(Dünden devam)
Muhterem arkadaşlarım! Risale-i Nur’un üslûbu emsalsiz ve hiçbir üslûpla kabil-i kıyas olmayan cazip bir üslûptur. Bediüzzaman Said Nursî, bir müfessir-i Kur’ân olmakla beraber asrımızın en büyük edibi ve kuvvetli bir beliğidir. Fakat lafzın gösteriş ve tantanasına değer veren ediplerden değildir. Bilakis en fazla manaya ehemmiyet ve kıymet verip, lafzın hatırı için manadan fedakârlık yapmayan, elbise için vücuttan kesmeyen bir müelliftir. O, zâtına has ve gayet müessir ve gayet cazibedar bir üslûb-u beyana sahiptir.
Bunun için Nur Risalelerinde Kur’ân ve iman hakikatları en berrak ve en mükemmel, en cazip ve en müessir bir tarzda izah ve ispat edilmiştir.
Risale-i Nur câmi’ hakikatlar ve veciz sözler hazinesidir; bir cümlede bir sahifelik, bir sahifede on sahifelik, bir risalede bir kitaplık mana ifade eden ve câmiü’l-kelim hususiyetine mâlik olan bir şaheserdir. Bunun içindir ki dersleri çok tesirlidir ve gayet nâfizdir. Mütehassıs zâtlarca malûmdur ki, imanî meselelerde fazla tafsilat, dersin tesir ve tefhimini zorlaştırabilir. O derslerin kanaat verici ve tatminkâr olmasında çok defa faideli bir netice elde edilemez. Bu hakikate binaen bilhassa imanî hakikatlerin mücmel olarak ders verilmesi, daha tesirli ve daha verimli ve daha anlayışlı olur ve olmaktadır. Bu düstura istinaden, Risale-i Nur tafsilata ve teferruata dalmamıştır. Zihni, teferruatla dağıtmamak metodunu esas tutmuştur.
İman ilmine müştak arkadaşlarım! Bediüzzaman Said Nursî, İhlas Risalesi’nin sonunda bizlere çok büyük bir müjde veriyor. O kadar harika bir kolaylığı beşere takdim edebilmek, asrımıza kadar hiçbir müellifte görülmemiştir kanaatindeyiz. Diyor ki: “Bu risaleleri anlayarak ve kabul ederek bir sene okuyan, bu zamanın hakikatli bir âlimi olabilir.” Evet, fen bütün hızıyla ilerlemektedir. Maneviyatta yükselmek de bununla müvazidir. Maddî alanda bir saatlik yolun bir sâniyeye indirildiği bir devri yaşıyoruz. Maneviyat sahası ise daha sür’atli ve daha vüs’atlidir. Eski zamanda yarım asırda elde edilebilen ilm-i hakikat, şimdi kısa bir zamanda kazanılabiliyor. Belki de daha az bir müddette aynı semere ve netice hâsıl oluyor. Cenab-ı Hakkın rahmet ve keremiyle bu asır Müslümanlarına ve insanlarına lütuf buyurduğu bu kadar selâmetli ve kolay elde edilebilecek İslâmî bir maarifin, imanî bir neticenin mevcudiyetini işiten ve aklı başında olan her insan, hususan her Müslüman bu zengin servete mâlik olmak için Nur Risalelerine büyük bir sadakat ve sevgi ile çalışmaktan nasıl geri kalabilir?
Konferans, s. 84
LÛGATÇE:
beliğ: sözü etkili, güzel ve hitap edilen kimseye, içinde bulunulan duruma uygun düşecek şekilde söyleyen.
câmi’: pek çok mana ve hakikati içinde toplayan.
câmiü’l-kelim: çok zengin mana taşıyan söz.
mücmel: kısa, öz, özet.
mütehassıs: ihtisas sahibi, uzman, derin bilgiye sahip.
müvazi: denk, eşit; paralel.
nâfiz: nüfuz eden, içe işleyen, sözü geçen, etkili.
tefhim: anlatmak, açıklamak, bildirmek.
veciz: az sözle çok şey anlatan.
vüs’atli: geniş.