"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Risale-i Nur’un talim ettiği iman hakikatlerinin evrenselliği

Yusuf ÇAĞLAYAN
08 Mayıs 2015, Cuma
Risale-i Nur’u genel olarak okumak, okunan bölüm veya paragrafın kavram mimarisine ve bağlamına dikkat etmeden okumak, Risale-i Nur’un talim ettiği hakikatlere nüfuz edilmesini zorlaştırır.

Okuma tezekkür boyutunda kalır, tefekkür boyutuna geçilemez. Risale-i Nur isbat, marifet ve muhabbet bağlamında ve âlem-i şehadetten âlem-i manaya doğru; yani mülkten melekûte, kesafetten letafete ve nuraniyete intikali talim eder. Risale-i Nur, şuhudî idrakten başlayarak, gaybi hakikatleri idrakimize açar. Elbette burada kastettiğimiz gayb, mutlak gayb değil, izafi gaybdır. Çünkü bizim için gayb olan bir mana, evliya için şuhuddur.  

Risale-i Nur, kâinatı muhit hakikat menzillerini üç ana üst başlıkta toplamıştır: Vücud, Vahdet ve Azamet menzilleri. 

Yirmi İkinci Söz’ün İkinci Makamında on lema halinde nazara verilen hakikatler şöyle tasnif edilir: 

“Elhasıl: Şu kitab-ı kebir-i kâinat, nasılki vücud ve vahdete dair âyât-ı tekviniyeyi bize ders veriyor. 

Öyle de: O Zât-ı Zülcelâl’in bütün evsaf-ı kemaliye ve cemaliye ve celaliyesine de şehadet eder. Ve kusursuz ve noksansız kemal-i zâtîsini isbat ederler.”

Aynı bölümde, Cenâb-ı Hakk’ın vücud, vahdet ve azameti hakikatine intikaldeki geçiş menzillerini ise şöyle belirtir: “Çünki bedihîdir ki, bir eserde kemal, o eserin menşe ve mebdei olan fiilin kemaline delâlet eder. Fiilin kemali ise, ismin kemaline ve ismin kemali, sıfatın kemaline ve sıfatın kemali, şe’n-i zâtînin kemaline ve şe’nin kemali, o zât-ı zîşuunun kemaline, hadsen ve zarureten ve bedaheten delâlet eder.”

Risale-i Nur’un tevhide dair bütün bölümleri, Zât’ın vücud, vahdet ve azamet menzillerini talim ederken, eserin vücud, vahdet ve kemali, fiilin vücud, vahdet ve kemali, esmaların her birinin vücud, vahdet ve ihata-i azameti, sıfatların her birinin vücud, vahdet ve ihata-i azameti ve şuunatın vücud, vahdet ve ihata-i azameti talim edilir. Böylece, kâinatın ve içindeki her bir varlığın bir asar-ı ef’al, asar-ı esma, sıfat ve şuunat olduğu, dolayısıyla da bir asar-ı Rububiyet olduğu idrak edilir. Çünkü her bir varlık hikmetli ve san’atlıdır ve bir eser-i Rububiyettir. Rububiyet fiilleri ise, eser-i esma, sıfat ve şuunattır. 

Her bir varlıktaki Rububiyeti görmek, o varlığın Rabbi’ni görmek, o eserdeki ef’alin, esmaların, sıfatların ve şuunatın görülmesi ile mümkündür. Bu görüşün tahakkuku için, Risale-i Nur kendisi ile samimî ve ciddî meşgul olanlara, geçmişte evliyanın “ehli bilir” dediği manalara intikal güzergâhları açar. Bu güzergâhlarda, mana menzillerine göre, beş duyudan başlayarak, akıl, kalb, ruh ve diğer letaif refakat eder. Meselâ, eserdeki hakikatler, göz başta olmak üzere diğer duyuların ve aklın menzilindedir. Her eserde, ef’al hakikatinin uçları vardır. Ancak ef’al hakikatleri net olarak akıl menzilinde idrak edilmeye başlar. Somuttan, soyuta geçiş akıl menzilinde başlar. Risale-i Nur, evvelâ akıl gözünü açar; esma, sıfat ve şuunat hakikatlerini ise, akıl kalb ve ruh menzillerinde talim eder. 

Risale-i Nur’da kendine ve varlığa bakış açısı iki kavramla tasnif edilmiştir: Mana-yı ismi bakış; mana-yı harfi bakış… Zühre misal bir insan modeli, kendine mana-yı ismi ile baktığında eneperest bir insan olur. Bu “ben” algısını vahid-i kıyasi yapar ve kendisi, nev’i, cinsi ve türü aynasında muhit bir şirke gider. Çünkü kıyas-ı binnefs ile nev, cins ve türünü anlamlandırır. Zühre misal insan, bu ben ve varlık algısını (ene şirkini) sadece nevine ve türüne yaymakla kalmaz, bütün varlığa yayar. Şirkini bütün varlık aynasında görmeye başlar. Nefsindeki ene şirki, varlıkta esbab ve tabiat şirkine inkılâb eder. Çünkü mana-yı ismi nazarla bakan Zühre misal insan, yine mana-yı ismi ile bakan katre misal insana dönüşmüştür. 

Zühre misal insan ancak nefsine bakışını düzeltmekle kurtulabilir. Kurtuluşu kendine mana-yı harfi nazarla bakması ile mümkündür. Ancak, bu kurtuluş, şirkten kurtuluştur. Zühre misal olmaktan kurtulmadığı takdirde, hakikatleri en fazla kendi nevi, cins ve türü aynasında müşahede edebilir. Ene Risalesi, insanın ene şirkini izale eder ve nefsindeki Rububiyeti idrak ve bunu vahid-i kıyasi yaptırarak Zerre’deki Rububiyete intikal ettirir. Zühre nazarını kendinden, nevinden çeker, bütün varlığa mana-yı harfi ile nazar etmeye başlar. Böylece Zühre berzahından da çıkar. Müteakip berzah Katre misal nazar berzahıdır. Esas menzil ise Reşha misal nazara ulaşmaktır. 

Risale-i Nur, esma, sıfat ve şuunat hakikatleri ve manalarına, göz menzilindeki eserin cüz ve küll, cüz’i ve külli aynalarındaki uçlarından tutturur, nev, cins tür ve hey’et-i mecmua aynalarına aklen ve kalben ve ruhen intikal ettirir. Bu geçişe gözü ile gören her insan adaydır. Varlığı görüyor ise ve talib-i hakikat ise, Müslüman, Hıristiyan, Yahudi, Budist, Ateist fark etmez. Risale-i Nur’un hakikat talimi evrenseldir. Çünkü gözü ile görmek ve akletmek evrensel bir hakikattir. Risale-i Nur’un “Gözümüzle görüyoruz ki; bilmüşahede görüyoruz ki” gibi ifadelerle başlayan bölümlerinin muhatabı, bütün insanlıktır. Bu sebeple Risale-i Nur’un iman hakikatleri, sadece Müslümanların imanını tecdit ve tashih etmez. Bütün insanlığın imanını tecdit ve tashih eder. Bugün küresellişmiş olan hakikat krizine tam cevap verir.

Okunma Sayısı: 4190
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ahmet

    8.5.2015 15:17:08

    Yusuf bey, yazılarınızdan hakikaten istifade ediyorum. Yazılarınızın devamı dileği ile...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı