"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İttihad-ı İslâma giden yol

Muhammed Yusuf Akbaş
17 Mayıs 2026, Pazar
Tarih, Ortadoğu’nun kan ve gözyaşıyla dolu sayfaları arasında, barış ve kardeşlik adına atılan umut verici adımları da saklar.

O adımlardan biri, 8 Temmuz 1937’de Tahran’daki Sadabat Sarayı’nda atıldı. Türkiye, İran, Irak ve Afganistan; sınır güvenliği, karşılıklı saygı ve barış içinde yaşama iradesiyle Sadabat Paktı’nı imzaladılar.

Bu, Müslüman milletlerin “biz varız” deme cesaretinin sembolüydü.

Aradan yıllar geçti. 1955’te bu ruh Bağdat Paktı ile yeniden canlandı. Türkiye, Irak, İran ve Pakistan’ın öncülüğünde kurulan bu ittifak, sadece askerî bir anlaşma değil; aynı zamanda bir medeniyet dayanışması idi.

Bediüzzaman Said Nursî bu gelişmeyi, “İttihad-ı İslâm’ın mukaddimesi” olarak nitelendirdi ve şöyle dedi:

“Dört yüz milyon Müslümanın sulh-u umumîsine bir başlangıçtır.”

O dönem Başbakanı Adnan Menderes de aynı heyecanı paylaşıyordu. Bağdat dönüşü şu tarihî sözleri söylemişti:

“Bugün sevincimden uçacak gibiyim. Bağdat’ta İslâm âleminin ittifakının çekirdeğini ektik.”

Bu ifadeler, bir diplomatik başarıdan ziyade, bir ümmet vizyonunu yansıtıyordu.

Ne yazık ki bu kardeşlik girişimi uzun ömürlü olamadı. Irak Kralı Faysal ve Başbakan Nuri Said Paşa katledildi, Menderes ve arkadaşları idam edildi. Pakistan’da benzer senaryolar sahnelendi. Pakt yaşadı ama ruhu öldürüldü.

Dıştaki birlik, içerideki barıştan doğar. Cemaatler, mezhepler ve milletler kendi aralarında adalet, meşveret ve kardeşliği tesis etmeden, hiçbir siyasî birlik kalıcı olamaz.

Bugün Ortadoğu’ya baktığımızda tablo acı verici; mezhep kavgaları, etnik ayrılıklar, dış müdahaleler…

Peki, bu dağınıklığın sebebi sadece dış mihraklar mı?

 Elbette hayır. En büyük engel, nefsimizdeki enaniyet ve içimizdeki tefrika virüsüdür.

Aynı coğrafyanın çocukları farklı kamplarda birbirine silah doğrultuyor. Hatta aynı camianın, aynı cemaatin mensupları dahi birbirinin kuyusunu kazma seviyesine düşebiliyor.

Kardeşinin hakkını, hukukunu, mirasını gözetmeyenler; “İslâm birliği neden olmuyor?” diye şikâyet ediyor.

Bu yüzden her zamankinden daha çok, iman, adalet ve kardeşlik temelli bir dayanışmaya ihtiyaç var.

Yeni bir pakt, sadece devletler arasında değil; ümmetin vicdanında kurulmalıdır.

Bu birlik hiçbir mezhebi, etnik kimliği veya fikri dışlamamalıdır. Türk’üyle, Arab’ıyla, Fars’ıyla, Kürd’üyle; Sünnîsiyle, Alevîsiyle hepimiz aynı iman kardeşliğinin mensubuyuz.

Birlik, kavmiyetçilik değil; “hakikî, müsbet ve kudsî milliyet-i hakikiye olan İslâmiyet milliyeti” üzerine bina edilmelidir.

Bölge ülkeleri, önce kendi içlerinde adalet ve hürriyeti tesis etmeli, sonra el ele vererek ortak bir refah ve sulh düzeni kurmalıdır.

Yani birliğimizin temeli kavim değil, iman kardeşliğidir. Gerçek birlik, siyasî anlaşmalarla değil, kalplerde başlar. İman hizmeti, insanın kalbinde başlayan bir inkılaptır; siyasî değil, manevî bir birlik inşa eder. Bu manevî temel olmadan kurulan ittifakların ömrü kısa olur. Bağdat Paktı’nın akıbeti bunun en açık örneğidir.

Bugün İslâm’ın ve insanlığın aradığı şey, yeni bir Bağdat Paktı’dır; ama bu kez sadece kâğıt üzerinde değil, kalplerde imzalanmış bir pakt olmalıdır.

Bölge ülkeleri önce kendi içlerinde barışı bulmalı, sonra el ele vererek ortak bir adalet ve refah düzeni kurmalıdır. Bu birlik sadece İslâm coğrafyası için değil, tüm insanlık için bir sulh-u umumî, yani genel barış umududur.

Kardeşliği imanla, birliği adaletle, hürriyeti meşveretle yeniden tesis etmek. Yeni bir Sadabat ruhu, bu asrın en büyük ve en şerefli vazifesidir. Ve bu vazife, siyasetten önce, her birimizin kendi ailesinde, mahallesinde ve gönlünde başlayacak bir inkılâptır.

Okunma Sayısı: 838
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • S.topuz

    17.05.2026 21:18:34

    {Hattâ hadîs-i sahihle, âhir za-manda İsevîlerin hakiki dindar ları ehl-i Kur'an ile ittifak edip müşterek düşmanlarıolan zın-dıkaya karşı dayanacakları gi-bi;şu zamanda dahi ehl-i diya-net ve ehl-i hakikat,değilyalnız dindaşı,meslektaşı,kardeşi o-lanlarla samimi ittifak etmek, belki Hristiyanların hakiki din-dar ruhanîleri ile dahi medar-ı ihtilaf noktaları muvakkaten medar-ı münakaşa ve nizâ et-meyerek müşterek düşmanla-rı olan mütecaviz dinsizlere karşı ittifaka muhtaçtırlar.} Lemalar[Y] - 183"Eğer hasmını mağlub etmek istersen, fenalı ğına karşı iyilikle mukabele et. Çünki eğer fenalıkla mukabele edersen,husumettezayüdeder. Zahiren mağlub bile olsa, kal-ben kin bağlar, adaveti idame eder.Eğer iyilikle mukabele et-sen, nedamet eder; sana dost olur. اِذَٓا اَنْتَ اَكْرَمْتَ الْكَر۪يمَ مَلَكْتَهُ وَ اِنْ اَنْتَ اَكْرَمْتَ اللَّئ۪يمَ تَمَرَّدًاhükmünce; mü' minin şe'ni, kerim olmaktır.Se- nin ikramınla sana müsahhar olur. Zahiren leîm bile olsa, iman cihetinde kerimdir." Uh.Ris. 12

  • Bilal Bozkurt

    17.05.2026 14:05:16

    Harika bir yazı harika bir yorum. Gönüller birleşmeden coğrafyalar birleşmez. Sınırları kaldıran şey haritalar değil, kalplerdeki muhabbettir. Ümitle beklemekteyiz…

  • Abdullah

    17.05.2026 13:10:57

    Dar diarede olduğu gibi,geniş siyaset dairesinde de geçer olan ittihad formulu şu; "İttihad imtizac--ı efkârla,o da marifetin şua'i elektiriği ile olur." Üstad'ımız ittihadın esasını,temelini böyle ifade etmiştir.Evvelâ, imtizac-ı efkâr, sonra marifetin şua-i elektriği.Bu iki ana unsur,ana direk olmadan esaslı bir ittihad-ı sağlamak mümkün değil.Bugün ülkede bir sürü tarikat ve cemaatlar var.Bunlar ittihad içinde değildirler.Çünkü aralarında imtizac-ı efkâr yok.Ayrıca nuru marifet noktasındada büyük eksiklikleri var.Marifet nuru; akıl ile kalbin nuraniyetiyle ilgilidir.Demek kalb ve akıl kâmil manada aydınlanmadığı için ittihad,birlik ve beraberlik olmuyor.Onun için Üstad'ımızın ortaya koyduğu iki esası,temeli,oluşturmalıyız ki,ittihadın yolu açılsın.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı