23 Temmuz 2014, Çarşamba
Yüce Allah’ın Peygamberimiz (asm) ile konuşmalarının tamamı “Ferman-ı İlâhî” olan vahiy, yasa ve kanun denilen Kur’ân-ı Kerîm’den ibaret değildir. Peygamberimize (asm) Ferman-ı İlâhî olan Vahy çeşitli suretlerde gelmiştir. Bu da “Bazen bana çan sesine benzer bir sesle hitap edilir. Peygambere en ağır gelen vahiy şeklidir. Melek ayrılıp giderken, gelen vahyi tastamam hıfzedilmiş olur.”
Kur’ân-ı Kerîm, Ferman-ı İlâhinin nasıl geldiğini “Allah′ın vahiy ile veya perde arkasından, yahut bir elçi gönderip ona kendi izniyle dilediği şeyi vahiy etmesinden başka bir suretle konuşması hiçbir insana müyesser olmaz.”1 buyurarak bize haber vermiştir.
Vahiy geldiği zaman Peygamberimiz (asm) titrer, rengi değişir, alnı terler ve nefesi sıkışırdı. Sonra gelen vahyi aynen hafızasında kalırdı. Sonra vahiy kâtiplerine yazdırırdı. Ayrıca her sene Ramazan ayında inen âyetleri ve sûreleri Cebrail’e (as) okuyup arz ederdi.
Peygamberimize (asm) gelen vahyin de mertebeleri vardır.
Birincisi: Vahy-i Mahz’dır. Ferman-ı İlâhidir ve Kur’ân-ı Kerîm şeklinde Peygamberimizin (asm) Vahiy kâtiplerine yazdırdığı vahiydir ki buna “Vahy-i Metluv” denir. Yani, “Okunması ile ibadet edilen ve namazda okunması farz olan vahiydir.” (Çünkü kıraat farzdır ve bu kıraatten maksat Kur’ân okumaktır.) Bununla ibadet yapılır. Her harfinin en az on sevabı vardır. Vahiy dili dışında tercümesi ve tefsiri ile namaz ve ibadet caiz değildir.
İkincisi: Vahy-i Gayr-i Metluvdur. Yani okunması ile ibadet edilmeyen ve vahy dili ile okunması şart olmayan ve ferman sayılmayan manası Allah’tan ve lâfızları Peygamberimize (asm) ait olan vahiydir. Bu da ikiye ayrılır.
Birincisi: Hadis-i Kutsîdir. Peygamberimizin (asm) “Kalellahu Teâla” yani “Allah buyurdu ki!” diye rivayet ettiği hadislerdir. Buna misal “Allah buyurdu ki Ben azimüşşan kulumun zannı üzereyim. Kulum Beni nasıl tanır ve bilirse Ben ona öyle muamele ederim.”2 hadisidir. Bu hadisler öğüttür ve bunlar namazda kıraat edilmez ve okunarak ibadet edilmez, ancak ilim olarak mütalâa ve müzakere edilir, sevabı da ilim sevabı olur.
İkincisi: İlham-ı Peygamberdir. Bu da Peygamberimizin (asm) diğer sözlerini ve hadislerinin tamamını içine alır. Zira Peygamberimiz (asm) Kur’ân-ı Kerîm’in açık ifadesi ile “Hevasından konuşmaz. Onun sözleri vahiy eseridir.”3 Bu sebeple dine ait sözlerinde asla yanlış olmaz. Yüce Allah’ın Kur’ân-ı Kerîm’de emrettiği namaz, oruç ve haccın nasıl yapılacağı ile ilgili ve uygulamaya yönelik bütün sözleri bu nevi vahiydir.
Dipnotlar:
1. Şûrâ Sûresi, 42:51.
2. Tirmizî, Sunen, 37; Zuhd, 51, Hadis No: 2383.
3. Necm Suresi, 53: 3-4.
CEVŞEN’İN KIYMET VE FAZİLETİ
Risale-i Nur Enstitüsü
Okunma Sayısı: 9054
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.