniden, yeni bir hayata geçerek, fânî hayatların, bâkî hayata tebdil olduğunu göstermekte...
İzmir'in kadim hizmet öncülerinden muhterem Hasan Şen ağabeyde, bir nisan ayında, tıpkı nisan yağmuru gibi, toprağa düştü. Rahmet-i Rahman’a kavuştu. Rabbim rahmetiyle muamele etsin.
O kiminin Hasan babası, kiminin Hasan ağası, kiminin can dostuydu.
Her ne olursa olsun, Hasan abi, babacan tavrıyla, her daim tebessüm eden bakışlarıyla, yediden yetmişe herkesin gönlünde taht kurmuş bir gönül sultanı idi.
Onu gençliğimin baharında tanımıştım. İhtiyarlığımın baharında kaybettim.
Acısıyla, tatlısıyla, sevinciyle, hüznüyle kırk yılı aşkın beraberliğimiz oldu.
Bu süreç içinde , her daim birinci önceliği cematin selameti için, hizmetlerin sıhhatli yürümesi için maddî manevî dualarını eksiltmeden yapmasıydı....
Ben buna bizzat şahit oldum.
Şimdi o, berzah âleminde çok sevdiği dostları, aziz Üstadımız ve muhabbet erleriyle beraber bizleri bekliyor.
Rabbim, bizleri onların şefaatine mazhar kılsın.
Nisan yağmurlarının damlaları adedince ruhlarına binler Fatihalar...