"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

14 Mayıs 1950’yi hatırlamak...

Faruk ÇAKIR
14 Mayıs 2026, Perşembe
Tek partili hayattan çok partili hayata geçişin sembolü olan 14 Mayıs 1950 seçimlerini ve sonrasında yaşananları hatırlamak Türkiye siyasî tarihi bakımından önemlidir.

Bu tarihten önce de çok partili hayata geçiş denemeleri olmuş ancak bu denemeler netice vermemişti. Gerek dünya şartları ve gerekse Türkiye’nin sosyal yapısı ülkemizi 1950’deki “Yeter, söz milletindir!” noktasına getirmiş oldu.

1950 öncesinde de seçimler oluyordu, ancak bunları  “serbest seçim” demek hiç mümkün değildi. Başka pek çok hatasının yanında bir seçimde “Açık oy, gizli tasnif/gizli oy sayımı” sistemi uygulanıyorsa buna seçim demek mümkün olabilir mi? 1950 öncesi seçimlerde oyları kullanmak açık, bu oyların sayımı ise “gizli” yapılıyormuş. Netice olarak milleti canından bezdiren bu ve benzeri yanlışlar 1950’deki tabloyu netice vermiş oldu. “Gizli oy ve açık sayım/açık tasnif” sistemi uygulanınca milletin gerçek tercihi ortaya çıkmış ve o gün için “Tek parti/Halk Partisi” iktidarına itiraz eden Demokrat Parti tek başına iktidar olmuştur. 

1950 seçimleri aynı zamanda milletin manevî değerleriyle kavga edenlerin başarılı olamayacağını da göstermiş oldu. Çünkü öncesinde inançları dışlayan bir eğitim sistemi tercih edilmiş ve hatırlanacağı üzere ezanın dahi aslıyla okunması uzun süre yasaklanmıştı. Aynı zamanda Kur’ân okumayı öğrenmek de engellenmişti. Bazıları bu kesin bilgileri yalanlamak istiyor ancak halen o günlerin şahitleri olanlar hayatta. Dolayısı ile 1950’de milletin ortaya koyduğu iradeyi iyi tahlil etmek icap ediyor. O gün de bu gün de millete rağmen iş yapan siyasetçilerin uzun dönemde muvaffak olamayacağını görmek gerekiyor.

Bugünkü siyasî partilerin de o günlerden alacağı dersler olmalı. Demokrat Parti’nin o dönemdeki kongrelerini anlatan eserlere bakıldığında bazı kongrelerinin neredeyse bir hafta sürdüğü anlaşılıyor. Kongrelerde neredeyse her isteyene söz hakkı verilmiş ve neticede ortaya sağlam bir siyasî hareket çıkmış. Siyasî partiler eğer kendi içinde demokrat olmazsa uzun ömürlü olmaları mümkün olmaz. Son yıllarda partilerin ‘ön seçim’leri neredeyse tamamen terk etmesi acaba tesadüf olabilir mi? Hatta bazı partilerde il ya da ilçe başkanlıklarına ikinci bir kişinin aday olması dahi fiilen yasak durumuna gelmiştir. Bu kötü anlayış sadece bunu yapan partileri değil, umumî anlamda Türkiye’nin siyasî hayatını da dumura uğratmış oluyor.

Üzücü olan bir durum da gençlerin 1950 öncesi ve sonrasını tam olarak bilememiş olmalarıdır. Bugün için 25 ya da 30 yaşlarında olan gençlerin 12 Eylül 1980 darbesini dahi bilmedikleri akla gelince, 1950 ve 1960’da yaşananları bilmesini beklemek tabiî karşılanmayabilir. Ancak başta gençler olmak üzere Türkiye’de her “seçmen” hem 12 Eylül 1980’i hem de 1950 ve tabiî ki 1960’da yaşananları bilmeli. Bilmeli ki istikbal için sorumluluğun farkına varabilsin.

“Yeter, söz milletindir!” çıkışı; bugün de yarın da geçerliliğini koruyan bir çağrıdır vesselam.

Okunma Sayısı: 872
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı