"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Demokrasinin meşruiyeti

Süleyman KÖSMENE
27 Mayıs 2022, Cuma
Malatya’dan Ömer Gültekin: “Demokrasilerde açık-saçıklık ve sefahet serbest değil midir? Bunlara önlem almak nasıl olacak? Böyle olunca demokrasi nasıl caiz olabilir? Bediüzzaman bunu nasıl savunmuştur?” diyenlere ne diyebiliriz?”

Bir Kur’ân Mu’cizesi

Bu gün 27 Mayıs... Ülkemiz demokrasisinde kara bir sayfa! O yıldan sonra ülkemiz her on yılda bir böyle bir müdahaleyi göregeldi. Gücünü halktan alan meşru hükümetlere karşı meşru olmayan müdahaleler ülkenin belini büktü.  

Hükümetler meşruiyetini nereden alıyor? Halktan…  Bu yetkiyi halka kim veriyor?  

Kendini yönetecekleri seçme hakkını halka veren Kur’ân’dır. İki âyet bu konuda amirdir: “Onların işleri aralarında meşveret ile yürür.”1 Ve, “İş hakkında onlara danış.”2 

Bu âyetler geniş manada halkın genel eğilimine, iradesine, temayülüne sorumluluk veriyor. Yöneticisini seçme hakkını halka veriyor. Yönetimin, milletin rızasını ve hür iradesini temsil etmesi gerektiğini hükme bağlıyor. 

Çağımızda böyle yönetim şekline demokrasi deniyor. Demokrasi kelimesinin menşeine takılıp kalmayalım. Menşei Latince ve Grekçe olabilir. Ama sistem Kur’ân’ın himayesindedir. Ve bu sistemin çağımız medeniyetinde favori olması Kur’ân’ın bir mu’cizesidir. Bunu teslim edelim. 

Bu Zamanda Demokrasi

Çünkü demokratik sistemde öncelikle açık rejim esastır. Yönetim kapalı olmaz. Yönetimin her adımı kamuoyu önünde atılır, kamuoyundan ilgili herkesin katkılarıyla paylaşılır ve zenginleştirilir. Devletin mahrem sırları vardır, gizli tutulur; o ayrıdır. Ama yönetimden herkes sorumludur. Millet çoban tutmaz; milletin her ferdi koyunlarının peşinde olur.

Demokraside halkın yönetime katılması esastır. Halk bu yetkisini yönetenlere bir defa verip bırakmıyor. Yönetimin her aşamasına katılıyor. Yardımcı oluyor, eleştiriyor, yol gösteriyor. Örnekleri asr-ı saadete bakınız. Milletin tüm fertleri yönetim sorumluluğuna ortaktır. Yönetim sorumluluğu tek kişiye veya tek zümreye bırakılamaz. Aksi takdirde iş tek kişi veya zümre istibdadına döner.  

Eski zamanda tek kişi veya zümre, yönetimi üstelenebilirdi. Ama biz şimdi yönetim açısından işlerin yoğunlaştığı, medeniyetin inkişaf ettiği, medenî kurumların çoğaldığı, sosyal bağların güçlendiği, yaşama şartlarının farklılaştığı, ilmin, fennin ve teknik meselelerin medeniyeti zenginleştirdiği ve çeşitlendirdiği bir zamandayız. Bu zamanda Bediüzzaman hazretlerinin ifadesiyle, “ancak yalnız kalb-i millet hükmünde olan meclis-i meb’usan ve fikr-i ümmet makamında olan meşveret-i şer’î ve seyf ve kuvvet-i medeniyet menzilinde bulunan hürriyet-i efkâr o devleti taşıyabilir ve idare ve terbiye edebilir.”3 

Tek kişi veya zümre devleti taşıyamaz.

Devletin Sopası Değil

Demokraside adalet, hukuk, meşveret (güçlü millet, hür meclis) ve kanun hakimiyeti esastır.4 Bunlar Kur’ân’ın emirleridir. Demokratik bir sistem bu kurumların tamamını garanti eder. Bu kurumların birinin bile önemsenmediği yönetim, demokrat olmadığı gibi, şer’î de değildir. 

Mesela adalet yoksa veya yönetenin emrindeyse, hukuk yönetenin iki dudağına bakıyorsa, meclis yönetenin iradesini oylamaktan başka iş yapmıyorsa, yönetimde kanun değil de yönetenin keyfi talimatları hakimse, böyle sistem demokratik değildir, şer’î de değildir.

Açık-saçıklık ve sefahet gibi dinin alanına giren konuların hemen tamamında (yönetime ister şeriat, ister demokrasi densin) tek yetkili, irşad kurumudur. Devletin sopası değil!

Dipnotlar:

1- Şura Suresi: 38., 2- Âl-i İmran Suresi: 159., 3- Eski Said Dönemi Eserleri, Hürriyete Hitap, s. 96., 4- Eski Said Dönemi Eserleri, s. 45.

Okunma Sayısı: 1737
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdullah

    27.5.2022 12:41:21

    Katkı: Kamu zararını ve nefse zararı önleme kuralı geliştirilip işletilebilir. Sefahet ve razalet merkezleri sınırlandırılabilir. Vatandaş yeterince katılmcı ve müdahil olsa; çok şey değişir.Ülkedeki her gelişimin bekçisi ve ikazcısı olmalı, batı' daki gibi. Eleştirmek, kanuna uymakla çelişik değil bütünleyicidir. Günahsız hükümet olmaz, bu düşünce anarşizm ( Münazarat).İdeal olan en ehvenşer hükümet; bunu da teba değil, sorumlu vatandaş yapar.Amma esas sorun: devletin ekmek kapısı olması. Bu hal; hem susmanın hem kutsallığın kaynağı.Hem siyaset/ din çelişkisinin de odağı. Nimetveren devlet tanrılığa oynuyor ve mutlak itaat istiyor. Devlet; adil sistem işleticisi olmalı! M.Kemal böyle kurguladı ve öyle gidiyor. Devlet ekmek ve zenginlik kapısı olmaktan çıkartılmalı ama bu da haakimlerin işine gelmiyor..

  • ahmet

    27.5.2022 10:25:12

    Allah razı olsun ağabey güzel bir yazı olmuş, Tek yetkilinin irşad kurumu olması konusunu biraz daha açsanız daha doyurucu olurdu diye düşünüyorum. Ayrıca 'Devletin mahrem sırları vardır, gizli tutulur; o ayrıdır' cümlesi eskiden de öyle olsa da her şeyin devlet sırrı olduğu şu günlerde çok ince elenip sık dokunarak netleştirilmesi gereken bir konu diye düşünüyorum.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı