"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Dava vekili

Zafer AKINCI
14 Ocak 2026, Çarşamba
Öncelikli vazife, imana ve Kur’ân’a hizmet olmakla beraber, derecesine göre esasa bakan belki onlarca vazifemiz daha var. Siyaset, adalet, ekonomi, insan hakları, hayvan hakları, yeşili koruma gibi.

Bu doğrultuda, yaşanılan yolsuzluklar, ekonominin kötü olması, gelir dağılımının adaletsizliği ve maaşların açlık sınırının altında olması veya ülkede yaşanılan adaletsizlikler gibi birçok husus var. 

Ancak, bunların üzerinde dururken, makul bir ölçünün dışına çıktığında öncelikli vazifeni kaybetmeye başlarsın. Bu işler, zamanının çoğunu aldığında, öncelikli vazifen olan iman ve Kur’ân hizmetini geride bırakmak zorunda kalırsın. Çünkü ona vaktinde, enerjin de kalmaz.

Yaşanılan adaletsizliklerin üzerinde makul ölçülerde durmak gerekir. Ancak bizim asıl vazifemiz bir avukatlık bürosu gibi çalışmak değildir. Bu, bu hususta yaptıklarının yanlış olduğu için değil, ondan çok daha önemli vazifelerimiz olduğundan ve bunun daha başka mahsurları olduğundan dolayıdır.

Çünkü, milyonlarca insanın imanını, ahiretini kaybettiği bu zamanda öncelik karıştırıldığında, muhtaç olan milyonlarca insana ulaşıp, iman ve Kur’ân hakikatlerini götüremezsin.

Dahası istibdat ve zulmün bir tarafını sürekli söyler, daha başkalarının istibdat, zulüm, yanlışlarını söylemezsen, bu da doğru olmaz. Yani yanlışın birisine karşı çıkarken, başka yanlışlara sessiz kalırsan, inandırıcılığını kaybedersin.

Kaldı ki adaleti, zulmü, mazlumu sadece zulmeden tarafından anlatır, mazlumların metod, usul yanlışlarını, onların başka yerlerdeki haksızlıklarını, işin kaderî yönünü anlatmazsan, zamanla mazlum dahi olsa başkalarının yanlış hizmet metodlarını savunur hale gelirsin. En azından insanlar seni öyle görür. 

İnsanlar birçok şeyi ayırt edemez, seni ne ile beraber çok görürse, seni onunla irtibatlı, iltisaklı hale getirir. Bu ise hiçbir şeye alet edilmemesi gereken Risale-i Nuru, başkalarına alet etmeye, onlardan zarar görmeye götürür.    

İstibdadın, zulmün zirvede olduğu yıllarda, Üstadımız onlara boyun eğmemiştir, ancak onları da fazla gündemine almamıştır. Zulmün devam etmesinin ana sebebi olan milletin ıslahına ömrünü vermiştir. 

Çünkü, sabah söyleneni alkışlayanlar, akşam tersi söylendiğinde onu da alkışlıyorsa, adaletsizlik de, zulüm de bitmez. Bir toplumda “meyli istibdat” olduğu müddetçe, birisi gitse bile başkası gelir. “Bir millet cehâletle hukukunu bilmezse, ehl-i hamiyeti dahi müstebit eder;” bu anlaşılmazsa, istibdat devam eder.

Toplumun temelinde yatan problemler çözülmezse, insanların ellerine tarafgirlik damarını uyandırmadan, birkaç ölçü verilmezse, istersen her gün, her saat istibdat var, adaletsizlik var de, bu neyi değiştirecek, şimdiye kadar neyi değiştirdi? 

Değişen fazla bir şey olmamakla beraber, kaybedilenler ise çok fazla oldu. Elimizdeki Nurları değişik sebeplerden dolayı ulaştıramadığımız milyonlarca insan, imanlarını kaybetmekte. Bundan daha büyük bir felâket, bundan daha büyük öncelikli mesele olabilir mi?

Bu doğrultuda, Üstadımız mazlumlara bir nevi avukatlık yaparken, belki yüz kerede, insanların imanlarının kurtuluşu için Risale-i Nur’un onlar için manevî bir dava vekili, yani avukatı olabileceğini söylemiştir.

“Kıymetli kardeşlerim, Böyle dehşetli bir asırda, insanın en büyük meselesi, imanı kurtarmak veya kaybetmek davasıdır. [...] Elbette böyle muazzam bir davayı, şaşırtıcı ve aldatıcı bir zamanda kazanabilmek için bir dava vekili bulmakta… [...] Bu zamanda, böyle bir dava vekilinin, Risale-i Nur olduğuna Risale-i Nur’la imanlarını kurtaran milyonlarca kimseler şahittir.” 

(Zübeyir Gündüzalp, Konferans, Ankara-1950)

Okunma Sayısı: 1706
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Mehmet Çaloğlu

    16.01.2026 17:05:54

    Def-i şer Nef'i celbe tercih edilir. Adalet devletin dinidir. Adaletin iğfal edildiği bir ortamda, genel manada hizmet etmek zorlaşır. Üstad bütün meselelerinde ilk önce muzır mani lerin def-i için tahşidat yapar sonra müsbeti ikame eder. Zafer bey kendi kafasındaki mizan senle konuyu işlemiş. Kimse kimsenin avukatı değildir. Hakkın adaletin savunulması Yeni Asya Nur talebelerinin görevidir. Yorumlara baktım maşaallah nerede ise zulüm yapanlar haklı gibi, birilerine düşmanlıklarından, taraf olmuşlar. Lütfen kendinize geliniz. Zulme rıza, zulme ortak olmaktır. Suçlu ile suçsuzun ayrılması adalettir. Bunu istemek ne zamandan beri birilerinin avukatlığı oluyor. Siyasi fikrini açıkça ifade edemeyenler. Böyle ortamlarda hemen ortaya çıkıp, laf ebelikleri ile arz-ı endam ediyorlar.

  • Semanur Tunoğlu

    15.01.2026 16:48:07

    Hasan bey söylenecek her şeyi söylemiş. Allah razı olsun. İmzamı atıyorum.

  • Yusuf

    14.01.2026 17:14:53

    Şu yazının neyine itiraz ediliyor. Yazar gayet doğru söylemiş. Çamurda gezenin üzerine çamur bulaşır. O yüzden Yeni Asyayı fetöcülerden mümkün mertebe uzak tutmak lazım. Ülkede bir adaletsizlik khk lılarda değil. Fetöcüler zamanında o işlere nasıl giriyorlardı herkes biliyor.

  • hasan

    14.01.2026 15:57:02

    Necati bey. Mazlumu, mağduru, haksızlığı savunmak ayrıdır. Yeni Asya olarak biz bunu yaptık yapıyoruz da. Fakat sadece bir grubun yaşadığı mağduriyetleri(zamanında yaşattıkları mağduriyetleri de unutmadan) koskoca Yeni Asya Risale-i Nur cemaatinin ana gündem maddesi, ana görevi, temel meselesi, vazgeçilmez yayın politikası, tek hedef ve gayesi, olmazsa olmazı, değişilmez ve değiştirilmez umdesi vb. yapmak yanlıştır. Mağduru, mazlumu savunalım. İhraç edilenlerinin hakkını söyleyelim. Buna kimse itiraz etmiyor. Ancak Yeni Asya eşittir malum grup veya KHK mağdurları hâline getiremeyiz. Cemaat buna karşı çıkıyor. He rgün yeni bir video ile AYM-AİHM veya diğer mahkemeler kişiler hakkında ne karar verdi bunları duyurmak bizim temel görevimiz mi? Şahısların mahkemelerini takip etmek ile mi vazifeliyiz. Lütfen artık bu ayrımı yapalım.

  • Hasan

    14.01.2026 14:19:27

    Abdullah beyin Risale-i Nur'dan bahsettiği bölüm. Bundan daha ziyade bir izahat olmaz ve olamaz. Abdullah bey Allah razı olsun. "Beraetimizden sonra Denizli'de beni tarassudla taciz edenlere ve büyük âmirlerine ve polis müdürüyle müfettişlere dedim: Risale-i Nur'un kabil-i inkâr olmayan bir kerametidir ki; yirmi sene mazlumiyet hayatımda, yüzer risale ve mektublarımda ve binler şakirdlerde hiçbir cereyan, hiçbir cem'iyet ile ve dâhilî ve haricî hiçbir komite ile hiçbir vesika, hiçbir alâka, dokuz ay tedkikatta bulunmamasıdır. Hiçbir fikrin ve tedbirin haddi midir ki, bu hârika vaziyeti versin. Şualar ve Emirdağ Lahikası

  • Necati

    14.01.2026 14:01:00

    Öyle anlaşılıyor ki, bazı kardeşlerimiz çok baskın bir şekilde propaganda ile kamu oyuna üflenen pis siyasetin etkisi altında kalarak yorumlar yapıyorlar. Bizim her sahada, her konuda şaşmaz, şaşırtmaz rehberimiz olan Risale-i Nur'dur. Lütfen kuvvetli görünen siyasi içtimai, sosyal geçici rüzgarların etkisinde kalmadan, kadim hakikatlere göre çizgimizi bozmadan hizmetlerimize devam edelim.

  • Necati

    14.01.2026 13:49:45

    Zalim İsrail'in Filistin ve Gazze'de yaptığı büyük zulümlere karşı mücadele verirken, ama Filistin halkı da şöyle böyle yaptı demedik. Diyemeyiz, denilmez. Kaderin adaleti ise başka meseledir. Kaderin adaleti zalimin suçunu haşa yok saymadığı gibi mazlumun hatalarının günahlarına kefaret olmasına da mani olmaz. Yani zaten Zulme uğramış madur olmuş, insanlara sende böyle böyle hatalar yaptın demenin bir darbede bizden olsun demekten ne farkı var. Burda yapılması gereken bir an önce zalimlerin zulmüne mani olabilmek, yada engellemek için elimizle, yada dilimizle, hiç olmazsa kalbimizle buuz ederek karşı durmaktır. Mazlumun hatasını nazara vermek değildir. Her insan gibi mazlum olanlar da musibete maruz kalanlar da kendi nefis muhasebesini yapar, yapacaktır. O herkesin kendi meselesidir.

  • Necati

    14.01.2026 13:38:42

    Yeni Asya en zor şartlarda hak hukuk, demokrasi ve adalet mücadelesinde her zaman tavizsiz istikrar çizgisini bozmamıştır. 12 Eylül dabecilerine karşı mücadelesinde bizi komünistler ile birlikte olmakla suçladılar diye biz bu duruşumuzu bozmadık. Yeni Asya başkaları ne diyecek yada ne derler diye istikrarını bozmaz, davasından taviz vermez.

  • Hasan

    14.01.2026 13:25:18

    En önemli bir yanlış da adalet konusunu sadece KHK meselesinden ibaret olduğunu sanmaktır. KHK meselesi yoksa adalet savunulmuyor anlayışıdır.

  • HÇeşitcioğlu

    14.01.2026 13:24:35

    “Öncelikli vazife, imana ve Kur’ân’a hizmet olmakla beraber, derecesine göre esasa bakan belki onlarca vazifemiz daha var. Siyaset, adalet, ekonomi, insan hakları, hayvan hakları, yeşili koruma gibi.” - Artık düzenli yazmanın zamanı gelmedi mi Zafer bey?

  • Abdullah

    14.01.2026 12:37:59

    Sayın Yıldırım; Adalet olmadan iman hizmeti yapılamaz diyorsunuz.Evvelâ bunun dinde yeri var mı? Üstad'ımız En büyük iman ve Kur'an hizmetini yapar ken ülkede Adaletin zerresi yoktu.Bila kis adaletsizlik zirve yapmıştı.O zama nın adaletsizlikleri yazılsa kaç bin cilt kitap olur bilir misiniz? Arıca Fahr-i Alem(A.S.M ) efendimiz 13 yıl müddet le Mekede yaptığı iman hizmetinin bir emsali tarihra var mı? Bu müddet için de adaletsizlik, haksızlık ve her türlü günahlar zirvede idi.Buna rağmen en büyük iman ve Kur'an hizmetini yaptı. Daha fazla detaya girmiyorum, bu kadarı yeter. İşi ferasetinize havale edi yorum. Selam ve dualar.

  • Enes

    14.01.2026 12:01:37

    Allah zamancılara fırsat vermesin. Risalelere yaptıklarını ölsek de unutmayacağım. Risale ile savaşanın bir yapının bahtı açık olmaz. Çaldıkları sorular yüzünden mağdur olan, atanamayan insanların hakkını arayalım diyen yok ama. Nasıl bir dünyaya denk geldik. Soru çalan mazlum deyip savunuyorlar.

  • Mustafa Yalçın

    14.01.2026 11:54:33

    Tebrik ediyorum kardeşim. Muvazeneli bir değerlendirme.

  • Abdullah

    14.01.2026 10:35:45

    Çok tehlikeyi bir cereyanı nazara veren önemli bir yazı. Gazete hergün yazsa yine azdır. Bakın 1940'li yıllarda Üstad'ımız hem bizleri ve hemde güvenlik kuvvetlerini nasıl uyarmış, Emirdağ Lahikasın da geçen bu fevkâkade önemli satırları beraber okuyalım." Beraatımzdan sonra Denizli'de beni tarassudla taciz edenlere ve büyük amirlerine ve polis müdürüyle müfettişlere dedim; Risale-i Nur'un kabiliyet inkâr olmayan bir kera netidir ki, yirmi sene MAZLUMİYET hayatımda, yüzer Risale ve mektupla rında ve binler şakirtlerde hiçbir CEREYAN hiçbir CEMİYETLE dahili ve harici hiçbir KOMİTE ile hiçbir VESİKA ,hiçbir ALAKA 9 ay tetkikatta bulunmamasıdır." Emirdağ Lahikası,2 nolu mektup. Şimdiki gazete ve cemaatın durumuna bakalım.10 sene den beri KG ve bir kısım taraftarları ga zeyi ve cemaatın bir bölümünü kirli, şa ibeli bir yapıyla iltisaklı hale getirdiler. Bu, Yeni Asya Nur cemaatına vurulmuş en büyük darbedir.Bu tip yazılarından dolayı Zafer beyi tebrik ediyorum.

  • HASAN DOĞAN

    14.01.2026 10:34:27

    Öyle bir karmaşık dönemde yaşıyoruz ki zulme uğrayan ve adaletsizlik ile ceza evlerine düşmüş yüzbinlerce masum ve mazlumun hakkını ve hukukunu müdafaa edince,birileri çıkıp vay efendim bunların mensup olduğu camianın günag ve hatalarını niye görmüyosunuz ve kaderin aslında adil olarak onlar buna müstahak demektedirler.Yahu böyle davranarak acaba zalime yardım edip maazallah hud suresinin 113.ayetinde zalimlere en edna bir meyil göstermeyin yoksa cehernnem size de dokunur ayeti hiç hatırlarına gelmez mi acaba?

  • Mehmet Türeli

    14.01.2026 10:25:33

    Risale-i Nur güneş gibidir hiçbir güç onu söndüremez. Gözünü kapayan kendine gece yapar, başkasına zarar veremez. Risale-i Nura engel olanlar ülkenin başına afetlerin gelmesine sebep olurlar. Ülkede, okullarda ve gençliğin huzurunu istiyorsak Risale-i Nuru okullarda ders camilerde vaaz ve hutbe olarak okutulması lazım.

  • S. Pelin Kurukahveci

    14.01.2026 06:23:36

    Hakikati söylemek suç olmasa gerek. Gülenistlerin bu kadarına bile tahammülleri yok elbette. Akıldan uzak saçma sapan idealler ile insanların beyinlerini yıkadılar. Rüyalar ile bir nesli kandırdılar. Olayın bu yönüne hiç bakmıyorlar. Madem suçlu değidi madem davası haktı neden amerikaya kaçtı gelip burda davasını savunmadı!? Üstad hazretleri böyle mi yapmış?

  • Eda Gül Beyaz

    14.01.2026 01:15:51

    5- Son olarak, nerde mazlum varsa onları savunalım, adalet en büyük farzdır. Yönetimde adalet olmadan iman hizmeti olmaz diyenler var. O zaman bu ülkede gerçek manada mazlum olanları neden savunulmasını istemiyorsunuz? Çünkü bu söz malum yapının savunulması için sadece bir paravandır. Yeni Asya okuyucusu bu arkadan dolanmaları yutmamaktadır. Ve Yeni Asya yönetimi gayet makul bir şekilde daha müspet hizmetlere yönelmiştir. Kendilerine çok teşekkür ederim. Muvaffak olmalarını dua ediyorum. Selam ve dua ile...

  • Eda Gül Beyaz

    14.01.2026 01:11:05

    4- Yeni Asya, devleti yönetenlere adaleti tavsiye etmektedir. Doğrusu da budur. Suçsuzların cezalandırılmasının engellemesini salık vermektedir. Bu da doğrudur. Ama cemaat üyeliği suç olamaz diyerekten malum yapının yaptığı tonlarca hukuksuzluğu sıradan bir cemaat işiymiş gibi de gösteremez. Zaten Yeni Asya da bu ayrımı yapmaktadır. Böyle bir yapıya cemaat dersek geröek cemaatler için bir zulüm olmaz mı?

  • Eda Gül Beyaz

    14.01.2026 01:08:09

    3- Bugün özellikle siyasal islamcılarla güç mücadelesine girip kaybeden bir yapı üzerinden mazlum-zalim tasnifi yapmak son derece yanlıştır. Bugün Yeni Asya mazlumları savunacağım diye devleti ele geçirmek için güç mücadelesine giren bir yapıyı savunmamakla isabetli bir iş yapmaktadır. Çünkü bugün kavga ettiklerini en çok destekleyenler bunlardı. Soru çalanlar, Risale-i Nurları sadeleştirme bahanesiyle tahrif edenlrr bunlardı. İslamın emir ve yasaklarını eğip bükenler bunlardı. Nurculuk geleneğinde olmayan gaybubet işlerine girişen bunlardı. Böyle bir yapının nesini savunabiliriz?

  • Eda Gül Beyaz

    14.01.2026 01:04:04

    2- 1950-60 döneminde Demokrat Parti ve Menderes'e verdiği desteğin de iyi anlaşılması gerekiyor. Devlet yönetiminden beklentisi imana hizmet eden Risale-i Nurların neşrine mani çıkarılmamasıdır. Kabaca gölge etme başka ihsan istemem anlayışıdır bu. Bugün devletin yönetimi değişmeden hizmet olmaz düşüncesine gelmek büyük bir stratejik hata olacaktır. Bizim yönetimden beklentimiz hizmetimize mani çıkarılmamasıdır. Gerisi için gayret ve mesai harcamak bize düşmez. Üzerine düşenler uğraşabilir.

  • Eda Gül Beyaz

    14.01.2026 01:00:31

    Yerinde bir uyarı yazısı olmuş. Teşekkür ederiz. 1- Üstadımızın Şeyh Said, Esat Erbili ve Mehmet Akif'in başına gelenler karşısında ne tür bir tavır takındığını göz ardı etmemek lazım. Sözler nam ile Nurların neşrine ve insanlara ulaşmasına mesaisini harcamıştır. Bu muazzam örnek önümüzde duruyor. İbret almayacak mıyız?

  • Osman Yıldırım

    14.01.2026 00:47:00

    İman hizmeti gül yetiştirmeye benzer, gül ise bataklıkta asla yetişmez,adaletin ve hukukun olmadığı toplum bataklığa döner ve orada müspet bir hizmet asla yapılamaz. Bu bakımdan eğer müspet Nur hizmetlerini ihya etmek istiyorsak öncelikle orada adaletin tesisi için azami gayreti sarf etmeliyiz. Adalet isterkende şunun için bunun için değil herkes için istemeliyiz. Efendim adalet istemede ölçüyü kaçirırsak iman hizmetine zaman bulamayız yaklaşımı asla doğru değil,adalet olmadan iman hizmetinin yeşermesi ve neşv u nema bulması asla mümkün değildir,zira adaletin olmadığı yerde zulüm olur,zulmün olduğu yerde de iman hizmeti yapıyorum demek kendini aldatmaktır.

  • Hasan

    14.01.2026 00:14:40

    Yazınızı tebrik ederim. Mevzuyu net bir şekilde anlatmış. Başkaca izaha gerek bırakmamış.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı

En Çok Okunanlar