Hayatın içinde bazen insanın aklına takılıyor: Bir insanı ayakta tutan şey nedir?
Para mı? Sağlık mı? Makam mı? Güç mü?
İlk bakışta bunların hepsi önemli görünüyor. Çünkü insan geçimini sağlamak ister. Sağlıklı olmak ister. Güvende olmak ister.
Fakat hayat, bazen bize bunların tek başına yeterli olmadığını gösteriyor. Son yıllarda farklı şehirlerde, farklı hayatlara şahit oldum. Kimi zaman yokluk içinde yaşayan insanlarla karşılaştım.
Kimi zaman ağır hastalıklarla mücadele edenlerle...
Kimi zaman da omuzlarında büyük yükler taşıyan ailelerle...
Fakat dikkatimi çeken bir şey oldu. Bazı insanlar bütün zorluklara rağmen dimdik ayakta durabiliyordu. Bazıları ise sahip olduğu birçok imkâna rağmen içten içe çöküyordu.
İşte o zaman insan şu gerçeği daha iyi anlıyor: İnsanı ayakta tutan şey sadece sahip oldukları değildir. İnsanı ayakta tutan şey, sahip olduklarına yüklediği manadır.
Kur’ân-ı Kerîm’de Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Kim Benim zikrimden yüz çevirirse onun için sıkıntılı bir hayat vardır.” (Tâhâ Sûresi:124)
Bu ayet, insanın sadece bedenle değil, ruhla da yaşadığını hatırlatıyor. Çünkü insan yalnızca ekmeğe muhtaç değildir. İnsan aynı zamanda umuda muhtaçtır. Sevgiye muhtaçtır. Güvene muhtaçtır.
Ve her şeyden önemlisi, yaşadığı hayatın bir anlamı olduğuna inanmaya muhtaçtır.
Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Gerçek zenginlik mal çokluğu değil, gönül zenginliğidir.” (Buharî, Rikâk 15; Müslim, Zekât 120)
Bugün birçok insan daha fazla kazanırsa huzurlu olacağını düşünüyor. Daha büyük bir ev...
Daha iyi bir araba... Daha yüksek bir makam... Fakat bazen insan aradığını bunlarda bulamıyor. Çünkü kalbin ihtiyaçları ile bedenin ihtiyaçları aynı değildir.
Beden ekmekle doyar. Kalp ise mana ile... İman ile... Ümit ile... İnsan bunun farkına çoğu zaman zor zamanlarda varıyor.
Bir hastalıkta... Bir kayıpta... Bir yalnızlık anında...
O zaman insanı ayakta tutan şeyin yalnızca maddî imkânlar olmadığını daha iyi anlıyor.
Bediüzzaman Said Nursî’nin şu sözü de bu hakikati ne güzel ifade ediyor: “İman hem nurdur hem kuvvettir.”
Gerçekten de insan bazen yüklerinin hafiflemesine değil, onları taşıyacak bir kuvvete ihtiyaç duyar.
İman, insana tam da bu kuvveti verir.
Hayatın bütün sıkıntılarını ortadan kaldırmaz belki. Ama o sıkıntılar karşısında insanı sahipsiz bırakmaz. Belki de bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz şey, daha fazlasına sahip olmak değil;
Sahip olduklarımızın kıymetini yeniden fark etmektir.
Çünkü insanı ayakta tutan şey sadece maddî imkânlar değildir.
İnsanı ayakta tutan şey;
İnancı,
Umudu,
Ve kalbinde taşıdığı manadır...