Yeni senenin ilk ayında, bir çok vefat haberi aldık. En son aldığımız haber de (23 Ocak 2026) Üstadımızın sadık talebesi, kahraman Mustafa Sungur Ağabeyin hanımı, Emine Teyzemiz oldu.
Muhammed Sungur kardeşle, bazen hâsb-ı hâl eder, fikir teâtisinde bulunur, mâzîyi yâ'd ederdik. Bir müddettir; "Osman Ağabey, annem hasta dua buyurun" derdi. Biz de dua ederdik. Aynı zamanda da ona "Kardeş, validenin ellerinden öperiz, söyle bizi duadan unutmasın" derdik. Tevafuk ya, benim rahmetli annem ile de akrandılar.
Bu annelerimiz, teyzelerimiz, daha doğrusu Nurcuların arasındaki tabirle "ablalarımız," bu davanın, fedakâr, çilekeş, birer Nur kahramanıydılar. Benim tanıdığım kadarıyla; Mustafa Özsoy Ağabeyin hanımı Seher Ablamız, Hasan Aktunç Ağabeyin hanımı Beyhan Ablamız, yeni vefat eden Emine Teyzemiz ve bunlar gibi isimlerini zikredemediğimiz çok ablamız, o günlerde Risale-i Nur okudukları için hapse giren beylerini aratmayacak şekilde kahramanlık gösterip, çocuklarını da büyütmüşlerdi. Muhammed kardeşimize tâziye verdiğimde dedi ki; "Osman Ağabey, biz yedi kardeşiz. Bizim hepimizi de annemiz büyüttü." Evet, babaları Nur yolunda, ömrünü ve her şeylerini fedâ ettiklerinden, öyle oluyordu ki, evlerine uğrayacak vakitleri olmuyordu.
İşte, bu rahmetli olan Emine Teyzemizle alâkalı bir hatıra şöyledir: "Sungur Ağabey Risale-i Nurları yeni tanıdığı senelerde, daha yeni evli iken, Üstadı ziyarete gider, eve haber veremez. Haftalar sonra memleketine dönüp, evine gelir. Eve girdiğinde, bu tavrından dolayı Emine Teyze, Sungur Ağabeye sitem eder, âdeta konuşmaz. Ortalık buz kesmiştir. Tabiî, onun o uzun müddet ortadan yok oluşunun merakı, endişesi ve yalnızlığı ev halkını yormuştur ve o gece yemeğe bile çağırılmaz. Aç ve hüzünlü bir şekilde yatar. Sabah uyandıklarında, Emine Teyze, sanki akşamki Emine değildir. Birden değişmiştir.

"Sevinerek ve kararlı, metin bir sesle; 'Sungur, sen Üstadın hizmetine git! Ben, yün eğiririm, odun toplarım, çocuklara bakarım, bizi düşünme.' Sungur Ağabey hayret eder. Akşamki hâl ile şimdikine bir mana veremez. Akşam küs olan hanımı, sabah değişmiştir. Ve de onu, Üstadın hizmetine sevk etmektedir. Kendisine sabahleyin büyük bir istinad noktası olan hanımını anlamaya çalışırken, Emine Teyze hâlâ, gece gördüğü rüyanın tesirindedir. Ve hemen rüyasını anlatır. 'Gece rüyamda Üstadı gördüm' der demez Sungur Ağabey 'Fesubhanallah!' der ve merakla devamını dinler. Emine Teyze rüyasında, evlerinin kuyusundan alevler yükseldiğini, insanların birbirini ateşe attıklarını görür. O arada Hazret-i Üstad kuyunun başındadır ve ona der ki; 'Ben, Sungur'la beraber, bu insanları ateşten kurtarıyorum, bize karışma!' Bu rüyadan sonra Emine Teyze, Sungur Ağabey gibi Nurun hizmetine koşar. O sırada hamileyken bile Sungur Ağabeyi hizmete uğurlar. Üç sene müddetle, çocuklarını hem ana, hem baba olur. Sungur Ağabey döndüğünde, çocuğunu yürürken görür. Emine Teyze bunun, âdeta hesabını sorar: 'Niye geldin Sungur, yoksa Üstad seni hizmetten kovdu mu?' der. Sungur abi hâliyle çok şaşırır."
İşte böyle ömrü iman, Kur'ân hizmetinde geçen bir kahramanın, aynı şekilde kahraman olan hanımı Emine Teyzemiz, 99 yaşında ruhunu teslim eder. Allah rahmet eylesin. Makamı, mekânı Cennet olsun! Camiamızın ve ailesinin başı sağolsun