"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Fen ve sanat silâhıyla cihad edelim

Risale-i Nur'dan
09 Nisan 2019, Salı
Fen ve sanat silâhıyla, i’lâ-yı kelimetullahın en müthiş düşmanı olan cehil ve fakr ve ihtilâf-ı efkâra cihad edeceğiz.

[Hakikat, 26 Şubat 1324 / 11 Mart 1909, Volkan, Sayı: 70, Sayfa: 3.]

Biz “Kàlû belâ”dan cemiyet-i Muhammedîde (asm) dâhiliz. Cihetü’l-vahdet-i ittihadımız tevhiddir. Peyman ve yeminimiz imandır. Madem ki muvahhidiz; müttehidiz.

Her bir mü’min i’lâ-yı kelimetullah ile mükelleftir. Bu zamanda en büyük sebebi, maddeten terakkî etmektir. Zira ecnebîler fünun ve sanayi silâhıyla bizi istibdad-ı manevîleri altında eziyorlar. Biz de fen ve sanat silâhıyla, i’lâ-yı kelimetullahın en müthiş düşmanı olan cehil ve fakr ve ihtilâf-ı efkâra cihad edeceğiz.

Amma cihad-ı haricîyi Şeriat-ı Garranın berâhin-i kàtıasının elmas kılıçlarına havale edeceğiz. Zira medenîlere galebe çalmak ikna iledir, söz anlamayan vahşîler gibi icbar ile değildir. Biz muhabbet fedaîleriyiz; husumete vaktimiz yoktur.

Cumhuriyet ki (HAŞİYE) adalet ve meşveret ve kanunda inhisar-ı kuvvetten ibarettir. On üç asır evvel Şeriat-ı Garra teessüs ettiğinden, ahkâmda Avrupa’ya dilencilik etmek, din-i İslâm’a büyük bir cinayettir ve şimale müteveccihen namaz kılmak gibidir.

Kuvvet kanunda olmalı. Yoksa istibdat tevzi olunmuş olur. “İnnallâhe hüve’l-kaviyyü’l-metin” [Muhakkak ki Allah, sonsuz güç ve kudret sahibidir.] hâkim ve âmir-i vicdanî olmalı. O da marifet-i tam ve medeniyet-i âmm veyahut din-i İslâm namıyla olmalı. Yoksa istibdat daima hükümferma olacaktır.

İttifak hüdadadır, hevada ve heveste değil.

İnsanlar hür oldular, ama yine abdullahtırlar. Her şey hür oldu; Şeriat da hürdür, Meşrutiyet de. Mesâil-i Şeriatı rüşvet vermeyeceğiz. Başkasının kusuru insanın kusuruna senet ve özür olamaz.

Yeis mâni-i herkemaldir. “Neme lâzım, başkası düşünsün” istibdadın yadigârıdır...

HÂŞİYE: O zaman “Meşrutiyet,” şimdi o kelime yerine “Cumhuriyet” konulmuş.

Eski Said Dönemi Eserleri, Makalat, s. 45

Lûgatçe:

amir-i vicdanî: vicdana emreden, vicdanı çalıştıran; vicdanın emredici olması.

berâhin-i kàtıa: kesin deliller.

cehil: cehalet, cahillik.

cemiyet-i Muhammedî: Hz. Muhammed’e (asm) bağlı cemiyet, topluluk, İslâm ümmeti.

cihetü’l-vahdet-i ittihad: birlik yönü.

fünun: fenler, bilimler.

hüda: hidayet, doğru yol, hak.

i’lâ-yı kelimetullah: Allah’ın ismini, davasını yüceltmek, yaymak.

ihtilâf-ı efkâr: fikir ayrılıkları, anlaşmazlıkları.

inhisar-ı kuvvet: kuvveti tek elde bulundurma.

istibdad-ı manevî: manevî baskı.

marifet-i tam: tam bir eğitim ve aydınlanma.

medeniyet-i âmm: herkese, umuma ait medeniyet, bütün insanlığa ait olan medeniyet.

mesâil-i Şeriat: Şeriatın meseleleri, İslâm kanunlarının konuları.

muvahhid: Allah’ın varlığına ve birliğine inanan.

müttehid: birleşmiş, birlik olmuş.

peyman: yemin, and.

sırr-ı vahdet: birlik sırrı; birliğin gizli ve derin manası.

Şeriat-ı Garra: parlak Şeriat.

şimal: kuzey.

tevzi olunmak: dağıtılmak.

Okunma Sayısı: 1384
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı