"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Çok oku, az konuş

Faruk ÇAKIR
20 Mayıs 2026, Çarşamba
Bir TV programında dil üzerinde görüşlerini beyan eden uzmanlar özet olarak “Az okuyor, çok konuşuyoruz” demişler.

Bu tesbiti dile getirmekte çok haklılar, çünkü hem anketler hem de rakamlar gösteriyor ki her geçen gün hem kitap satışları azalıyor hem de gazete ve dergiler daha az takip ediliyor.

Gerçi Türkiye genelinde açılan onlarca, belki de yüzlerce kitap fuarı yine de okuyucu ilgisi görüyor ama demek bu da yeterli olmuyor. Kitapların ve dergilerin daha az okunmasında önemli sebeplerden biri de ekonomik şartlar. İş öyle bir noktaya geldi ki, meselâ satış fiyatı 200 TL olan bir dergi için belki de 250 TL kargo parası vermek icab edecek. Böyle bir tablo varken daha çok kişinin dergi okumasını bekleyebilir miyiz?

1980’ler ve hatta 90’larda dergileri abonelere gönderirken ‘nakliye/posta’ ücreti ayrıca istenmezdi. Hatta dergilere yıllık abone olanlara ilave indirimler yapılırdı. Şimdi ise dergi fiyatı kadar posta ve nakliye ücreti isteniyor ki sıkıntının geldiği noktayı görmek için bu bile yeterli.

TV programında konuşan akademisyen ve Türkolog Prof. Dr. Mehmet Ölmez, “Az okuyor, çok konuşuyoruz. Türkçe hakkında çok az biliyoruz ama çok şey söylüyoruz. 1300 yıllık kayıtlı bir dilden söz ediyoruz ama bugün kelimelerin hakkını yeterince veremiyoruz” ifadeleriyle sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla okuma alışkanlığının zayıfladığına dikkat çekmiş. (ntv.com.tr, 16 Mayıs 2026)

Türkolog Ayça Akçay ise toplumun giderek “tek tipleştiğini” ifade ederek, “Aynı düşünüyor, aynı konuşuyoruz. Duygularımızı birkaç kelimeyle anlatmaya çalışıyoruz” ifadelerini kullanmış. Akçay ayrıca bunun düşünme biçimini de etkilediğini hatırlatmış. 

Uzmanlar ayrıca, çocukların zengin bir Türkçeyle büyümesinin yalnızca eğitim değil, kimlik gelişimi açısından da büyük önem taşıdığını ifade etmişler.

“Az okuyor, çok konuşuyor” olmak elbette Türkiye’nin önünü açmaz. Nitekim okuma alışkanlığı kaybolduğu ölçüde eğitimde kalite de gerilemiş oldu. Her ne kadar bu meseleleri ortaya koyan çok geniş araştırmalar olmasa da “Perşembe’nin gelişi Çarşamba’dan bellidir” misali; eğitimdeki kalite düşüşünün kitaplardan uzak kalışımızla bir ilgisi olduğu inkâr edilemez. 

Türkiye’yi idare edenler bu meseleyi de “dert” olarak görmeli ve uzun dönemli ve kalıcı çareler aramalı. Çocuklarımıza okul öncesinden başlayarak “kitap dostu” yapmanın yollarını bulmalıyız. Hele hele okullarda kitap okuma alışkanlığını kazandırmak için ne kadar gayret sarf edilse yeridir. Mutlak surette kitap dostu olan öğrencilere destek olunmalı, teşvik edilmeli ve örnek gösterilmelidir. 

Bu noktada elbette ki medyaya da büyük vazife düşer. Hele hele TV dizileri... Devam eden TV dizilerinde hiç “kitap dostu” bir rol model var mı? Niçin olmasın?

Türkiye’yi “Çok okuyup az konuşmak” kurtaracak...

Okunma Sayısı: 174
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı