"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ramazan-ı Şerifinizi tebrik ediyoruz

Risale-i Nur'dan
23 Mart 2023, Perşembe
Aziz, Sıddık Kardeşlerim!

Sizin mübarek Ramazan-ı Şerifinizi tebrik ediyoruz. Cenab-ı Erhamü’r-Râhimîn bu Ramazan-ı Mübarekenin hürmetine, Rahmeten Li’l-âlemîn olan Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın ümmetine rahmetiyle imdat eylesin, âmin. Âsâr-ı gadab-ı İlâhî olan âfât ve dalâletlerden muhafaza eylesin, âmin. Ve Risale-i Nur Şakirdlerini neşr-i envar-ı Kur’âniyede muvaffak eylesin, âmin.

Kastamonu Lahikası, s. 162

***

ŞEAİR İÇİNDE EN PARLAĞI RAMAZAN-I ŞERİF

İkinci Risale olan İkinci Kısım

Ramazan-ı Şerife dairdir.

Birinci Kısmın âhirinde şeair-i İslâmiyeden bir nebze bahsedildiğinden, şeairin içinde en parlak ve muhteşem olan Ramazan-ı Şerife dair olan bu İkinci Kısımda, bir kısım hikmetleri zikredilecektir.

Bu İkinci Kısım, Ramazan-ı Şerifin pek çok hikmetlerinden dokuz hikmeti beyan eden Dokuz Nüktedir.

“O Ramazan ayı ki insanlara doğru yolu gösteren, apaçık delillerini taşıyan ve hak ile bâtılın arasını ayıran Kur’ân, o ayda indirilmiştir.” (Bakara Suresi: 185.)

Birinci Nükte: Ramazan-ı Şerifteki savm, İslâmiyetin erkân-ı hamsesinin birincilerindendir. Hem şeair-i İslâmiyenin a’zamlarındandır.

İşte Ramazan-ı Şerifteki orucun çok hikmetleri, hem Cenab-ı Hakkın rububiyetine, hem insanın hayat-ı içtimaiyesine, hem hayat-ı şahsiyesine, hem nefsin terbiyesine, hem niam-ı İlâhiyenin şükrüne bakar hikmetleri var.

Cenab-ı Hakkın rububiyeti noktasında orucun çok hikmetlerinden bir hikmeti şudur ki:

Cenab-ı Hak, zemin yüzünü bir sofra-i nimet suretinde halk ettiği ve bütün envâ-ı nimeti o sofrada, “Umulmadık yerlerden. (Talâk Suresi: 3)” bir tarzda o sofraya dizdiği cihetle, kemâl-i rububiyetini ve rahmaniyet ve rahîmiyetini o vaziyetle ifade ediyor. İnsanlar, gaflet perdesi altında ve esbab dairesinde, o vaziyetin ifade ettiği hakikati tam göremiyor, bazen unutuyor.

Ramazan-ı Şerifte ise ehl-i iman birden muntazam bir ordu hükmüne geçer. Sultan-ı Ezelî’nin ziyafetine davet edilmiş bir surette akşama yakın “Buyurunuz” emrini bekliyorlar gibi bir tavr-ı ubudiyetkârâne göstermeleri, o şefkatli ve haşmetli ve külliyetli rahmaniyete karşı vüs’atli ve azametli ve intizamlı bir ubudiyetle mukabele ediyorlar. Acaba böyle ulvî ubudiyete ve şeref-i keramete iştirak etmeyen insanlar, insan ismine lâyık mıdırlar?

Mektubat, s. 470

LÛ­GAT­ÇE:

âfât: afetler, büyük belâ ve musibetler.

âsâr-ı gadab-ı İlâhî: Allah’ın gazabının belirtileri.

erkân-ı hamse: beş esas, şart.

halk etmek: yaratmak.

neşr-i envar-ı Kur’âniye: Kur’ân nurlarının yayılması, neşredilmesi.

niam-ı İlâhiye: Cenab-ı Hakkın nimetleri.

rububiyet: rablık, terbiye edicilik.

savm: oruç.

şeair-i İslâmiye: İslâma sembol olmuş iş ve ibadetler.

şeref-i keramet: bağış ve ikram şerefi.

tavr-ı ubudiyetkârâne: kulluğa yakışır tavır.

ubudiyet: kulluk, ibadet.

vüs’atli: geniş.

Okunma Sayısı: 2782
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Cenk Çalık

    23.03.2023 15:21:30

    Daha önce yeryüzünü sofra olarak düşündük mü? Sofra denilince aklımıza ne geliyor? Birkaç kişinin bir masa etrafında toplanarak yemek yeme faaliyeti olarak düşünebiliriz. Bu tanım doğru olmakla beraber önemli eksiklikleri vardır. Bu eksiği nasıl giderebiliriz? Yeryüzünün sofra-i nimet olarak yaratıldığını düşünebilirsek eksiğimizin farkına varma imkânına sahip olabiliriz. Sofra tanımımızın mekân ve kişi olarak çok genişlemesi bizlere farklı bir pencereden bakma imkânı verir. Yeryüzündeki bütün bostanlar, tarlalar, meralar, ovalar, çayırlar, çimenler o sofranın parçasıdır. Üstelik o sofranın misafirleri sadece insanlar değildir. Gözle görülmeyen mikroplardan tutun fillere kadar aklımıza hangi canlı geliyorsa o sofranın aziz misafiridir. Ne kadar lâtif ve hakikatli bir bakış değil mi? Yeryüzüne böyle bakmak insanın içini açıyor adeta.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı