"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Okuldan önceki okul; “Yuvamız”

Fatma Eren
03 Mayıs 2026, Pazar
Yaz tatilinde ailece bir şehre gezi yapmıştık. Orada başka arkadaşlarla da tanışma fırsatımız olmuştu.

İçlerinden biri: "Beni tanıdınız mı? Ben filancayım. Yıllar önce falan şehirdeydiniz. Size gelirdim. Yemeğinizi çok yemişliğim var. Apartmanınızın ismini bile unutmadım; Evren Apartmanıydı, değil mi?" demişti.

Benzer olaya birkaç kez daha şahit olduk. Yıllar önce evimize geldiklerinden bahsediyorlar, oturduğumuz apartmanın adını bile hatırlıyorlardı. Oysa o yıllar hayatın daha başındaydık.

Hayat zordu, ama mutluyduk. Oturduğumuz apartman da oldukça eskiydi. Şartlarımız belki misafir ağırlamaya elverişli değildi. Evlerimiz belki dardı fakat gönüller genişti. Bu yüzden de yüreklerde iz bırakmıştı yaşanılanlar. 

Aynı şekilde biz de misafirliğe giderdik. Evin hanımıyla önceden tanışmasak bile hemen ısınırdı gönüllerimiz. Kardeş gibi olurduk. İnsanlar mütevaziydi.  Bir ruh yüceliği içinde, samimiyetle yürürdü arkadaşlıklar. Bunun neticesinde, geride hoş sâdâ kalmıştı işte.

Eminim çoğumuzun buna benzer hatıraları vardır. Güzel zaman dilimiydi o yıllar. Çocukken de misafir gelince  sevinirdik. Uzun kış geceleri muhabbetle bereketlenirdi. Konuşmalardan, anlatılan hikayelerden çocuklar ruhen beslenir, karakterleri gelişirdi. Büyüklerin hâl ve hareketlerinden; nerede, nasıl konuşulması, davranılması gerektiğini çocuk görür, rol-model olmasına şahit olur, olgun, edepli bir nesil geleceğe hazırlanmış olurdu. Bu vesileyle öğretmenlerin yükü de hafifler, dolayısıyla eğitime de katkı sağlanmış olurdu. Çocuk; sabrı, merhameti, saygıyı, sevgiyi, cömertliği, paylaşmayı, fedakârlığı, utanmayı öğrenir, günümüz tabiriyle "sosyalleşir" hayata hazır hale gelirdi. Âdâb-ı muaşerete uyulurdu. Latifeler yapılır, ev sahibi misafiri yemek yemesi için ısrar eder, "Burada geceler soğuk olur, aç uyursanız 9 yorgan örtsek de üşürsünüz, yediğiniz önünüzde, yemediğiniz arkanızda, Allah aşkına, buyurun" gibi konuşmaları hala hatırlarım. 

Misafir havlusu, misafir çarşafı her evde özenle hazır olurdu. Çocuğun bu tatlı hengameyi bir köşeden izlemesi, ne kadar kıymetli, nadide, ne kadar anlamlı bir olgu olsa gerek, öyle değil mi? Bir devrin sonuydu sanki bu yaşanmışlıklar. 

Peki, ne oldu? Neden bu kadar değiştik? Nasıl bu kadar aşındı değerlerimiz? Eski güzellikler kitapların satır aralarında, gazetelerin sayfaları arasında mı kalacaktı?

Halbuki misafir;  evlerin zekâtı sayılır. Misafir duası berekete vesiledir. Böyle gördük büyüklerimizden. Şimdiyse misafir ağırlamayı yük görür olduk. Değişen sosyo-kültürel yapı da buna  zemin hazırladı. Değer yargıları değişmeye başlayınca, misafir ağırlama da bundan nasibini aldı. Misafir için yapılan temizlik, yemek çeşitleri, menü zenginliği ile uğraşarak zorlaştırıyoruz misafir ağırlamayı. Dolayısıyla insanlar birbirinden uzaklaştı. İnsanların yerlerini telefonlar, tabletler aldı. Ana dilini bile doğru dürüst konuşamayan bir nesil geliyor.

Elbette istisnalar mevcut. Hâlâ insan seven, misafir seven, güzel insanlar olmasına rağmen hızla aşınma devam etmekte.

Günümüzde yaşanılan durumlar da ortada. Ailenin yeniden aslî konumuna nasıl kavuşturulacağı sorusu artık hemen her platformda konuşulmaktadır. Bunun bir ayağı "yuva" mefhumunu yaşatmak olsa gerek. Okuldan önceki okuldur çocuğun neşet ettiği yuva. Asrın tabibi Bediüzzaman da şu ifadesiyle  bu yaraya merhem olmuştur: "Nev-i beşerin hayat-ı dünyeviyesinde en cemiyetli merkez, en esaslı zemberek, dünyevî saadet için bir Cennet, bir melce, bir tahassüngah ise, aile hayatıdır." (Lem'alar, s. 65.)

Okunma Sayısı: 138
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı