"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Haccın ihmali günahları neden arttırdı?

Süleyman KÖSMENE
23 Ağustos 2019, Cuma
Kocaeli’den Deniz Koçyiğit: “Rüyada haccın zeyli hikmeti… Haccın içtimaî ve siyasî yönünden ne anlamalıyız? Bu konuda Müslümanlara düşenler nelerdir?”

KADERİN BİLDİRDİĞİ CİNAYET   

Bediüzzaman Hazretleri Birinci Dünya Harbi’ne Müslümanların katılarak harp belâsı ile boğuşmalarının bir musîbet olduğunu ve bu musîbetin bir cinayetin sonucu olarak kader tarafından hükmedildiğini bildiriyor. Söz konusu cinayet, farz namazın, orucun ve zekâtın ekseriyet tarafından terk edilmesidir. Harp belâsı, bu üç cinayete ceza olarak gelmiştir. Müslümanlar beş farz namazı terk etmelerine karşılık beş sene yirmi dört saat talim, meşakkat ve hareket ile muharebe meydanlarında bir nevî namaz kılmışlardır. Keza senede bir ay orucu terk etmelerine karşılık, kefâret olarak beş sene dağlarda oruçtan beter aç sefil kalmışlardır. Keza zekâtı vermemelerine kefâret olarak, harp dolayısıyla fakr u zarûrete düşmüşler ve birikmiş zekâtlarını toptan ve zorunlu olarak elden çıkarmışlardır. 1

Bediüzzaman, Birinci Dünya Harbi’nden önce ekseriyetin namaz, oruç ve zekât ile birlikte haccı da ihmal ettiklerini, fakat haccın ihmalinin musîbeti değil, gazap ve kahrı celp ettiğini bildiriyor. Bunun cezası da günahların kefareti olarak değil, çoğalması olarak tecelli etmiştir.

OSMANLI NEDEN TERK EDİLDİ?

Nitekim Müslümanlar haccın mana, hikmet ve muhtevasını ihmal etmekle haccın önemli hikmetlerinden olan:

1- Tanışmak ve kaynaşmakla fikir, ülkü ve hedef birliği kurmayı,

2- El ele vererek ortak çalışmayı gerektiren İslâmiyet’in yüksek siyasetini,

3- İslâm toplumunun yüksek ve geniş menfaatini gözetecek yeni çözümler üretmeyi ihmal etmişlerdir.

Bu ihmal ise gayr-i Müslim düşmanın, milyonlarca Müslüman’ı Müslüman aleyhine kışkırtmasını kolaylaştırmıştır. İşte son iki yüz yıldan beri İslâm âlemi olarak içine düşürüldüğümüz yalnızlığın, ayrılıkların, ihtilâfların, küçük küçük devletlere bölünerek gayr-i Müslimlerin emri altına girmenin temelinde yatan dehşetli ihmaller zinciri…

Meselâ, İngilizlerin sömürüsü altındaki Hind ülkesi bin seneden beri İslâm’a hizmet eden pederi hükmündeki Osmanlı’yı düşman zannetmiştir. Şimdi oturup bağırıyor! Rusların istilâsı altındaki Tatarlar ve Kafkaslar, validesi hükmünde olan Osmanlıya cephe almışlardır. Şimdi ayakucuna oturmuş ağlıyorlar! İngiliz oyununa yenik düşen Araplar, bin yıllık kahraman kardeşi Osmanlıyı düşmana karşı yalnız bırakmışlardır. Şimdi şaşkınlıklarından ağlamasını da bilmiyorlar! Fransız ve İtalyan sömürüsü altındaki Afrika bin yıllık biraderi Osmanlıyı cephede kendi kaderine terk etmiştir. Şimdi bağırıp çağırıyor!

Ve İslâm âlemi bin yıldan beri İslâm bayrağını şerefle ve şanla başında taşıyan Osmanlıyı gaflet içinde terk etmiş, Osmanlının düşman tarafından bozguna uğratılmasına ve yıkılmasına göz yummuştur. Şimdi çaresiz bir anne gibi saçlarını yolarak ahu fizar ediyor!

İSLÂM ÂLEMİ, NEDEN HÂLÂ ZULÜM GÖRÜYOR?  

Böylece İslâm âlemi, mutlak hayır olan haccı İslâm’ın yüksek kongresi sayıp gereği ile amel etmediğinden, mutlak şer olan düşman bayrağı altında dehşetli baskılar, sadmeler, sarsıntılar geçirmiş; dayanılmaz zulümler, saldırılar, sömürüler görmüş; öz vatanlarında etkisiz, yetkisiz, hükümsüz ve garip bırakılmıştır.

Oysa Rus mojiklerinin Çeçenistan’da ve Afganistan’da çaresiz kalmaları gösteriyor ki, Müslüman Müslüman’la kenetlendiğinde küfür âlemi geri adım atıyor ve bir halt edemiyor.

Ne esef vericidir ki, İslâm âleminin dağınıklığı günümüzde de sürüp gitmekte; bir çok Müslüman topluluk, jakoben birer yönetimin basiretsiz idaresi altında, gayr-i Müslim düşmanın kirli oyunlarına maruz kalmakta, sonuçta himâyesiz, korumasız ve savunmasız şekilde kendi kaderi ile baş başa bırakılmaktadır. Filistin, Mısır, Suriye, Yemen bunlardan sadece bir kaçıdır. İslâm âleminin bu zaafiyeti ise, İslâm’ı bilmeyen yeraltı örgütlerinin cihad bahanesiyle terör yapmalarına dâvetiye çıkarmaktadır.

Fakat Bediüzzaman, bu derin problem karşısında ümitsiz olmamış, imanın özünde ve İslâmiyet izzetinin tabiatında var olan kahramanlığın hayat bulmasının ve İslâm kardeşliğinin uyanmasının her zaman mu’cizeler gösterebileceğini ve İslâm âleminin ancak bu diriliş ve uyanışlarla ayağa kalkacağını müjdelemiştir. 2

Dipnotlar:

1- D. H. Örfî ve Sünûhât, s. 116.

2- age., s. 123-125.

Okunma Sayısı: 2235
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı