"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Peygamber Efendimiz (asm) ne ile sınandı?

Süleyman KÖSMENE
05 Haziran 2020, Cuma
Sinan Bey: “Bütün peygamberler ağır imtihanlardan geçmişler, sınanmışlar. Hz. Nuh Tufan ile Hz. İbrahim ateş ile Hz. Yusuf ayrılık ile Hz. Harun ihanet ile Hz. Eyyüb sabır ile sınandı. Peygamber Efendimiz (asm) ne ile sınandı?”

Ağır İmtihanlar

Peygamberler en ağır imtihanlardan geçmişler, bu imtihanlarla baş ederken kayırılmamışlardır..

Nuh Aleyhisselâm, kavminin barbarlığı, küfrü ve ilkelliği ile de sınanmıştır. İbrahim Aleyhisselâm, kavminin inkârı, putperestliği ile, Nemrut’un zorbalıkları ile, can ciğer evlâdı ile, ayrılıklarla ve ateş ile sınanmıştır.

Yusuf Aleyhisselâm, baba hasreti ile, Züleyha ile, yalan ve ithamlarla, zindanla, makam ve mevki ile de sınanmıştır. Harun Aleyhisselâm, Firavun’un çeşitli entrikalarıyla, kavminin itikatsızlığı ve sadâkatsizliği ile de sınanmıştır.

Eyyüb Aleyhisselâm hastalıkla, fakirlikle ve zenginlikle sınanmıştır.

HAZRET-İ MUHAMMED’E (Asm) GELİNCE …

Hazret-i Muhammed (asm) önceki Peygamberlerin sınandığı hemen her imtihan Hazret-i Muhammed’in (asm) tek başına başından geçen çile yumakları olmuştur. Hayata baba ve anne hasretiyle başlamıştır. Peygamberliğe doğup büyüdüğü şehir olan Mekke’de başlamış ve müşriklerin ihanetiyle çok sert muameleleriyle karşılaşmıştır. Kendisine yalancı, sihirbaz, deli demişlerdir.

Mekke’de sayıları henüz kırk civarında iken üç yıl boyunca müşriklerin boykotlarıyla karşılaştılar. Müşrikler Müslümanlarla her yönden ilişkileri koparmışlar, onları açlığa ve yalnızlığa mahkûm etmişlerdir. Müslümanlar üç sene boyunca aç susuz kaldılar. Yiyecek ve giyecek bulamadılar.

Evlat Acısı

Peygamberliğin onuncu senesinde Peygamber Efendimizin (asm) önce dört yaşında bulunan biricik oğlu Kasım, ardından yine mübarek oğlu Abdullah öldüler. Ardı ardına gelen evlât ölümleri Peygamber Efendimiz’i (asm) çok sarstı. Müşrikler bu ölümlerle alay ettiler. ‘Muhammed’in nesli kesilmiştir” dediler. Cenab-ı Allah Kevser Sûresi’ni indirerek Peygamberini teselli etti. “Asıl soyu kesik, o sana buğz edenlerdir.”1 buyurdu.

Evlât acısı henüz dinmemişti ki, çok dayandığı ve müşriklere karşı kendisini ölümüne himaye eden merhametli amca Ebu Talip ölüverdi. Ebu Talib’in ölümü onu çok üzdü. Ebu Talib’in İslâmiyet ile müşerref olmadan ölmüş olması Peygamber Efendimiz’i (asm) adeta yıktı.

Henüz amca acısı çok tazeyken, üç gün sonra vefakâr hanımı Hazret-i Hatice öldü. Peşpeşe gelen ölümler dayanılmazdı. Peygamber Efendimiz (asm) bu acısını dağa doğru şöyle fısıldadı: “Ey dağ! Benim başıma gelen sana gelseydi dayanamaz, yıkılırdın! Bu musîbetlerden hangisine yanacağımı bilemiyorum!” buyurdu.

Bütün hüzünlerin toplandığı bu 620 yılına hüzün yılı dendi.

Vatan Hasreti

Peygamber Efendimiz (asm) artık korumasız kalmıştı. Müşriklerle arasındaki perde kalkmıştı. Müşrikler işkencelerini ve hakaretlerini ölümüne arttırdılar. Efendimiz (asm) göz açamaz hale geldi.

Peygamberimiz (asm) belki kendisine yeni inananlar olur ümidiyle Mekke yakınlarında bir kasaba olan Taif’e gitti. Tebliğini Taif’te yaptı. Fakat heyhat! Taif’liler Mekkelilerden kaba ve anlayışsız çıkmışlardı. O’nu (asm) taşladılar. Mübarek ayakları topuklarına kadar kan içinde kaldı. Peygamber Efendimiz (asm) bir bağ evine sığındı. Orada ellerini açtı ve duâ etti: “Allah’ım! Kuvvetsiz ve çaresiz kaldım, halk nazarında hor ve hakir görüldüm. Senin gazabına uğramaktan, rızana uzak kalmaktan Sana sığınırım! Affını dilerim.”

Mekke bütün bir facia gibiydi. Peygamber Efendimiz (asm) Medine’den gelen heyetlerin çağrısını kabul etti ve Müslümanlarla birlikte o çok sevdiği Mekke’den ayrıldı. Bu O’na (asm) çok ağır gelmişti.

Medine O’na (asm) ve getirdiği yeni dine güzel bir açılım oldu. On yıl içinde Müslümanlık hızla yayıldı. Fakat Medine döneminde de Müşriklerle yapılan savaşların her birisi birer facia gibiydi. Hazret-i Muhammed (asm), Peygamberliği süresince “pek büyük husûmet karşısında”2 kaldı, ama metanetini asla kaybetmedi. 

Görevini Allah’ın inayetiyle eksiksiz tamamladı. Aleyhissalâtü vesselâm.

DUA

Allah’ım! Taşınmaz çilelerden, çekilmez hüzünlerden, ağır musîbetlerden, dermansız dertlerden, çaresiz hastalıklardan, ağır imtihanlardan, hicran veren belalardan Sana sığınırım. 

İmtihanımızı kolay kıl! Âmin.

Dipnotlar:

1- Kevser Sûresi: 3. 2- Sözler, s. 375.

Okunma Sayısı: 2965
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Şadi Selim

    5.6.2020 14:20:24

    ''Ebu Talib’in İslâmiyet ile müşerref olmadan ölmüş olması Peygamber Efendimiz’i (asm) adeta yıktı.'' cümlesinin sonundaki ''yıkılmak'' fiilinin Kainatın Efendisi, Efendimiz (s.a.v.) için kullanılmasını pek münasip bulamadım. Bilgilerinize istirham ederim.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı