"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Koyunlar buhar olup uçtu

22 Eylül 2021, Çarşamba
Daha 8-10 yaşında bir çocukken, rahmetli babam bazen beni mahallemizin kasabı Sabri Amcaya et almak için yollardı. Alacağım eti iyice tenbih ederdi. Ben de dikkatle dinler, unutmadan gider, babamın selâmını söyleyip siparişimi verirdim.

Etler hazırlanırken ben de etrafı tecessüs eder, her şeyi incelerdim. Fiyat listesine bakardım. O zaman kuşbaşı etin kg. fiyatı 3,5 TL. iken eğer kıyma çektirecek olursak, kıymanın fiyatı 3,6 TL. olurdu. Meğer, makinenin kullandığı elektrik masrafını alırlarmış. Bugün et fiyatlarına baktığımızda, bazı büyük marketlerde tam tersi, kıyma ucuz, et pahalı. Acaba neden?

Neyse, fiyat listelerinin yanında hangi hayvanların etlerinin olduğuna baktığım listede; Sığır, dana, koyun, keçi, kuzu gibi etlerin ismini görür, fiyatlarına bakardım. Malûmunuz, sığır eti biraz sert olur, dana daha yumuşak. Koyun eti de kezâ öyle, kuzu etine göre daha serttir. Ona göre de fiyatlarda biraz farklılık vardı.

Geçenlerde et alırken bu mâziyi hatırladım. Kasabımızdan, bir kaç defa kuzu pirzola aldık. Fakat baktık, biraz kemik kalın, çok da yumuşak değil. Sonradan bunun niye böyle olduğunu düşündüm. “Galiba, bunlar koyun etini, kuzu diye satıyor” diye aklıma geldi. Gerçekten de bazı kasaplara baktığımda, koyun eti listede yoktu. Hattâ sığır da yok, dana vardı. Belki bazı beldelerde, kasaplarda hâlâ vardır. Ama benim baktıklarımda yoktu. Kendi kendime bunları düşünürken, piyasadaki bazı esnafın yaptığı hîle ve hud’a aklıma geldi. Allah’tan korkmayan, bunda da hîle yapabilirdi.

Et aldığım iki kasaptan biri, Türkiye’ nin et piyasasını tesbit eden firma idi. Onlara vaziyeti anlatıp, sordum “Koyunlar buhar olup uçtu mu?” diye. Ama cevab vermedi. Diğer  kasap ile konuşup sorduğumda, “Abi, biz koyunları dönercilere veriyoruz” deyince, gülmem tuttu. Yahu, dönercilerin çoğu “kuzu döner” diye satıyordu. O zaman, onların söylediği de doğru değil demek ki. Güler misin, ağlar mısın? 

Bunları duyunca, aklıma şu fıkra gibi hadise geldi: Gencin biri, İlâhiyat fakültesinden mezun olmuş, memleketine gitmiş. Sağda-solda hep hava atıyormuş, “Ben, çok iyi Arapça bilirim” diye. Birgün, yine kalabalık içinde böyle konuşurken, o beldeden olup da El- Ezher mezunu birine denk gelmiş. 

El Ezher’li, “Aaa öyle mi delikanlı? Maşâallah, haydi bakalım” sormuş.

“Arapça’da ineğe ne derler?”

“Bakar.”

“Aferin. Peki, deveye ne derler?”

“Cemel.”

“Aferin. Koyuna ne derler?”

“Ganem.”

“Aferin ya, maşâallah genç sana. Peki, kuzuya ne derler?”

Genç, şöyle durmuş, düşünmüş hemen cevab vermiş.

“Kuzuya iki sene bir şey demezler. İki sene sonra, ona da, “ganem”  derler. 

Cevabı duyan herkes kahkahayı basmış.

Aynı bu misâl, her hâlde memleketteki koyunlar ya buhar olup uçtu, gitti... Ya da kuzular ganem oldu...

Okunma Sayısı: 1620
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Selman Toprakça

    22.9.2021 23:57:14

    Bu yazı dananın kuyruğunun koptuğu andır..

  • Hüseyin

    22.9.2021 20:12:51

    Osman kardeş, çok güzel bir yaraya parmak basmışsın . Aynende öyle dediğin gibi. Bu esnafın kötü kısmına, milleti aldatanlara, Allah basiret versin. Cemiyetin böyle çok meselelerini dile getiriyorsun ya, bundan çok arkadaşımız memnun oluyor. Allah razı olsun.

  • Ali

    22.9.2021 13:23:14

    Şu devirde kuzulara kıyılır mı?

  • Münir

    22.9.2021 13:15:42

    “Koyunlar buhar olup uçtu” başlıklı latif bir üslupla kaleme alınan makale “Maîşet için tarik-ı tabiî ve meşru ve zîhayat, san’attır, ziraattir, ticarettir.” düsturunu bize hatırlattı. Onlarca ovaları, yaylaları olan şu cennet yurdumuzun dışarıdan hububat ithal eder hale getirilmesi cidden acı ve hazin. Ziraatin, hayvancılığın vesair yerli üretimin teşvik edilmesi ve o sahalardaki çiftçilerin ve müteşebbislerin desteklenmesi lazım. Demokrat Parti ve Adalet Partisi iktidarları dönemlerinde planlı kalkınmaların temelleri atılmış, her sahada devasa yatırımlara başlanmış ve birçoğu tamamlanmıştı. Malum önkesmeler, kaoslar, fitneler, ihtilaller, körüklenen ihtilaflar naehillerin işbaşına geçmelerine yol açtı ve memleket maalesef bu hale düşürüldü.

  • Azam Yılmaztürk

    22.9.2021 12:43:27

    Osman hoca makaley okudum hem güldüm hem düşündüm Risale-i nurda 100 elimiz olsa nurlara ancak yeter hakikatini düşündüm hep birlikte düşünelim.

  • yetkin durak

    22.9.2021 08:14:52

    Güldürürken düşündüren ,nereden nereye gelmişiz dedirten harika bir yazı ,kaleminize sağlık

  • Sertaç Lüser

    22.9.2021 07:00:38

    :) İnsanlığın buhar olup uçtuğu yerde koyunların koyun olarak kalması duasıyla...

  • Yunus E.Öztürk

    22.9.2021 06:35:00

    Harika,gecmişe yolculuk yaptım.Allah sonumuzu hayır etsin.

  • Hilal

    22.9.2021 06:25:38

    Allah , Allah! Aynı şeyi biz de çok yaşadık Osman abi. Etlerden çok tat ve lezzet almadığımız zaman, annem hep öyle söyler.

  • Caner

    22.9.2021 01:08:59

    Buhar olan bir şey yokta esas memlekette güven sıfırlandı. Ecnebilerin ahlakını aldık.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı