Hezimete uğramaktan korktukları bir savaşı kazandıkları için moral bulan Frenkler, Eyyubîlerin yenilmesini, Suriye’nin yıllarca süren kıtlık felâketiyle iyice zayıflamasını ve Halep emirlerinin kendi aralarındaki çekişmelerini fırsat bilerek Hama’ya saldırdılar.
Uğradığı mağlûbiyetin acısını halka pek yansıtmayan ve kısa zamanda hadisenin tesirinden kurtulup dağılan askerlerini toparlayan Selâhaddin, Frenklerin daha önce kendisi ile yaptıkları anlaşmayı bozduklarını söyleyerek Suriye’ye doğru yürüyüşe geçti.
Bunu haber alan Frenkler, El Meştûb’un da güçlü birliklerle yardıma geldiğini duyunca onlara karşı koyamayacaklarını anladılar ve geri çekilerek Müslüman topraklarını terk ettiler.
Mart ayının sonlarına doğru Sina Çölünü geçerek 15 Nisan 1178 tarihinde oğlu Osman’la birlikte Şam’a gelen Selâhaddin’i kardeşi Turan Şah karşıladı. 1173’te doğan oğlu Gazi’nin annesinin; Yedinci oğlu -bazı kaynaklara göre on ikinci oğlu- Davut’u dünyaya getirdiğini öğrendiği günlerde o, Suriye’nin idarî ve malî gidişatını teftiş etmekle meşguldü.
Bölgenin idaresini de, şehrin düzenini de, Turan Şah’ın hâl ve hareketlerini de beğenmeyen Selâhaddin, hemen gerekli tahkikatı yaptı. Onun Mısır’da, Yemen’de olduğu gibi Suriye’de de müsrif bir şekilde zevke, sefaya devam ettiğini görünce kararını verdi.
“Ufak hatalar görmezden gelinebilir ve önemsiz meselelerde susulabilir. Fakat bütün ülkenin yiyip bitirildiği yerde bu dinin direkleri sarsılır.” diyerek onu görevden aldı. Bazı üstün meziyetler taşıdığı ve hanedan mensubu olduğu için büsbütün yanından uzaklaştırmadı.
Turan Şah, Baalbek şehrinin kendisine verilmesini istiyordu, ama Selâhaddin ona Mısır’daki eski arazilerine ilâveten İskenderiye şehrinde yeni toprakların verileceğini söyleyerek Mısır’a gitmeye ikna etti.
Şam’da işleri yoluna koyduktan sonra Frenklerin saldırdığı Humus’a gitti ve Asi Nehri’nin kenarına ordugâh kurdu. Onun, güçlü bir ordu ile geldiğini öğrenen Frenklerin bölgeden tamamen uzaklaşmaları üzerine Selâhaddin 1179 yılı başında Şam’a döndü.
O yılın baharında yeni savaş mevsimi başlayınca Golan tepelerine saldıran Baldwin’in üzerine gitmek için hazırlık yapmıştı, ama Frenk ordusunun, Ferruh Şah komutasındaki öncü birlikler tarafından ânî baskınlarla bozguna uğratılması üzerine savaşa girmeden zafer kazandı. Ne var ki bu zaferin sevinci fazla sürmedi. Telef olan atların leşlerinden ve ölen insanların cesetlerinden çıkan salgın hastalıkta, aralarında on kadar komutanının da bulunduğu çok sayıda askeri öldü. Savaşlarda vermediği zayiatı, çıkmasına mâni olamadığı hastalık yüzünden vermesi onu bir hayli müteessir etti.
Aynı yılın sonlarına doğru Mısır’da inşa ettirdiği donanmanın, Akka Limanına ve çevresine hücum ederek Frenk donanmasının pek çok gemisini batırması, Hıristiyan şehirlerine saldırarak büyük ganimetler elde etmesi, Müslümanların Akdeniz’deki hâkimiyetlerinin iyice sağlamlaşmasına vesile oldu.
Selâhaddin, 1179 senesinin bahar aylarında Kudüs’e büyük bir sefer düzenlemek için hazırlıklarını hızlandırmıştı, ama kendi iç meseleleri ile meşgul olan kral Baldwin’in talebi üzerine anlaşma yapılınca Mısır donanması Beyrut açıklarından geri döndü.