"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Sırat-ı müstakim

Şemseddin ÇAKIR
20 Aralık 2019, Cuma
Bediüzzaman’ın ifadesiyle sırat-ı müstakim: Şecaat, iffet ve hikmetin mezcinden ve hülâsasından hasıl olan adl ve adâlete işarettir. (İşarat’ul İ’caz s. 39) Kuvaların dokuz mertebesinin altısı zulüm üçü; adl, adalet ve sırat-ı müstakimdir. (A.g.e, s. 40)

Diğer bir ifâde ile: İfrat ve tefritten azade, cadde-i kübra-i Kur’âniyedir.

Risâle-i Nur’un risaleleri bütün muvazeneleriyle Kur’ân-ı Kerîm ve kâinat arenasında, akıl ve kalp arasında kuva-i akliye, gazabiye ve şeheviye arasında, şimdiye kadar izah ve isbat edilemediği halde, itiraza mahal kalmayacak şekilde o doğru yolu göstermiş ve isbat etmiştir.

Evet, böylece sırat-ı müstakim hakkında olan 8. âyet-i celilenin esrarına vakıf olmaya çalışıyoruz.

Mealleri yine öncelikle zikredelim: 

1- “Bizi sırat-ı müstakime (dosdoğru yola) ilet” emin (Fatiha: 6)   

2- “De ki: Elbette Rabbim beni dosdoğru bir yola eriştirdi.” (Enam: 161) Adeta burada “sırat-ı müstakime eriştirdi” deniliyor. Demek biz böylece bu emre de uymuş oluyoruz. İnsan yolunun doğru olduğundan emin olmazsa o yolda zaten gidemez.

3- “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” (Hud, 112) vs. Yani bu gibi anlamlar da Kur’ân-ı Kerîm’de 33 âyet-i kerime var ve anlaşılan o ki, bu kadar tahşidat sırat-ı müstakimde olmanın önemine dikkat çekmek içindir.

Malûm bu dosdoğru ol emri Fahr-i Kâinat Efendimizi (asm) ihtiyarlatan bir emirdir ve Efendimiz (asm) “Hud Sûresi beni ihtiyarlattı” buyuruyor. Sahabe “neden ya Rasulallah” deyince, cevaben “Orada -emrolunduğun gibi dosdoğru ol- buyruluyor, ben de emrolunduğum gibi miyim, yoksa kendime göre miyim diye merakımdan ihtiyarladım” buyuruyor. Yani Efendimiz (asm) nefs-ül emirdeki doğruluğu merak ediyor. ‘Acaba ben ona tam uygun muyum, değil miyim?’ diye. Biz ise ne vahye ne sünûhat’a mazhar olmadığımız halde istikametimizi merak etmiyorsak burada bir arıza ve problem var demektir.

İşte merak edenlere, Bediüzzaman’dan bir Kur’ân-ı Kerîm müjdesi: Sırat-ı müstakim kelimesinde, sırat-ı müstakimin şifresi de, kodlanmıştır, aynen “Sözler”de olduğu gibi, sırat-ı müstakimin dahi rakam değeri Risale-i Nur’un rakam değeri olan 998’i vermektedir ve sırat-ı müstakimi merak edenlerin Risale-i Nur’a sarılması bir çaredir. Bizden hatırlatması.

Bu ne büyük bir müjdedir! Efendimizi (asm) ihtiyarlatan bir meseleyi biz, tabiri caizse kucağımızda bulmuşuz. Bunun pahasına neler verilmez ki? Sonsuz hamdler ve şükürler olsun. 

Demek ki Risale-i Nur Talebesi olmakla, Fatiha-i Şerif’in duâ formatında ihtar ettiği, istisnaları hariç farziyet olarak önemine binaen her rekâtta olmak üzere günde toplam 40 defa bizzat tekrar edilen “sırat-ı müstakim” emrine imtisal etmiş bulunuyoruz. Bu aynı zamanda duâmızın kabulü anlamına da, gelebilir kanaatindeyim.  

Hatta bize; iması, tetabuku, rastlantısı bile yeter, demek en azından bir münasebetimiz var diye sevinir, uçarız. Hele bir de irade-i Rabbaniyeye mazhar olursa, o nurun âlâ nur olur. Yani böylece Kur’ân-ı Kerîm, yine Sözler’i himayesine almış bulunuyor demektir.

Ayrıca bu tabir Kur’ân-ı Kerîm’de, 33 defa  geçmekte, namazın sonunda tesbih 33, tahmid 33 ve tekbir de 33’er defa olup, Üstad Bediüzzaman’ın, 33 Sözler, 33 Lem’alar ve 33 Mektubat gibi eserlerle de, mutabakat hasıl olmaktadır. Bir de üçünün toplamı 99 ederek Esma-i Hüsna’ya da riayet edilmiş oluyor ki, bu eserlerde geçen mevzuların herbiri bir Esmâ-i Hüsna’nın nurundan feyz alıyor demektir.

Bu ne demek biliyor musunuz? Bu aynı zamanda felâket ve helâket asrının dalâlet vadilerinde hayrete düşenlere rehberlik yaparak yol gösterip ebedî felâketlerden aklı başındakileri kurtarmak demektir. 

En kötü şey sapıtmaksa, onun da çaresi sırat-ı müstakimse, o da tesbitli ise neden haberdar edilmeyip, üstelik insanlar engelleniyor? O halde en şerefli mücadele, bu nuru insanlığa ulaştırmak olmalı değil mi? Bu nasıl bir imtihan, bu nasıl bir âlem?

Demek imtihan çok çetin ve neticesi gerçekten metin.

Okunma Sayısı: 1900
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ramazan ÇALIŞAN

    20.12.2019 14:09:38

    Çok üst perdeden bir yazı olmuş. insanların senelerce ilim tahsil edip, ciltler dolusu kitapları okuduktan sonra, ancak elde edbilecekleri bir bilgi, kısa bir yazıda bu kadar güzel özetlenebilir. "Bütün muvazeneleriyle Kur’ân-ı Kerîm ve kâinat arenasında, akıl ve kalp arasında kuva-i akliye, gazabiye ve şeheviye arasında doğru yolu göstermiş ve isbat etmiştir. " Diyorsunuz. Evet Bütün dalaletler bu sırrın anlaşılmadığından ortaya çıkmaktadır.Sizinde "Sırat-ı müstakimi merak edenlerin Risale-i Nur’a sarılması bir çaredir. Bizden hatırlatması."İkazınız bencede doğru ve yerinde bir tesbittir .Ayrıca yazınızda tevafuklara değinmenizde ayrı bir güzellik.

  • zeliha

    20.12.2019 12:40:38

    Hem cesaret hem şevk veren bir yazı olmuş. Allah razı olsun.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı