Bugün anne babaların çocuklarıyla ilgili en büyük hayalleri birbirine benziyor.
İyi bir okul kazansın… İyi bir meslek sahibi olsun… Maddî sıkıntı çekmesin… Kimseye muhtaç olmasın…
Bunların hepsi elbette kıymetli hedeflerdir. Ancak günümüzde gözden kaçan önemli bir gerçek var: Çocukları geleceğe hazırlamak ile hayata hazırlamak aynı şey değildir.
Bugün çocuklarımızın sınav başarısını konuşuyoruz. Kaç net yaptığını, hangi okulu kazandığını, hangi kursa gittiğini biliyoruz.
Fakat çoğu zaman onların iç dünyalarına yeterince eğilemiyoruz.
Kaygılarını… Korkularını… Hayal kırıklıklarını… Ve bazen de sessizce taşıdıkları yükleri…
Başarıya odaklanırken mutluluğu ihmal ediyoruz. Notlarını takip ediyoruz ama duygularını kaçırıyoruz. Karnelerine bakıyoruz ama kalplerine ulaşmakta zorlanıyoruz. Oysa hayat sadece sınavlardan ibaret değildir.
Hayat; kaybetmeyi, sabretmeyi, yeniden ayağa kalkmayı da bilmektir. Çocuklarımızın iyi matematik bilmesini istiyoruz. Yabancı dil öğrenmesini istiyoruz. Teknolojiyi doğru kullanmasını istiyoruz.
Bunların hepsi önemlidir.
Ancak öfkesini yönetebilmeyi, merhameti, şükrü, paylaşmayı ve sorumluluk almayı öğrenmesi de en az bunlar kadar önemlidir.
Kur’ân-ı Kerîm’de Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Şüphesiz Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır.” (Hucurât Suresi: 13.)
Bu ayet bize insanın değerinin yalnızca başarısıyla ölçülmediğini hatırlatmaktadır.
Çünkü insanı değerli kılan şey sadece bildikleri değil, yaşadığı değerlerdir.
Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) de şöyle buyurmuştur: “Hiçbir anne baba, çocuğuna güzel terbiyeden daha değerli bir miras bırakamaz.” (Tirmizî, Birr 33)
Bugün çocuklarımıza en iyi telefonu, en iyi kursu ve en iyi imkânları vermeye çalışıyoruz.
Fakat bazen onların en çok ihtiyaç duyduğu şeyleri ihmal ediyoruz: Vakit ayırmayı… Dinlemeyi…
Anlamayı… Yanlarında olduğumuzu hissettirmeyi… Çocukların ihtiyaç duyduğu en önemli şeylerden biri, güven duyabilecekleri bir aile ortamıdır.
Başarı insanı hayatta belli bir noktaya taşıyabilir. Fakat mutluluk, karakter ve maneviyat o hayatı anlamlı kılar. Bu nedenle çocuk yetiştirirken başarı kadar mutluluğa, bilgi kadar karaktere ve kariyer kadar ahlâka da önem vermek zorundayız. Çünkü yarının dünyasında sadece başarılı insanlara değil; vicdan sahibi, merhametli, dürüst ve ruhen sağlam insanlara ihtiyaç olacaktır.
Çocuklarımıza bırakabileceğimiz en büyük miras ise iyi bir gelecekten önce sağlam bir karakter ve güçlü bir kalptir.