İslâm dünyasının dertleri sıralandığında “fakirlik” belki ilk sıraya yerleştiriliyor, ama esasında maddî fukaralıktan çok daha önemli başka bir dert vardır: Hak, hukuk, adalet, şeffaflık ve hürriyet fukaralığı...
İnanın kısaca ”insan hakları ve hürriyetler” meselesi çözüme kavuşturulabilse maddî fakirlik de çok kısa zamanda ve kolayca ortadan kalkabilir.
Bir dönem İslâm alemine örnek gösterilen ülkeler arasında yer alan Tunus’ta da sıkıntılar yaşandığı görülüyor. Nahda Hareketi (partisi) Lideri olan ve 2019 ile 2022 yılları arasında Tunus Halk Temsilcileri Meclisi Başkanlığı yapan Raşid Gannuşi 2023’den bu yana hapiste. Değişik tarihlerde Türkiye’yi de ziyaret eden Gannuşi, umumî olarak müsbet mesajlar veren, aşırılığı desteklemeyen bir siyasî kişi olarak tanınıyor.
Gelişen hadiselere bakıldığında her ülkenin kendisine göre “28 Şubat”ları ya da “12 Eylül”leri olduğu söylenebilir. Tunus’ta da “muhalefeti sindirmeyi amaçladığı” iddia edilen ve 11 Şubat 2023’te başlayan gözaltı operasyonlarıyla bazı siyasetçi, gazeteci, aktivist, hâkim ve iş dünyası temsilcileri “devlet güvenliğine komplo kurma” suçlamasıyla tutuklanmış. Gannuşi de “halkı iç savaşa yönlendirmek” suçlamasıyla 17 Nisan’da (2023) gözaltına alınmış ve hakkında tutuklama kararı verilmişti. Her ne kadar kararın ardından ulusal ve uluslararası tepkiler gelmiş olsa da netice değişmemiş ve 3 Şubat’ta (2026) 84 yaşındaki Gannuşi’ye verilen 14 yıllık hapis cezasını 20 yıla çıkarmış.
İşte, hapishanede tutulan Gannuşi, Nahda üyelerine hitaben bir mektup kaleme almış. Mektubunda, ülkesinin geleceğinin özgürlük, hukukun üstünlüğü, güçlü kurumlar ve “zaman alsa bile” barışçıl iktidar geçişi olduğunu söyleyen Gannuşi, “Baskı üzerinden vatan inşa edilemez, zulüm ile de istikrar sağlanmaz. Vatan ancak istişare, adalet ve halkın iradesine saygı üzerine kurulur” ifadesini kullanmış. (aa.com.tr, 22 Şubat 2026)
Mektubunda demokrasinin önemine de işaret eden Gannuşi, bunun İslâm’a muhalif olmadığını, demokrasinin, İslâm’ın despotluğu önleme ve insan onurunu koruma gibi büyük hedefleriyle uyumlu olduğunu hatırlatmış. Nahda Hareketi lideri Gannuşi, mektubunda ayrıca; “Değerlerinize ve ilkelerinize sıkıca bağlı kalın, sadakatiniz hakikate ve adalete yönelik olsun. Aranızda kalsam da ayrılsam da idealler bireylerden daha büyüktür, hedef kişilerden daha geniştir ve hürriyet gelecek nesillere emanettir” ifadelerine yer vermiş.
84 yaşında ve adil olmayan bir kararla 20 yıl hapis cezası verilen Gannuşi’nin; arkadaşlarına ve çevresine “hak, hukuk, adalet, demokrasi” mesajı vermesine çok önem verilmelidir.
Bir başka nokta da “dünyaya nizamat verdiklerini” iddia eden İslâm ülkelerinin liderlerinin bu haksızlık karşısında seyirci kalmalarıdır. Siyasette pek çok mevki ve makamı başkalarına gönüllü olarak devredebilme âlicenaplığını gösteren Gannuşi’ye İslâm dünyasının liderleri yanında “hür dünya”nın liderlerinin de sahip çıkması gerekmez mi? Yarın bir gün “Gannuşi’ye övgü” sıralamanın bir faydası olur mu?
İslâm dünyası en önce “hak, hukuk, adalet ve hürriyet fukaralığı”na savaş açmalı vesselam.