"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Minber, vahy-i İlâhînin tebliğ makamı

Risale-i Nur'dan
12 Temmuz 2021, Pazartesi
Şu zamanda zaruret derecesine geçen ve insanları mübtelâ eden bir beliyye-i amme suretine giren çok umurlar vardır ki, sû-i ihtiyârdan, gayr-i meşru meyillerden ve haram muamelelerden tevellüd ettiklerinden, ruhsatlı ahkâmlara medar olup, haramı helâl etmeye medar olamazlar.

Hâlbuki şu zamanın ehl-i içtihadı, o zaruratı ahkâm-ı şer’iyeye medar yaptıklarından, içtihadları arziyedir, hevesîdir, felsefîdir; semavî olamaz, şer’î değil. Hâlbuki semavat ve arzın Hâlık’ının ahkâm-ı İlâhiyesinde tasarruf ve ibadının ibâdâtına müdahale, o Hâlık’ın izn-i manevîsi olmazsa, o tasarruf, o müdahale merduttur.

Meselâ, bazı gafiller, hutbe gibi bazı şeair-i İslâmiyeyi Arabîden çıkarıp her milletin lisanıyla söylemeyi iki sebep için istihsan ediyorlar.

Birincisi: “Tâ siyaset-i hâzıra avâm-ı Müslimîne de o suretle tefhim edilsin.” Hâlbuki siyaset-i hâzıra, o kadar çok yalan ve hile ve şeytanat, içine girmiş ki, vesvese-i şeyatin hükmüne geçmiştir. Hâlbuki minber, vahy-i İlâhînin tebliğ makamı olduğundan, o vesvese-i siyasiyenin hakkı yoktur ki o makam-ı âlîye çıkabilsin.

İkinci sebep: “Hutbe, bazı suver-i Kur’âniyenin nasihatleri anlaşılmak içindir.” Evet, eğer millet-i İslâm, İslâmiyet’in zaruriyatı ve müsellematı ve malûm olan ahkâmını ekseriyet itibarıyla imtisâl edip yerine getirseydi, o vakit nazariyat-ı şer’iye ve mesâil-i dakika ve nasâyih-i hafiyeyi anlamak için bildiği lisan ile hutbe okunması ve suver-i Kur’âniyenin –eğer mümkün olsaydı– tercümesi (HÂŞİYE) belki müstahsen olurdu. Fakat namaz, zekât, orucun vücubu ve katl, zina ve şarabın haramiyeti gibi malûm olan ahkâm-ı kat’iye-i İslâmiye mühmel kalıyor. Avâm-ı nâs, onların vücubunu ve haramiyetini ders almaya muhtaç değiller. Belki teşvik ve ihtar ile o ahkâm-ı kudsiyeyi hatırlatıp, İslâmiyet damarını ve iman hissini tahrik etmekle imtisâllerine teşvik ve tezkire ve ihtara muhtaçtırlar. Hâlbuki bir âmî ne kadar cahil dahi olsa, Kur’ân’dan ve hutbe-i Arabiyeden şu meal-i icmaliyeyi anlar ki:  “Herkese ve bana malûm olan imanın rükünlerini ve İslâmiyet’in umdelerini hatib ve hafız ihtar ediyor ve ders veriyor, okuyor” der; kalbinde onlara karşı bir iştiyak hâsıl olur. Acaba kâinatta hangi tabirat var ki, Arş-ı A’zamdan gelen Kur’ân-ı Hakîm’in i’câzkârâne, müfehhimâne ihtarlarına, tezkirlerine, teşviklerine mukabil gelebilsin?

HÂŞİYE: İ’caza dair olan Yirmi Beşinci Söz, Kur’ân’ın hakikî tercümesi mümkün olmadığını göstermiştir.              Sözler, s. 546

LÛ­GAT­ÇE:

arziye: Dünyaya ait, dünyevî.

beliyye-i amme: Genel felâketler ve belâlar.

ehl-i içtihad: Müçtehidler, hüküm çıkaranlar.

makam-i âliye: Yüce makam.

mesâil-i dakika: Çok ince, dakik ve özel meseleler.

minber: Cami içinde genellikle mihrâbın sağ tarafında bulunan, Cuma namazının farzından önce hatibin üzerine çıkıp hutbe okuduğu merdivenli kürsü.

müsellemat: Herkesçe kabul ve tasdik edilen bilgiler.

müstahsen: Güzel bulup beğenme.

nasâyih-i hafiye: Gizli nasihatler, dersler.

siyaset-i hâzıra: Şimdiki siyaset, güncel siyaset.

suver-i Kur’âniye: Kur’ân’ın sûreleri.

tebliğ: Bildirme, nakletme, ulaştırma.

umur: İşler, meseleler.

vahy-i İlâhî: İlâhî vahiy.

vesvese-i siyasiye: Siyasî kargaşa ve şüpheler.

zarurat: Zorunluluklar, mecburiyetler.

Okunma Sayısı: 1259
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Cenk Çalık

    13.7.2021 00:11:00

    "Meselâ, bazı gafiller, hutbe gibi bazı şeair-i İslâmiyeyi Arabîden çıkarıp her milletin lisanıyla söylemeyi iki sebep için istihsan ediyorlar." O iki amaçta günümüzdeki ibretli örneklerinde olduğu gibi elimizde kalıyor. İşin içine siyaset girdiğinde tarafgirliğe davet çıkarılıyor. Surelerin anlamları çıkarılması gereken dersler de maksat hasıl olmuyor. O halde arapça orjinaline dönülmeli vesselâm...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı