"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Gidenlerin ardından

Sebahattin YAŞAR
09 Ağustos 2020, Pazar
Neler oluyor hayatta? Her gün birileri gidiyor yanıbaşımızdan. Oyuncular değişiyor, aktörler yenileniyor günbegün.

Gidenlerin mi sayısı arttı, gelenler mi çoğaldı bilmiyorum. Galiba ben öyle hissediyorum. İnsanın çıkışı yaklaşınca böyle hissetmesi normal galiba. Şöyle ya da böyle, ama ortada bir ‘gitmek’ gerçeğinin olduğu açık.

Saklambaç oynar gibi yaşamak ve ölmek; dün vardı şimdi yok gibi oluyor. Yaşamak, dünyaya kafanı şöyle bir gösterip çekilmek gibi bir şey. Sonra da kabir taşının arkasına saklanmak ve bir daha görünmemek dünyalılara. Dünyanın bir oyun ve oyalamaca tanımlanması buradan geliyor galiba.

Alıştığımız insanların aramızdan çekilivermeleri, oyunbozanlık yapıp oyunu yarıda bırakan çocuklar gibi sanki. 

Sevdiğinin yanından ayrılması, oyuncağı elinden alınmış çocuk gibi geliyor insana. İnsan hüzünleniveriyor. Ayrılık duygusu bütün her şeyi sarıveriyor. 

Kabul etmek zor ayrılığı. Oysa hüzün, gözyaşları, ayrılmak hepsi insanın gerçeği. Kavuşmanın anlamlı ve güzel olması da bundan değil mi?

Bir yakın vefat edince bütün hatıralar, bir sinema şeridi gibi hücum eder insanın zihnine. Unuttukların bile doğup gelir derinlerden. Ve ne çok zengin bir dünya ile karşılaşır insan.

Doğru, ne çok şey vardır anlamlı olup da yaşarken fark edemediğimiz. Gidince fark etmek de, ‘ahh’ diyerek bir iç geçirmeye sebep oluyor.

Keşke dersiniz ve öylece donup kalır film ve film bitmeden sinema boşalır. İtiraz edersiniz, daha hikâye bitmemişti, bu nasıl film diye. Yapacak bir şey yok. 

Böyle takdir edilmiş deyip, bitmeyen hikâyelere dönersiniz yönünüzü. Ama anlarsınız ki, hiçbir film, tam bir hikâyeyi çekmemiştir.

Evet, hiçbir hikâye tam olarak bitmez dünyada. Evet, gidenler gider, ama hikâyeleri devam eder.

Hoş bir sâdâ bırakıp gidenlere ne mutlu.

Okunma Sayısı: 1244
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdulkadir

    9.8.2020 19:26:30

    Vakti gelen,ecel şerbetini içip gidiyor.'Bizi burada durdurmazlar,sevkiyat var'buyuran Üstad;ne de güzel söylemiş.Sevkiyat tüm hızıyla devam ediyor.Ak yahut karaya,güzel yahut çirkine,yaşlı yahut gence bakmadan;bir bir götürüyor insanları,ölüm hakikati.Bunlar tamam.Peki hani ibret alan,hani nerde bu dehşet verici sahnelerden ders çıkaran.Hiçbir mûsibet fayda etmiyorsa bazı insanlara,demekki o insanların âkıbeti hazindir.Çünkü bu işin şakası yok hâşâ.Geldi mi ecel vaktin,gidersin bu diyardan.Kurtuluş mu,onu hayâl bile edemeyiz işte...

  • Ali R. Yardimoglu

    9.8.2020 04:34:36

    ".... iste, mezarimin basina geldim, ...., ve uzanip, yatan cesedime baktim, tesyiciler beni birakip gittiler....ya Hannan, ya Mennan!!.., ......, .senin bu Said isimli kulun, sana hem asi, hem efendisinden kacan 1kole...., elimde ise gunahlarimdan baska hic1sey kalmamistir,...., beni gunahlarimin hacalatindan kurtar, kabrimi genislet, ya Ilahi!!.." S. N., Bz.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı