"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Yaman bir ağabey

15 Şubat 2020, Cumartesi
Ankara’ya geldiğim zamanlarda, bazen bir vefat ile karşılaşıyoruz. Aydın Menderes, Said Özdemir v.s. gibi isimlerin cenaze namazlarına da iştirak ettik.

Geçen haftaki bu son gelişimde de, garip bir tevafuk, “Ha bugün, ha yarın arayayım” derken, araya giren manialar yüzünden arayamadığım, ama hafta sonunda vefat haberi gelip üzüldüğüm İsmail Yaman Ağabey oldu.

Arkadaşlarımızla haberleştik. Cenaze Ayaş’ta defnedilecekti. Oraya gidecek arkadaşlarla irtibat zayıflığı yüzünden maalesef gidemedik. Allah rahmet eylesin, makamı Cennet olsun İsmail Ağabeyin. Daha 10 ay kadar önce hanımı vefat etmiş, taziye için aramıştım. Çok memnun oldu. “Osman’ım, duâ et!” demişti. Ne bilsindi, on ay sonra ona da duâ edeceğimizi, Yasinlerimize katacağımızı.

O çok enteresan bir insandı. Bu Nur dâvâsının serencamına geçecek, güzel hatıralar sahibiydi. Onunla olan hatıralar, sinema şeridi gibi, gözümün önünden geçti. On sene önce, onunla yaptığımız röportajı, hemen ruhuna rahmet olması açısından, arkadaşlarımız ertesi gün neşretti. Ayrıca, sağolsun Kâzım Güleçyüz kardeşimiz de, o günkü scope yayınını bu mevzuya tahsis etti. Biz de, hatıralar arasından bir derleme ile yâd edeceğimiz İsmail Yaman Ağabeyimiz’in bu taziye yazısı, “Yeniden merhaba” nın ilk taziye yazısı olacak.

2010 senesi Şubat ayında Yeni Asya’nın, 41. yıl merasimine iştirak etmek için İstanbul’a gitmiş, gazete binamıza da uğramıştım. Yazı işlerinde arkadaşlarla sohbet ederken, yazılarımızdan söz açılınca, o günlerde “Yeni Asya’da yazmak” başlıklı yazımıza me’haz olmak üzere gazetemizin ilk yıllarında çıkan eski bir yazımızı bulmayı arzu etmiştik. Arkadaşlarımız sağ olsunlar, o zaman, gazetemizin emektar arşiv memuru Selahaddin Vatansever ile bizi tanıştırdılar. Beraber arşive indik.

İlk yılların gazetelerine şöyle bir bakalım derken, müşahede ettik ki, ilk bir-iki yılın gazeteleri arşivimizde yoktu. Bu nasıl olurdu? Bir gazetenin en büyük damarlarından biri olan arşivde nasıl noksanlık olurdu? Ama olmuştu işte. 90 iftirakındaki; taşınmalar, tecezzîler, v.s. gibi sebeplerden dolayı olmuştu bir kere. “Çaresi bulunan şeyde acze düşmemek” prensibiyle, biz bunları temin edeceğimizi söyleyince, Selahaddin Bey sevinerek, tekrar yazı işlerine çıkıp, arkadaşlarımıza da bunu söylememizi istedi. Yukarı çıktığımızda, bunun nasıl olacağını, kendilerinin temin edemediklerini söylediler. Biz de, Ankara’da kadim dostumuz, yarım asırlık sarsılmaz ve bu dâvâdan hiç inhiraf etmemiş, bindiği trenden atlamamış bir ağabeyimizin olduğunu, tâ başından beri gazetemizi biriktirdiğini söyleyerek, ondan temin edebileceğimizi söyledim.

Bu ağabeyimizin kim olduğunu sordular.

“O, pek öyle öne çıkan bir ağabeyimiz değildir, her zaman bu dâvâda ayak olmayı baş olmaya tercih eden sadık bir ağabeyimiz, İsmail Yaman” dediğimde, “O ağabeyden daha önce istenmiş, ama alınamamış her hâlde” dediklerinde, eski hukuk ve samimiyetimize istinaden, “Yok o ağabeyimiz bizi kırmaz, bize verir” dedim. Ve orada, İsmail Yaman Ağabeye telefon açtım, vaziyeti bildirdim. “Hay hay Osman kardeş! Hem ayrıca eski İttihadlardan ve diğer ihlâs, uhuvvet, v.s. de var, onları da veririm” dedi. Orada arkadaşlarımızla beraber nasıl sevinmiştik.

Bursa’ya döndükten sonra ne zaman nasıl gidileceğini kararlaştırdık. Ve biz Bursa’dan otobüsle, Selahaddin Vatansever de, gazetemizin şoförü Mehmed kardeşimizle Ankara’ya vasıl olup buluştuk. Tabiî öncesinde, İsmail Ağabeyi arayarak geldiğimizi söyledim. Ayaş’ta köyde imiş, bahçe işleri ile uğraşıyormuş. Bizim için geleceğini söyledi ve sağ olsun işini, gücünü bırakıp Ankara’ya geldi. Biz de Selahaddin ve Mehmed kardeşlerimizle birlikte, Ankara’daki üç fedakâr kardeşimizi de (Erdinç Adıbelli, Ahmed Üzmez, Sirac Çınar) alarak, İsmail Ağabeyin evine gittik. Arşiv üzerinde yaptığımız yarım günlük bir çalışmadan sonra gazetelerimizi alarak İstanbul’a yolladık.

İsmail Yaman Ağabeyimiz gerçekten hasbî bir Nur Talebesi, çelik gibi dimdik ayakta. Bizimle yarım asırdan fazla kadim bir dostluğu olan ağabeyimiz. Anne tarafımdan hemşehrim. EGO otobüs işletmesinin emekli şoförlerinden ve aynı zamanda da, aynı işyerinde teknik eleman olarak çalışan babamın da mesai arkadaşı dedik.

O arada, arkadaşlarımız gazetenin tanzim işiyle uğraşırken, biz de, kendisiyle bir röportaj yaptık. Orada anlattıklarından çok, dikkatimi çeken bir kaç pasajı da nazarlarınıza tevdi edeyim.

“Zübeyir Ağabey rahmetli olmuştu. İş yerinden ‘Ağabeyim vefat etti’ diye izin istedim, İstanbul’a cenaze merasimine gittik. Dönünce ölenin adını soyadını sordular, ben de ‘Zübeyir Gündüzalp’ dedim. Soyadının tutmadığını söylediklerinde ‘O benim manevî ağabeyim’ dedim. Tabiî ondan sonra da, maaşımdan on yevmiye kesmişlerdi.

Hapse girip girmediğini sorduğumuzda;

“Ben hapishaneye girmedim, ama Ambarlı kardeşim girdi. Said Ağabeylerle beraber 7 kişiydiler. Onlara destek için mahkemeye gidenler çoktu. Ankara Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanırken, mahkeme çok kalabalık olduğu için Mersin’e naklettiler. Aynı kalabalık Mersin’e gitti. ‘Biz bu kalabalığı dağıtmak için Mersin’e aldık, aynı insanlar buraya da geldi’ diye şikâyetçi oldular.

“Yeni Asyanın ilk sayısından bugüne bir değişiklik oldu mu?“ sorumuza verdiği cevap ise, çok enteresandı. Ve Yeni Asya muarızlarına da, tokat gibi bir cevaptı bu.

“Olmaz mı? Birçok şey değişti, ama çizgisi değişmedi. Kuruluş gayesi neyse aynı yoldan gidiyor.”

Evet, hem Yeni Asya’nın, hem de İsmail Yaman Abimizin çizgisinde hiçbir değişiklik olmamıştı. Rahmet sana, Nurlar sana, makamın Cennet olsun. Bizlerin ve akrabalarının da başımız sağolsun İsmail Abim.

Okunma Sayısı: 1075
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Hüseyin kıymık

    17.2.2020 17:55:48

    Ne mutluki ona.... Üstadın ve vefat eden abilerin en lezzetli sohbet sofralarına oturdu... Şimdi beraberler... Allah rahmet eylesin...

  • Sedat

    15.2.2020 08:05:13

    Osman abim, yeniden başladığından beri gene güzel yazılar yazmaya başladın abi sağol. Ölen abilere yazdığın yazılarada gene kaldığın yerden devam ediyorsun abi Allah razı olsun. O abilerimizede Rabbim merhamet etsin.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı