"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Çin hükümetine mektup yağdıralım!

Süleyman KÖSMENE
27 Ekim 2020, Salı

Uygurlular Toplama Kamplarında

Uygur Türkleri, Çin’in kuzeybatısında bulunan Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde yaşarlar. Bu bölge Çin Halk Cumhuriyeti’nin en geniş bölgesidir. Başşehri Urumçi’dir. Komşuları güneyde Tibet, güneydoğuda Çinghay ve Gansu, doğuda Moğolistan, kuzeyde Rusya, kuzeybatıda Kazakistan, batıda Kırgızistan, Tacikistan, Afganistan, Pakistan ve Hindistan’dır.

Bu bölgeye Doğu Türkistan veya Çin Türkistan’ı da denmektedir. Bölge siyasî olarak Pekin’e bağlı; ancak din, dil, tarih, kültür ve gelenekleri açısından Orta Asya’nın bir parçasıdır.

Yüzölçümü bir milyon sekiz yüz bin kilometre kare olan ve 23 milyon Uygur Türk’ünün yaşadığı bölge, kendilerinin de, dünya Türklerinin de ilk anayurdudur. Çin’in beşte biri olan toprakları, Türkiye topraklarından iki buçuk defa büyüktür. Nehir vadilerinde, göl sahillerinde, dağların ve ormanların etrafında tarım ve hayvancılık yaparlar.

Tarihte Çinlilere Çin Seddini bina ettirecek kadar korku veren Türklerin, bu gün Uygur Türkleri’nin temel haklarını gündeme getirmekten bile âciz olmaları garip değil mi?

Çin Hükümeti, Doğu Türkistan’da yetmiş yıldan beri hem ırk, hem inanç ve kültür olarak soykırım uygulamaktadır. Şimdilerde dünyanın gözü önünde, toplama kamplarında adeta imha etme politikası gütmektedir. Geride kalan ailelerine ve çoluk çocuklarına akıl almaz eziyetler yapmaktadır.

Duyarlı Bir Mektup

Euronews Türkçe’nin haberine göre, 39 dünya ülkesi Çin Hükümetine mektup yazarak, Uygur Türklerinin derhal serbest bırakılmasını ve Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri üyelerinin de aralarında bulunacağı Uluslararası Bağımsız Uzmanlar Heyetine Doğu Türkistan’a tam erişim izni verilmesini istedi.

Mektupta imzası bulunan ülkeler: ABD, Arnavutluk, Avustralya, Avusturya, Belçika, Bosna Hersek, Bulgaristan, Kanada, Hırvatistan, Danimarka, Estonya, Finlandiya, Fransa, Haiti, Honduras, İzlanda, İrlanda, İtalya, Japonya, Letonya, Lihtenştayn, Litvanya, Lüksemburg, Marshall Adaları Cumhuriyeti, Monaco, Nauru, Hollanda, Yeni Zelanda, Kuzey Makedonya, Norveç, Palau, Polonya, Slovakya, Slovenya, İspanya, İsveç, İsviçre, İngiltere.

Maalesef, Bosna Hersek dışında, Türkiye dâhil hiçbir Müslüman ülkenin mektupta imzası bulunmuyor.

Birleşmiş Milletlerde temsil gücüne sahip İslâm İşbirliği Teşkilâtı, belki de bir tepki verecektir diye ümit ediyoruz. En azından Uygurluların acısını paylaşan ve Çin’i kınayan birkaç cümle…

Yukarıdaki mektubu kaçırmış olamazlar!

Onlar Yazmazsa, Biz Yazalım

İslâm ülkelerinin hükümetler çapında da olsa, ses vermeleri gerekmez mi? Siyasetlerine mi ters düşüyor? Nedir bu sessizlik? Din kardeşliği, siyasetin aklını başına ne zaman getirecek? Ortak değerimiz olan, “Mü’minler kardeştirler.” 1 Âyeti uykumuzu kaçırmıyor mu?

Bediüzzaman’ın Şam’da, İslâm âlemini kardeşliğe dâvet ettiği ve güçlü olmanın tek yolunun, bu kardeşlik ruhunu keşfetmekten geçtiğini söylediği 2, aksi takdirde ortaçağda kalmakla ikaz ettiği günden beri yüz sene geçip gitti.

Gelin; bu kardeşlik ruhunu hükümetler göstermezse, biz gösterelim. Buna ne engel var? Memleketimizde bulunan Uygur Dernekleri marifetiyle, Çin Hükümetine göndereceğimiz Çince spot cümleler sağlayalım. Soykırımdan vazgeçme ve insanlığa çağrı cümleleri. Hazret-i İbrahim’in ateşini söndürmeye giden karınca misali, bu mektupları Çin Hükümetine gönderelim. Bize düşeni yapalım. Mektup yağdıralım!

Belki Çin gâvuruna söz geçmez. Ama en azından yarın mahşerde Peygamber Efendimiz’in (asm), “Mü’minler birbirlerini sevmekte, merhamet etmekte, korumakta bir vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu hastalandığında, diğer uzuvlar bu sebeple uykusuzluğa ve ateşe tutulurlar.” 3 “Müslüman, Müslüman’ın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu düşmana teslim etmez. Müslüman kardeşinin ihtiyacını gideren kimsenin Allah da ihtiyacını giderir. Kim bir Müslüman’dan bir sıkıntıyı giderirse, Allah o kimsenin kıyamet günündeki sıkıntılarından birini giderir...” 4

Sözlerini duymadın mı? Duydun da ne yaptın? Diye sorulduğunda, elimizdeki bu küçük kâğıt parçası hicabımıza perde olur.

Dipnotlar:

1- Hucurat Sûresi: 10. 

2- Eski Said Dönemi Eserleri, Hutbe-i Şamiye, s. 238. 

3- Buhârî, Edeb 27; Müslim, Birr 66. 

4- Buhârî, Mezâlim 3; Müslim, Birr 58.

Okunma Sayısı: 2483
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Yunus

    29.10.2020 17:10:19

    Adres?

  • Şükran

    27.10.2020 17:57:26

    Selamünaleyküm yazınızı okudum Uygur Türkleriyle ilgilenmenize ve garibanların yanında olmanıza sevindim Çine bu mektubu yazmak için yardımcı olurmusunuz adres için

  • Ali

    27.10.2020 07:45:31

    Allah razı olsun çok doğru teklif.Karınca kararınca.Ve de orda sorulunca..

  • Mehmet

    27.10.2020 04:03:38

    Biz o mektupları çinden önce Ankara ya yazmalıyız.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı