Geçen hafta darbenin (12 Eylül 1980) yıldönümüydü... Bugün Adnan Menderes’in asılışının (17 Eylül 1971) yıldönümü.
Asıldığının ertesi günü... Menderes ailesinin Ankara’daki evinin (Tahran Caddesi-Arman Apartmanı) kapısına “İki kâğıt” asıldı.
Birinde “Menderes’in neden asıldığı” yazılıydı.
İkincisinde de Menderes’in asıldığı “Darağacı’nın bedeli” ile Menderes’i asan “Cellada ödenen para.” Toplam 150 lira.
Bu para “Menderes’in ailesinden” isteniyordu... Aile “Ödedi.”
Başbakan Adnan Menderes... 52 yıl önce asıldı.
Ama bugün adı “Tabelalarda” asılı: Adnan Menderes Havaalanı...
Adnan Menderes Üniversitesi...
Adnan Menderes Meydanı... Adnan Menderes Bulvarı... Adnan Menderes Anadolu Lisesi.
Hani “Milletin gönlünde taht kurmak” diye bir söz var ya...
Menderes... İşte “Ta kendisi.”
Rahmetle anıyoruz.
Belge
Tevfik İleri... Menderes’in bakanıydı.
Yassıada’da yargılandı... Kayseri Cezaevi’nde yattı.
Hastalandı... Hastaneye kaldırıldı... Öldü.
“Gerçekten ölüp ölmediğini kontrol için” hastaneye iki savcı geldi. İki savcıya ödenen para Tevfik İleri’nin ailesinden istendi.
İnanılır gibi değil...
“Yassıada’da tutuklu Hasan Polatkan’ın yemek bedelinden doğan borcunun” istenmesi gibi.
Erdal Şen’in kitabında “Bunlara benzer o kadar çok belge” var ki.
Yassıada tutanakları
Mahkeme Başkanı Salim Başol’dan seçmeler... Erdal Şen bir kısmını derlemiş. (Belgelerin Dilinden Yassıada’nın Karakutusu... Zaman Kitap...
2007) Başol’dan, Adnan Menderes’e:
Bizim burada boş laf dinleyecek vaktimiz yok. n Kâfi bitti.
Eğer ben kısa kesin deyince kesmezseniz, kestirmesini bilirim.
Yapma, okundu, anlamadınız mı?
Kendi çiftliğinizin ve kendi maaşınızın peşinden koşmasını bilirsiniz. Sadece Menderes’i değil... Celal Bayar’ı ve diğerlerini...
Mahkeme Başkanı öyle bir azarlıyor...
Öyle bir aşağılıyor ki... Tam bir “Utanç” tutanakları.
At dosyası
Pazar günü yazmıştık... “Yat Davası... At Davası... İt Davası.” Örnekleriyle.
Siyasi yaşamımızda “Böyle dava” çok. Lübnan Devlet Başkanı, Cumhurbaşkanı Celal Bayar’a dört at hediye eder.
Arap Emirlikleri’nden ve Irak’tan da, Başbakan Adnan Menderes’e beş at hediye edilmiştir.
Atlar Eskişehir-Çifteler’deki haraya gönderilir... Satılır.
Satıştan sağlanan para cami inşaatına harcanır.
Darbe olunca... Mahkeme “At dosyasını” açar. İddia “Yolsuzluk yapıldığıdır.”
Ancak... Yolsuzluk yapıldığına dair hiçbir bulgu elde edilemez. “İhtilal hukuku” beraat kararı vermeyi de kendisine yediremez.
Düşünülür... Taşınılır... Ve sonra da:
Atların, Çifteler’deki harada kaç gün kaldığı... Ne kadar “Arpa, ot, sap, yulaf yediği” hesaplanır.
Devlet dokuz at için “47 bin lira yem masrafı” yapmıştır.
Dava 1964’te karara bağlanır...
Menderes’in idamından 3 yıl sonra.
Dedik ya... Siyasetimizde “Ayıplı dava” çok.
Önsöz
Yaşayan neler görüyor?..
Keser dönüyor, sap dönüyor ve gün geliyor, hesap dönüyor.
İhtilalden sonra, ordu içinde “Silahlı Kuvvetler Birliği” vardı... Şahinler.
Yassıada’da yargılananların “Başta Celal Bayar olmak üzere”
50’sinin idamını isteyenler.
Şahinlerin başını “Daha sonra iki kez darbe girişiminde bulunan”
Talat Aydemir çekiyordu.
Şimdi... Celal Bayar’ın torunu Prof. Dr. Emine Gürsoy Naskali’nin kitabından (Yassıada Duruşmaları-Anayasa Davası Toplu Savunması... Kitabevi... 2013) birkaç satırı birlikte okuyalım:
1963’te Talat Aydemir giriştiği ikinci darbe hamlesinden sonra idama mahkûm edilmişti.
O sırada Celal Bayar Ankara hastanesinde tutuklu bulunuyordu.
Aydemir’in yakınları Bayar’ın kızı Nilüfer Gürsoy’a gelerek idamın durdurulması için şefaatte bulunmasını rica etmişlerdi. Evet... Keser dönüyor, sap dönüyor.
Yavuz Donat, Sabah, 17.9.2013