"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İslâmiyet güneşi, istibdat bulutuyla perdelenmiş

Risale-i Nur'dan
03 Haziran 2021, Perşembe
Şimdiye kadar şems-i İslâmiyet sehab-ı muzlim-i istibdat ile ve onun neticesi olan sû-i ahlâk ve zaaf-ı diyanetle mestur-u münkesif ve ma’kes olan kamer-i medeniyet, haylûlet-i cehalet ve vahşet ile münhasif...

Ey Mebusan-ı Ahali!

Hukukullah tabir olunan menâfi-i umumiyeyi bostan-ı medeniyette Mebus-u İlâhînin aynü’l-hayat Şeriatıyla iskà ediniz; tâ ki medeniyetimiz bu hayat ile gençliğini ebedîleştirsin ve adalet-i İlâhiye de hakkıyla tezahür etsin. Zira adalet-i İlâhiye arş-ı Şeriatta tecellî ediyor. Oradan nâzil olan ahkâmı düsturu’l-amel yapınız; tâ ki hukukullahta izinsiz tasarruf lâzım gelmesin. Sahib-i hakkın izni olmasa tasarruf caiz olmaz. İnsanlar hür oldular, lâkin yine ibâdullahtırlar.

İstibdat denilen dev-i derendenin pençe-i gaddarında hâtem-i hâtime-i edyan sükût ile ibkà edilmişti. Şimdi elbette, taht-ı medeniyette oturan ve efkâr-ı umûmî denilen Süleyman-ı Meşrûtiyetin engüşt-ü mübareğine, her hâsiyet-i teshîre mâlik nigîn-i Şeriat-ı Garra lâyık görülecek. Evet bunu lâyık görünüz, fiilen de tebrik ve inkıyad ediniz. Bırakmayınız, Meşrûtiyetin yed-i âdilânesine yakışan o seyfullah-ı beyzaya istibdadın pis pençesi ilişsin ve ağrazına vesile ederek o mübareği lekedar etmesin.

Milyonlarca dâhîlerin nusus-u kàtıadan istihracıyla Şecere-i Tûbâ gibi teşâub etmiş ve siyaseten ve maslahaten hangisinin hangi meselesine temessük caiz bulunmuş, “Yaş ve kuru ne varsa, apaçık bir kitapta yazılmıştır. (En’am Sûresi: 59)” sırrını tefsir eylemiş olan mezahib-i erbaadan o define-i bîpayan ve bîintiha, o cevahirle memlûdur ya, o Şeriat-ı Garradan ahkâm-ı âdile ve hakaik-ı ulviyeyi düstur olmak üzere tanzim için hamele-i Şeriatın efkâr-ı umumiyesine müracaat ediniz; tâ ki Meşrutiyetteki hakaikı ve Kanun-u Esasîdeki ahkâmı daha mükemmel, daha vazıh, Şeriat-ı Garradan istihrac ve tanzim etsinler; nasıl ki az himmetle Mecelle-i Ahkâmı tanzim ettiler. Zira hablü’l-metin-i hayatımız olan ittihad-ı umûmî bununla tahakkuk edecek ve kuvvet bulacaktır.

Şimdiye kadar şems-i İslâmiyet sehab-ı muzlim-i istibdat ile ve onun neticesi olan sû-i ahlâk ve zaaf-ı diyanetle mestur-u münkesif ve ma’kes olan kamer-i medeniyet, haylûlet-i cehalet ve vahşet ile münhasif olduğundan, hâşâ, din-i İslâm müsaid-i istibdat ve atalet olduğuna dair bazıları için bir zann-ı bâtıl hâsıl olmuştur. “Hikmet mü’minin yitik malıdır; nerede bulsa alır.” [Tirmizî, Kitabü’l-İlim: 19] bir Şeriatta esas olsa, acaba ne senetle, ne suretle mâni-i terakkî olur. Siz de Meşrûtiyeti “meşrûiyet” ünvanı ile tavsif ve telâkki ve telkin ediniz; tâ ki o bâtılı tekzip edesiniz. 

Eski Said Dönemi Eserleri, Makalat, s. 31-32

LÛ­GAT­ÇE:

aynü’l-hayat: Hayat kaynağı.

haylûlet-i cehalet ve vahşet: Cehalet ve vahşetin araya girmesi.

hukukullah: Allah’ın hukuku, Allah’ın gönderdiği emir ve kurallar; kamu hukuku, toplum düzenini sağlayan hukuk.

iskà: Su verme, sulama.

ma’kes: Yansıma yeri, ayna.

mebusan-ı ahali: Milletvekilleri, halkın vekilleri.

Mebus-u İlâhî: Allah tarafından görevlendirilen vekil, Peygamber Efendimiz (asm).

menâfi-i umumiye: Umûmî faydalar, kamu yararı.

mestur-u münkesif: Tamamen örtülmüş, kapanmış.

münhasif: Sönük, gölgelenmiş.

sehab-ı muzlim-i istibdat: İstibdadın ve baskının karanlık bulutu.

şems-i İslâmiyet: İslâmiyet güneşi.

Okunma Sayısı: 1227
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Cenk Çalık

    4.6.2021 23:36:31

    "Hikmet mü’minin yitik malıdır; nerede bulsa alır.” [Tirmizî, Kitabü’l-İlim: 19] bir Şeriatta esas olsa, acaba ne senetle, ne suretle mâni-i terakkî olur. Siz de Meşrûtiyeti “meşrûiyet” ünvanı ile tavsif ve telâkki ve telkin ediniz; tâ ki o bâtılı tekzip edesiniz. " Meşrutiyet ya da istibdat. Bunlardan biri varsa diğerini kovuyor. İkisi aynı anda barınamıyor. Bugün istidatın olduğu ülkelere bakıldığında veya İslamın yaşandığı zamanlar düşünüldüğünde hangisini tercih etmemiz gerektiği görülüyor. Meseleyi doğru tanımlamak, anlamak ve yaşamak çok önemli. Bu üç aşamada ciddi eksiğimiz var vesselâm.

  • Oğuz Yiğiter

    3.6.2021 09:02:06

    Asırların birikimi; "gassalın elindeki meyyit" teslimiyetine teşne, aklını ağasının cebine emanet etme kolaycılığına alışmış bir toplumu, bir asırdır asr-ı saadet modeliyle, sahabi gibi Peygamberi bile sorguluyabilen hür düşünceli bireyler meydana getirmeye çalışan Üstadın ufkundan, hâla ne kadar uzaklardayız...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı