"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bura’dan bakınca…

Orhan Ali YILMAZ
12 Eylül 2021, Pazar
“O Allah ki, hanginizin, iman bakımından, -kendisi O’nu görmese de- bütün yaptıklarını, her an Allah’ın gördüğü şuuruyla yapıp yapmadığını imtihan etmek üzere, hem ölümü, hem de hayatı var edendir.” (Mülk, 2)

İlk olarak, 1 Aralık 2019 tarihinde Çin’in Hubei bölgesinin başşehri konumunda bulunan Wuhan şehrinde ortaya çıkan, yaklaşık bir dört ayı az aşkın bir süre geçtikten sonra, ilk vak’a ülkemizde, 11 Mart 2020 tarihinde, buna bağlı ilk ölüm tesbiti ise 17 Mart 2020’de görülen, en son verilere/resmî rakamlara göre, ülkemizde yaklaşık 60.000 (60 bin), dünya çapında ise 5.000.000 (beş milyon) kişinin ölümüne sebep olan, bütün dünyayı, daha doğrusu, bütün insanlığı etkisi altına alan bir hastalıktan, yani koronavirüsten (COVID-19) bahsediyoruz.

Bazılarımız, belki de, biraz da bir “komplo teorisyenliği” hevesi ile ya da Allah’tan geldiğini inkâr amacı / maksadıyla mı olsa gerek, bilemiyorum, bunun, aslında, Çin’de laboratuvar ortamında, insan eliyle üretilmiş, kasıtlı / plânlı biyolojik bir silâh olduğunu iddia etse de, elimizde, bunu destekleyebilecek derecede, inandırıcı, duygusal olmayan, gerçekçi, sağlam herhangi bir delil, bir belge, bir vesika ya da bir delil; işte o; ne yazık ki, henüz şu an elimizde yok…

İman Esasları’mızdan olan Kader’e, hem de Kaza’ya iman başlığı altında, “hayır ya da şer/iyi ya da kötü; insanın/insanların başına gelen her şeyin, aslında, –istisnasız olarak- Allah’tan olduğu/geldiği” şeklinde, herkesin bildiği şu klâsik açıklama vardır.

Zannediyorum, ya tamamen duygusallık ya da gafletten, yoksa unutkanlıktan mı olsa gerek, bunu unuttuk ya da kulak ardı ettik, yaşadığımız bu son süreçte…

Tarihte ise, buna benzer vak’alara baktığımızda, en çok gözümüze çarpan, yüz yılı az aşkın bir süre önce, hatta kimi tarihçilere göre 1. Dünya Savaşı’nı bitiren sebeplerin/müsebbeplerin en başında gösterilen, ve yaklaşık 50.000.000 (elli milyon) insanın ölümüne sebep olan, hem de COVID-19 ile aynı familya/aileden olduğu, uzmanlarınca, açıkça ifşâ edilip izhâr edilen/belirtilen, ayrıca, fazladan olarak, insanın fikrini epey bi’ hezeyanlaştıran, yani aklî muhâkemesini/tutarlılığını bozan/ifsad eden, Osmanlı’da ise, doğduğu yere nispetle İspanyol Gribi/Nezlesi/Hastalığı diye anılan bir salgınımız var.

Bir de, 1346-1353 yılları arasında, bütün Avrupa’yı, hem de Yakın Doğu’yu kasıp kavuran, tarihçiler tarafından, ittifakla, dünya insanlık tarihinde, yaklaşık 200.000.000 (iki yüz milyon) rakamı ile en fazla insanın ölümüne sebep gösterilen, Kara Veba/Kara Ölüm diye bilinen, en müthiş bir sârî/bulaşıcı hastalımız var.

Üstad Hazretleri, bu anlamdaki “Umûmî Musîbetin/Musîbetlerin”, aslında, umumun ortak hatasının bir sonucu/neticesi olduğuna işaret eder. 

Emirdağ Lâhikası’nda ise konuya açıklık getirirken, “Hem, böyle umumî musîbetler, ekser nâsın hatasından geldiği cihetle, o insanların ekseri, -kısm-ı a’zamı- tövbe ve nedamet ve istiğfar etmekle def’olur.” der.

Yukarıdaki ifadeyi düşündüğümde, kalbime damlayan, hem de zihnime aydınlanan budur ki, özelde kendimiz/biz, genelde ise bütün insanlık olarak, açık, hem de temiz bir alın ile, Kader-i İlâhiye, “Biz, artık, hatamızı, hem de kusurumuzu anladık, gereken dersimizi aldık, artık umumî bir şifaya müstehakız, onu senden, hemen, şimdi istiyoruz Ya Rabbi!” diyecek/dedirtecek, söyletecek derecede, geçmiş umum günahlarımıza keffâret olabilecek düzeyde, henüz öyle bir tövbeye, bir pişmanlığa/nedâmete, bir arınmaya, hem de farkındalığa, çoğunluk ya da büyük bir çoğunluk itibari ile henüz bâliğ olmuş/ulaşabilmiş değiliz, şu koranavirüs ya da COVID-19 nezdinde…

Ya da, “Umumî musîbet, ekseriyetin hatasından ileri gelmesi cihetiyle; ekser nâsın o zâlim eşhâsın harekâtına, fiilen veya iltizamen veya iltihâken taraftar olmasıyla, mânen iştirak eder, musîbet-i âmmeye sebebiyet verir.” minvalindeki şu tesbitinden hareketle, bu hastalığa mânen dâvetiye çıkaran, “zâlim” sıfatıyla muttasıf şu müthiş şahısları, o anlamda, çoğunluk itibariyle, henüz tam tanımadığımız gibi, icraatlarını da; ya fiilen ya da fanatik taraftarlık yoluyla veyahut bizzat iştirak etmek suretiyle destek vermeye devam ettiğimiz için, bu “Umumî Musîbet” imtihanımız, biraz daha devam edecek gibi gözüküyor…

Okunma Sayısı: 1083
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı