"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Evlilik öncesi tuzak; flört

Yasemin YAŞAR
01 Ocak 2022, Cumartesi
Toplum olarak sonuçları konuşmayı çok seviyoruz.

Hâlbuki sebepler değişmeden sonuçlar değişmez. Bediüzzaman’ın ifadesiyle, “Netice-i muzırrayı gösterir. Halbuki sefahate öyle müşevvikane bir tasvir yapar ki ağız suyu akıtır, akıl hakim kalamaz.” (Lemaat.) Bu minvalde aile kurumunun her geçen gün tahribini, boşanma istatistiklerini, meydana gelen ahlâk dışı ve tüyler ürperten olayları takip edip konuşuyoruz ve müteessir oluyoruz, fakat bu neticeleri doğuran sebepleri bir türlü görmüyor, konuşmuyor, ciddiye almıyoruz.

İşte bu meselelerden birisi de evlilik öncesi, özellikle üniversite gençliğinin neredeyse % 60’ının içinde bulunduğu bir tehlike olan flört meselesidir.

Flört; en masum ve genel anlamıyla ve hitap ettiğimiz kesimi baz alarak, karşı cinslerin birbirlerini tanımak ve uyumluluklarını test etmek amacıyla arkadaşlık kurmasıdır. Daha özelde bizim yüklediğimiz mana ile, içerisine haramın girdiği ve ayrılık elemi, karşılık görmeme elemi, kıskançlık elemi gibi psikolojik pek çok çıkmaza sürüklenildiği, küçücük nefsanî lezzetlerin, zehirli bir bala dönüştüğü, hususan sefahette erkeklere yetişemeyen ve mübarek mahlûk olan kadınların çok kaybettiği bir durumdur flört.

Bu tanım kendi ülkemizde dünya görüşü ve hayat algısına göre, sosyal sınıfların çeşitliliğine göre değişiklik göstermekte olup, Batı’daki manası ise daha gayri meşrû ilişkilerin zeminini oluşturacak uygulamalar şeklindedir.

Batı toplumlarına baktığımızda önceleri flört, gençlerin duygusal açıdan olgunlaşmalarını, çeşitli komplekslerinden kurtulmalarını, cinsellik konusunda bilgilenmelerini, eşlerin evlilik öncesinde birbirlerini tanıyarak bilinçli bir beraberlik oluşturmalarını sağlayacak bir tecrübe ve eğitim biçimi olarak kabul edilmiş ve hoş görülmüştü. Bugün gelinen noktada ise aile kurumunu kaybeden Batılı toplumlar, bir yandan bir süre önce son derece masumane ilişkiler olarak baktığı flört olayının önüne yığdığı toplumsal sorunlarla boğuşurken, bir yandan da artık duygusal ilişkinin yerini alan, cinsel hürriyet gibi kavram ve olguları tartışmaya başlamıştır.

Flört, yani evlilik öncesi gençlerin birbirlerini tanıma ve tanışma bahanesi ile belli süre beraber olması maalesef bizim kültürümüzde de yaygınlaşmıştır. Dinimizde yeri olmamasına rağmen, İslâmî duyarlılığı olan insanlar arasında bile görülebilen ve bazı muhafazakâr ailelerin de hoşgörüyle karşıladığı bu durumu haklı çıkarmak için tevillerin ise ucu bucağı yoktur.

Kuşkusuz baskın popüler kültür kanaatiyle flörtü bir ergen sosyalleşmesi, bir gençlik heyecanı ve ilk romantizm tecrübesi olarak görenler varsa da, durumun o kadar naif ve masum olmadığını kabul etmek zorundayız. Melankoliden tutun, hızla artan intihar vak’alarına kadar flörtün mağdurları onulmaz ruhî ve sosyal gerilimlerin pençesinde kıvranmaktadır.

“Gençler önceden görüşür ve flört ederse, birbirini yakından tanıma imkânları olur. Eğer huyları, anlayışları farklı ise, evlenmeden önce daha işin başındayken, ayrılırlar.”

“Flört etmeden nasıl tanıyacağım.”

“Bizim niyetimiz ciddî ve evlenmek için flört yapıyoruz.”  “Bu zamanda öyle görücü usûlü vs. ile evlilik mi olur?”

“Dinimize göre sakıncalı bu durumu meşrûlaştırmak için resmî nikâhtan önce gizli dini nikâh yaptırdık” vs. uzayıp giden, sağdan yaklaşan şeytanî fısıltılar…

Nitekim tecrübeler, araştırmalar ve istatistikler, durumun hiç de böyle olmadığını göstermektedir. Ülkemizde konuyla alâkalı ciddî istatistik çalışmaları yapılmamıştır. Daha çok Batı’da yapılan bu çalışmalar neticesinde en çok boşanma olayının flörtle başlayan evliliklerde olduğu gözler önüne serilmiştir. Bu, flörtün acı bir neticesidir. Bir de flört esnasında maruz kalınan psikolojik, duygusal yıpranmalar ve flört şiddeti dediğimiz sosyal yaralar, işin daha farklı boyutlarından haber vermektedir.

Hasılı; bizim ülkemizde şimdilik durum çok da kötü değil. Çünkü toplumda yaşadığını düşündüğümüz değerlerin çoğu, aslında İslâm’ın bizdeki uzantıları, manevî zenginliklerin bakiyesidir. Fakat modern dünyaya günbegün entegre oldukça bunlar silikleşecek ve artık iffet ve hayasızlığın darbesini daha sert biçimde hissedeceğiz.

Özellikle gençlerin hedef kitle seçildiği romantizm endüstrisinin bu saldırılarından kurtulmak için birçok desteğe ihtiyacımız vardır: Şahsî takva zırhı, aile bağlarının güçlendirilmesi, zamanında ve sade evlilikler… gibi. Konuyla alâkalı olarak kişinin kendisinin atacağı adımlara, ailenin atacağı adımlara ve devletin atacağı ciddî adımlara ihtiyaç vardır.

Okunma Sayısı: 3337
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ali

    1.1.2022 15:07:58

    "Bizim ülkemizde durum kötü" Bunu anlamak için' son yılların; düşen evlilik yaşı, sayısı, oranı, çocuk durumu, boşanma sayısı, oranı, süresinin istatistiğine bakmak yeterli. Bir de istatistiğe girmeyen facialar var! Batı soğuk disiplinli kıta. Biz sıcak duygusal ve kuralsızız. Aynı benzer ifffetsizliğe onlar dayanır, biz dayanamayız! Anadolu bu yüzden milletler mezarlığı. " eski hal muhal yeni yeni hal ya izmihlal"

  • Hasan Sinan Kosmaz

    1.1.2022 00:55:25

    Allah razi olsun. Ikinci evliligi yapmak isteyene tavsiyeleriniz nelerdir?

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı