"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Meşveret, Şûrâ ve Şahs-ı Manevî-3 - Hac’da ihmal edilen hikmetler

Abdülbakî ÇİMİÇ
06 Temmuz 2026, Pazartesi
Bu konuda Sünûhat Risalesi’nde Rüyada Hitabe’nin sonunda bulunan Rüyanın zeylinde yapılan tespitler hayli manidârdır.

Şöyle: “Rüya hacda sükût etti. Çünkü, haccın ve ondaki hikmetin ihmali, musibeti değil, gazap ve kahrı celb etti. Cezası da keffâretü’z-zünub değil, kessâretü’z-zünub oldu. Haccın bahusus taarüfle tevhid-i efkârı, teavünle teşrik-i mesâiyi tazammun eden içindeki siyaset-i âliye-i İslâmiye ve maslahat-ı vâsia-i içtimaiyenin ihmalidir ki, düşmana milyonlarla İslâmı, İslâm aleyhinde istihdama zemin ihzar etti.” (ESDE, Sünûhat, s. 360.)  

Hac ibadeti İslâm’ın beş rüknünden mal ve beden ile yapılan bir ibadettir. Ancak haccın şahsî ibadet cihetinin ötesinde çok daha mühim mahiyeti ve sorumluluğu vardır. Bu sorumluluk bütün İslâm âlemini alâkadar eden bir vazifedir. İhmali de umum Müslümanlar olarak büyük musibetlere duçar olunacak ve günahları daha da artıracak bir vebâle kader fetva verir.

Bediüzzaman’ın “Rüya hacda sükût etti.” sözü, İslâm dünyasının yeniden ittihad, uhuvvet ve kuvvet kazanma gayesinin, haccın hakikî hikmetlerinin ihmal edilmesi sebebiyle gerçekleşemediğini ifade eder. Çünkü hac, sadece ferdî bir ibadet değil; Müslümanların birbirini tanıdığı, fikir alışverişinde bulunduğu, yardımlaşmayı geliştirdiği ve ümmet şuurunu kuvvetlendirdiği büyük bir şûrâ ve kongredir. Bu yönü ihmal edilince, İslâm âleminin birlik, beraberlik ve dirilişine dair ümit de sessizliğe bürünmüş olur.

Hac, İslâm’ın beş temel esasından biri olmasının yanında, sadece ferdî bir ibadet mahiyetini taşımaz. Aynı zamanda İslâm ümmetini bir araya getiren, kardeşliği kuvvetlendiren, ortak aklı ve ittihadı geliştiren büyük bir içtimaî müessesedir. Bediüzzaman, bu hakikati şu çarpıcı ifadeyle dile getirir: “Haccın ve ondaki hikmetin ihmali, musibeti değil, gazap ve kahrı celb etti.”

Bediüzzaman’a göre haccın asıl hikmetlerinden biri, dünyanın dört bir yanından gelen Müslümanların birbirlerini tanımaları (taârüf), ümmetin meseleleri üzerinde fikir birliğine varmaları (tevhid-i efkâr) ve ortak gayeler doğrultusunda yardımlaşmaları (teavün) ile birlikte çalışmalarıdır (teşrik-i mesaî). Hac, bu yönüyle ümmetin en büyük meşveret, istişare, şûrâ ve kaynaşma zeminidir.

Ne var ki, tarih içinde haccın bu büyük hikmetleri yeterince yerine getirilememiştir. Müslümanlar, haccı çoğu zaman sadece ferdî ibadet yönüyle yaşamış; onun ilim, iktisat, kültür ve İttihâd-ı İslâm birliğini güçlendiren yönlerini ihmal etmişlerdir. Bunun neticesinde İslâm dünyasında ortak hareket etme kabiliyeti zayıflamış, dağınıklık ve ayrılıklar artmıştır.

Bediüzzaman, bu ihmalin ağır neticelerini, “Keffâretü’z-zünûb değil, kessâretü’z-zünûb oldu.” sözüyle ifade eder. Yani hac, aslında günahlara kefaret olması gerekirken; hikmetlerinin terk edilmesi sebebiyle ümmetin günahlarının, hatalarının ve parçalanmışlığının artmasına zemin hazırlamıştır.

Bu da dış düşmanların İslâm dünyasına müdahalesini kolaylaştırmış, milyonlarca Müslümanın kendi din ve milletinin menfaatleri aleyhinde kullanılabileceği şartlara kadere fetva verdirmiştir. Çünkü ittihad ve birlikten mahrum kalan toplumlar, dış tesirlere karşı daha savunmasız hâle gelirler.

Bugün de haccın sadece ferdî ibadet boyutuyla değil; ümmetin kardeşliğini, istişaresini, ilmî ve iktisadî iş birliğini güçlendiren büyük bir İslâm kongresi ve şûrâsını teşkil eden bir mektep olduğu yeniden idrak edilmelidir. Haccın kazandırdığı tanışma, dayanışma ve ortak şuur, İslâm dünyasının karşı karşıya bulunduğu birçok problemin çözümünde önemli bir imkân sunmaktadır. Hac, bu yönüyle sadece geçmişin değil, bugünün ve geleceğin de en büyük vahdet medreselerinden biridir.

Okunma Sayısı: 132
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı